Aziz Tunç, ”Beni Sen Öldür/Maraş 78” kitabıyla yakın tarihimizin unutturulmak istenen en vahşi katliamını gün yüzüne çıkardı. 4. baskısını yapan kitapta, Maraş Katliamı’nın tüm detaylarını işler. Bu yönüyle daya önceki “Maraş Kıyımı-Tarihsel Arka Planı” adlı kitabın dile getirdiklerinin tamamlayanı, devamıdır. 

Aziz Tunç, 1958 Maraş-Elbistan doğumlu, 70’li yılların sınıf mücadelesi içinde pişmiş, 1978 Maraş Katliamı’nın öncesini ve sonrasını yaşamış, ruhundaki kırılmayı, vicdanındaki rahatsızlığı yenmiş, Maraş davasının cesur bir savunucusudur.

Maraş; çok dinliliğin, çok dilliliğin, iktidar kavgalarının, doğuya açılışın kapısıdır. Egemenlerin kuş uçurtmadığı, yerli beylerle himayesindekilerin, doğu, batı arasında sıkışıp kaldığı, büyük güçler arasındaki çelişkilerin tabana vurduğu yerdir...

Tunç, geçiş bölgesi olan Maraş’ta, kanlı iktidar değişikliklerini, insan sirkülasyonunu, ayaklanmaları, acıları, ölümleri ustaca işlemiş bir yazardır. Hitit’ten Asurlara, Asurlardan Medlere, Medler’den Perslere, oradan Büyük İskender’e, Komagane’ye, Roma’ya, Bizansa, Arap ordularına, Selçuklulara, Moğollara, Osmanlı’ya ve cumhuriyete kadar süregelen kanlı bir sürecin son halkası olan Maraş’a getirir bizi. Ondan önceki Ermeni Katliamı’na da…

Tunç, “Beni Sen Öldür/Maraş 78” kitabında mahalle mahalle, semt semt, ev ev, oda oda Maraş Katliamı’nı işler. Dersîmli, Göksünlü, Afşinli, Elbistanlı, Sivaslı, Gürünlü, Pazarcıklı, Nurhaklıdır bunlar. Kılıç artığı, katliam hikayeleriyle büyümüşlerdir. Zor bela bir arsa edinmiş, biriketten evler kurmuş, işçilik, hamallık, bakkallık, kahvecilik yaparak geçinip giden insanlar. İnsanları fedakar, merttir. Çocukları nişanlı, evli, bekar, öğrencidirler… Durumu iyi olanlar da vardır; iyi evlerde oturur, çırçır işletir, dükkan çalıştırır, ticaretle uğraşırlar… Ve işte o sabah, kapı komşuları, kapılarını kırdıklarında her şeylerini kaybettiler. Kızlar çeyizleriyle, çocuklar ağlamaklı, kocaman gözlerle, ebeveyinler koruyucu bir telaşla, gençler ergin, masum sesleriyle, yeni evliler birbirlerine ve bebelerine sarılmanın acısıyla öldüler…

Aziz Tunç, üşenmeden, yılmadan, çil yavrusu gibi dağıtılmış olan katliam mağdurlarını aramış, bulmuş bir yazardır. Eriştiği bilgileri, iddianame ile karşılaştırmış, kalleş, mezarsız ölümlerin çığlığıyla buluşturmuştur bizi.

Aziz’in kitaplarını okuduğunuzda Maraş’taki Türkçülüğün kof, asılsız, ideolojik bir Türkçülük olduğunu, Maraş’ın bir parça Hitit, Asuri, Luvi, Kürt, Pers, Makedon, Rum, Ermeni, Arap, Türkmen, Çerkez olduğunu, bir parça çok tanrıcı; bir parça Pavlusçu, Manici, Zerdüşt, Hıristiyan, Nasturi, Alevi ve İslam olduğunu, şehir el değiştikçe, ölüm, tecavüz, baskı ve asimilasyonun insanlarda derin travmalara yol açtığını göreceksiniz. 637’de Müslümanların eline geçtiği 1919 Fransız işgaline kadar şehrin defalarca el değiştirdiğini, sıklıkla yaşanan felaketlerin Maraşlının gen havuzunda korkunç dönüşümlere, güvensizliğe, kuşkuya, korkuya, içe dönük travmalara neden olduğunu hissedeceksiniz.

