Aylar öncesinde, Erdoğan’ın kendini tanrı yerine koyup, herkesin yaşam tarzına bir biçimde müdahale eden tavırları, Türkiye toplumunda büyük tepkilere yol açmıştı. Birikmiş bu tepkiler yetmiyormuşçasına, halkın dinlenmek için kullandığı Taksim Gezi Parkı'nın şimdiye kadarki yapısını modernleştirmek adına, park alanında var olan ağaçları kesmeye kalkmıştı. Günlerce süren Gezi Direnişinde insanlar öldürüldü. Her biri Demokrasi ve Özgürlük şehidi oldu. Tatlı Berkin ise yaralı kalmış ve aylara yayılan direnişine, genç bedeni yenik düşünce, Gezi Direnişi’nin son şehidi oldu. Erdoğan’ın yapabildiği tek savunma, 14 yaşındaki tatlı Berkin’in eylemci olduğunu iddia etmek oldu. Varsın tatlı Berkin, ekmek almaya gitmiş olmasın da, Erdoğan’ın iddia ettiği gibi Gezi Direnişi eylemcisi olsun. Bu, tatlı Berkin’i özgürlük ve demokrasi mücadelesinin tarih sayfalarında daha da onurlandıracaktır.
Erdoğan, Türkiye’de yarattığı toplumsal karmaşa ve tepki ortamını toparlamada ve yönlendirmede artık zorlanıyor. İktidarda bulunduğu süreç boyunca yaşadığı en kötü dönemi geçiriyor. Türkiye’nin demokratikleşme sorununa cevap oluşturamadığı gibi toplumsal çatışma ortamını da kaygısızca kaşıyıp duruyor. Yaptığı seçim mitinglerinde, Berkin’in ailesine atıp tutması, hiç de ekmek almaya gitmediğini, cebindeki sapan ve demir bilyelerle meydandaki protestoya katıldığını söylemesi, geri kalan başbakanlık itibarını da bitirdi adeta.
Hükümet polisinin attığı gaz fişeği ile komalık olup, uzun bir yaşam mücadelesi ardından hayatını kaybeden 14 yaşındaki tatlı Berkin için, tüm Türkiye ayağa kalkmışken, "koskoca” başbakanın kalkıp Berkin’in cebindeki bilyeleri suç delili sayması, hiçbir siyasi kültür ve adaba sığmıyor. 14 yaşındaki taptaze çocuğu öldüren, milletin canına okuyan, birikmiş şoven hıncını elindeki cop, gaz ve silahlarla halkın başından çıkaran senin polisin olmasına rağmen, hala çıkmış öldürttüğün çocuğu suçlu gösteriyorsun. Tatlı Berkin, sadece bir çocuktu Erdoğan "Bey.” Tıpkı hayvanlarını otlatmaya çıkan Ceylan Önkol gibi… Tıpkı okul öğrencisi Uğur Kaymaz gibi… Ve senin iktidarın döneminde Kürdistan’daki polisinin eliyle öldürülen, seksen üç günahsız ana kuzusu çocuk gibi...
İşte bu yüzden de Berkin’in yüreği yaralı anasını, en çok da Kürt anaları anlayabilmektedir. İşte bu yüzden tatlı Berkin’i en anlamlı sahiplenme eylemini, şu anda Amed’de Hevsel Bahçelerinde, Gezi Parkı'ndakine benzer nedenlerle direnen Amedli gençler gerçekleştirmekteler. Gezi Direnişini, nasıl ki Ortadoğu Kadın Konferansını toplayan Amed’li kadınlar selamlayıp sahiplendilerse, Berkin’i de bu gün Hevsel Bahçelerinde direnen Amed’li gençler sahiplenmekteler.
Hevsel’deki Amed’li gençlerin kamplarına, "Berkin Elvan Ekoloji Kampı” demesi, derin anlam kazandırmıştır. Hevsel ormanının binlerce ağacını kesip TOKİ inşaatına açmak, bu doğa kıyımını yapmak, toplumsal bir kıyım yapmak kadar tavır gerektiren bir durumdur. Çünkü Hevsel, Amed’in ciğerleridir. Amed’in nefesidir. Amed’in estetiği ve güzelliğidir. Hele surlarla karşılıklı bakışmaları var ki, demeyin dursun. Amed’in tarih bilincidir aynı zamanda Hevsel. Şeyh Said isyanında, isyancılara ev sahipliği yapmış, koruyup kollamış, kucaklamış. İsyancıların kanıyla sulanmış. Kim bilir isyancılardan kaçı yatmakta güzelim ağaçların gölgesinde. Yine, faili meçhul cinayetler mezarlığına çevrilmiş yakın tarihte Hevsel. Bulunmayı bekleyen kaç can gömülüdür orada kim bilir. Binlerce yıllık yaşlı bir tarih abidesidir Hevsel, bilinmeyi bekleyen. Ah bir dili olsa da konuşsa bütün bunları Hevsel.
Orada binlerce yıldan beri dimdik ayakta duran yaşlı ağaçlar bilir tüm bunları. Şahididir orada yaşanılan her şeyin. Nasıl razı olunur ki kesilmelerine şimdi. Nasıl kıyılabilir ki yedi kat yere kök salmış yaşlı ağaçlarına? Ağaç deyip geçmemek gerek onlara. Nasıl insanın hakkı varsa bu dünyayı yaşamaya, onların daha fazla hakkı vardır aynı dünyayı paylaşmaya. Hem hak olarak hem görev olarak yaşamalıdır onlar. Birer canlı olarak hakkıdır yaşamak. Ama bir de görevidir onların, yaşatmak için yaşamak. Gezi Parkındaki ağacın da Hevsel’deki ağacın da ortak amacıdır, yaşatmak için yaşamak.
Leviathan bu olsa gerek. Toplumun karşısına dikilen kapitalist çağın canavarı. Yutuyor her gün; toplumu, insanı, kadını, erkeği, genci, çocuğu, Berkin’i Ceylan’ı, Uğur’u, ağacı, ormanı, suları, toprağı ve daha neleri, daha kimleri…
Gezi’deki ağacı da, Hevsel’deki ormanı da kesen, Berkini’de, Ceylan ve Uğur’u da, Ethem’i de vuran, Roboskî’li annenin de Gezi’deki Berkin annesinin de yüreğini yakan, bu gün HDP’ye de BDP’ye de hunharca saldıran, aynı canavarlaşan zihniyetin izdüşümüdür. Ortalığa salan da Erdoğan’ın kendisidir. Bu canavarlaşmaya artık tavır koyup, Erdoğan’a "DUR” demenin, Barış, Özgürlük ve Demokrasiye, "GEÇ” demenin işte tam zamanıdır 30 Mart.
Berkin’le Hevsel kucaklaşması
Türkiye Demokrasi Şehidi olan Berkin Elvan’ı anıyor, yüreği yaralı ailesine başsağlığı diliyorum.