Roboskî Katliamı’nı protesto ettikleri gerekçesiyle yargılandıkları davada ”Beraat istemiyorum, kahrolsun faşizm” diyen ve 3 yıl hapis cezası verilen Av. Mesut Aydın, ”Devletin siyasi iradesinin yansıdığı bir mahkemeden beraat istemeyi kendime yakıştıramadım” dedi.
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyken Roboskî Katliamı’nı 2011’de protesto ettikleri gerekçesiyle 14 öğrenci gözaltına alındı, ardında öğrenciler hakkında “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Dava sonunda mahkeme öğrenciler hakkında beraat kararı verdi. Beraat kararına dair savcılık itirazda bulunması sonucu Yargıtay, öğrencilerin “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek”ten cezalandırılmasını isteyerek, beraat kararını bozdu. Mahkeme, şu an 13’ü avukat olan 14 kişiye, ayrı ayrı 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi.
Duruşmada, ”Beraatımı istemiyorum, kahrolsun faşizm” diyen Av. Mesut Aydın, Roboskîli ailelerin dahi yargılandığı davalarda hukuksuzluklara dikkati çekmek istediğini söyledi.
Amaçları unutturmaktır
Roboskî Katliamı’nın gerçekleştiği günlerde okulda sınavların olduğunu hatırlatan Aydın, ”Katliam yaşanmışken bizim ahlaki ve vicdani olarak bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Ve arkadaşlarımız ile birlikte sınavlara girmeme kararı aldık. Yaptığımız eylemin ardından da zaten okulda sınavlar ertelendi. Bunu yapmamızın da esas nedeni bu katliama ses çıkarmak istememizdir. O günleri hatırlayacak olursak önce katliamın olmadığı vb. söylemler ifade edilmişti” diye konuştu. Yargılamayı, katliamları aklama çabası olarak yorumlayan Aydın, ”Cumhuriyetten bu yana katliamlar peyderpey sistematik şekilde devam ediyor. Biz o gün hem katliamın bir tarafı, mağduru ve tanığı olarak sınava girmeyi ahlaki bulmamıştık. Yargılanmaların nedeni açıktır. Amaç unutturmaktır” dedi.
Mahkemenin verdiği beraat kararının, Yargıtay’ın ceza verilmesi yönünde bozulduğunu hatırlatan Aydın, ”Biz hukuku çok tartıştık mahkemelerde ama gelinen aşamada hukuk diye bir şey kalmadı” diye belirtti. Duruşmadaki ”Beraatımı istemiyorum kahrolsun faşizm” şeklindeki sözlerine ilişkin de konuşan Aydın, şöyle devam etti: ”Mahkeme heyetinin yeni bir karar vermesi için ciddi argümanlar öne sürdük. AYM kararlarını sunduk, fakat konu Roboskî olduğu için katliamı kabul etmemek üzerine kurulu olduğu için mahkemeden o noktadan sonra beraat istemek bana çok doğru gelmedi. Arkadaşlarımız ile birlikte yaptığımız eylem bir Kürt, insan ve hukukçu olarak doğru geldi. Beraat kararını kabul etmedim. Çünkü devletin siyasi iradesinin yansıdığı bir mahkemeden beraat istemeyi kendime yakıştıramadım. Orada yargı değil siyasi organ vardı. Bu yüzden de beraat istemedim.”
MA/AMED
Ayakta sayım reddine hücre cezası
Gümüşhane E Tipi Cezaevi’nde ayakta sayım vermeyi reddeden tutsakların tekli hücreye konulduğu bildirildi.
Şırnak’ın Silopi ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı döneminde henüz 17 yaşındayken tutuklanan ve 15 yıl hapis cezası verilen Hamza Arzuman (22), tutulduğu Gümüşhane E Tipi Cezaevi’nden ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde sayım vermeyi kabul etmedikleri için tekli hücreye atıldığını söyledi.
Annesi Bedriye Arzuman ile yaptığı telefon görüşmesinde yaşadıkları durumu anlatan Hamza Arzuman, “Bir hücrede 3 kişi var ve gardiyanlar askeri nizamda sayım almak istiyor. En son gardiyanlar koğuşu bastı ve tutukluların askeri nizamda sayım vermesini istedi. Tutuklular bunu kabul etmeyince tekli hücrelere götürdüler” diye aktardı.
Anne Arzuman, oğlunun askeri nizamda sayım vermeyi kabul etmemeleri durumunda dayatmanın devam edeceğini söylediğini belirterek, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu. Oğlunun Gümüşhane Cezaevi’ne gittiğinden beri sürekli baskı ve tehdit altında olduğunu dile getiren anne Arzuman, gardiyanların daha öncede tutuklulara ‘Elimize geçen ilk fırsatta işinizi bitireceğiz’ tehditlerinde bulunduklarını kaydetti.
Annesiyle tehdit edildi
Mardin’de gözaltına alınan gençler, tehdit ile ajanlık dayatmasına maruz kaldıkları gerekçesiyle İHD’ye başvurdu. Ajanlık teklifi yapılan isimlerden Mehmet Akyüz, polislerin kendisini annesini gözaltına almakla tehdit ettiğini söyledi.
Mardin merkez ve ilçelerinde 14 Şubat günü birçok eve yapılan baskınlarda gözaltına alınan 22 kişi, alınan ifadelerinin ardından sonraki günlerde serbest bırakıldı. Gözaltına alınan gençlere, HPG’lilerin Bagok Dağı ve Ömeryan kırsal bölgesindeki faaliyetlerine dair sorular yöneltildi. Gözaltında bulundukları sırada “ajanlık” dayatmasına maruz kalan gençler, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mardin Şubesi’ne başvuru yaptı.
Nusaybin’de gözaltına alan Mehmet Akyüz (22), götürüldüğü İlçe Emniyet Müdürlüğü TEM Şube’de kendilerini polis olarak tanıtan sivil giyimli kişilerin kendisine ‘Bizimle çalışmanı istiyoruz’ dediğini dile getirdi. Artuklu Üniversitesi öğrencisi olduğunu belirten Akyüz, gözaltında kaldığı dört gün boyunca söz konusu kişilerin dört kez ‘mülakat’ adı altında kendisi ile isteği dışında görüştüğünü aktardı. Akyüz, “Kendileri ile çalıştığım zaman maddi ve manevi yardımcı olacaklarını söylediler. Benden çok şey istemeyeceklerini sadece söyledikleri kişileri tanıyıp tanımadığını soracaklarını söylediler. Buna göre gidip o kişileri tutuklayacaklarını belirttiler” dedi.
Bu talebi reddetmesi üzerine ise ‘Anneni de buraya getirip, karşı hücrene koyarız’ tehdidi ile karşılaştığını söyleyen Akyüz, bu yaşananları avukatına anlatması üzerine söz konusu kişilerin bir daha kendisi ile görüşme gerçekleştirilmediğini kaydetti.
MA/MARDİN