”Beni Sen Öldür/Maraş 78” kitabında, tahminen 30 bin kişinin katliama iştirakinden söz eder yazar. O günkü nüfusun 150 bin olduğu düşünülürse, 30 bin oldukça yüksek bir rakam…

Eskiden beri egemenler, son olarak da ABD, şehrin bu özelliğinden azami ölçüde yararlanmasını bilmişlerdir. Esasen Maraş, yeniliğin, çağdaşlaşmanın, devrimciliğin önünü kesmede, koçbaşı misyonuna sahip bir yerdir.


Maraş Katliamı’ndan çıkarılacak dersler

 Aziz Tunç’un son kitabı, günümüz ve geleceğimizle ilgili önemli dersler içerir:

*  Büyük değişim anlarında emperyalizmin onayını almış burjuvazi, halkın en geri duygularını istismar ederek, en vahşi katliamlara imza atabilir.

*  Gelecekte, din ve milliyetçilik üzerinden kışkırtılmaya müsait bir Maraş’la karşı karşıyayız. Maraş, diğer illere emsal teşkil edecek tarzda Kürt Özgürlük Hareketi’nin tutuşturduğu, diğer dinamiklerin desteklediği devrimci uyanışa bir iç savaşla yanıt verebilir. Pazarcık ve Elbistan’a yönelik bir saldırı, tüm ülkeyi kapsayacak milliyet ve mezhep çatışmalarının fitilini ateşleyebilir.

*  Sokaklarımızda vahşice öldürülen kadınlar, bilekleri kesilen Özgecan, Sivas, Gazi, Gezi benzeri katliamlar, Tunç’un doksan öyküyle anlattığı Maraş Katliamı, “IŞİD” benzeri bir potansiyelin içimizdeki varlığına işaret eder.

*  Egemenlerin, yoksulları aldatmada, azınlıkları asimile etmede kullandıkları, mertlik, kahramanlık, adalet ve cesaret gibi argümanlar, Maraş’ta tuzla buz olmuştur. Yazar; kahramanlık ve milliyetçilik gibi payelerin absürtlüğü üzerinde düşünmeye iter bizi; İngiliz ve Fransızla çatışmamaya özen gösteren bir Maraş’tan, komşusunun (Ermeni, Alevi, Kürt, solcu) canıyla malına kastetmekte sakınca görmeyen, iliklerine dek sömürüldüğü Amerika’ya karşı bir kerecik bile yürümeyen, ABD’nin 2000 askeriyle patriot füzelerini sessizce alkışlayan, Suriyeli sığınmacılara saldıracak kadar şaşkın bir Maraş gerçeğiyle tanıştırır bizi…

*  Tunç’un kitapları, 1980 öncesi süreci iyi okuyamadığımızı, ona denk bir örgütlülük içine giremediğimizi, öğretmenlerin vuruluşundan hemen sonra azınlıkta olan diğer mahalle sakinlerini daha güvenli yerlere taşıyabilecekken, taşıyamadığımızı fısıldar bize. Aynı şekilde ”Baldırı çıplak” diyerek devrimcisinden kaçan tuzu kuru Alevilerle yoksul Alevilerin hata yaptıklarını da… CHP’nin o gün olduğu gibi bizi aldatmaya devam ettiğini de…

* Tunç, kışkırtmalara rağmen katliama bulaşmamış, komşusunu korumuş ve korumak istemiş, Maraş’ın beşte dördünü oluşturan aklıselim, vicdan sahibi insanlardan da söz eder.