Berlin’deki panele Sol Parti (Die Linke) Federal Almanya Parlamentosu Milletvekili Ulla Jelpke, avukat Jutta Hermanns, Kürt siyasetçi Rıza Baran, tertip komitesi adına Baki Selçuk ve Erkan Demirtaş katıldı. IG Metal Haus’ta yapılan panel TC’nin son hava saldırılarında yaşamını yitirenler anınısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Modaretör Erkan Demirtaş kampanyanın amacı ve şu ana kadarki seyri hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

Çözüm yöntemleri Kürtlere uygulanmıyor
İlk sözü Avukat Jutta Hermanns aldı. Hermanns, konunun, uluslararası boyutu ve evrensel hukuk açısından da taşıdığı öneme vurgu yaparak dünyada bu yönlü sorunların çözümünde uygulanan yöntemlerin Kürtlere uygulanmadığını belirtti. Avukat Hermanns, kampanyanın her açıdan hukuka uygun olduğunu, taleplerin azami değil asgari bile sayilabileceğini belirterek, kampanyalarda kimsenin çekince duymaması gerektiğini vurguladı. Kürt siyasetçi ve Yeşiller Partisi eski milletvekili Rıza Baran da Almanya’da Kürtçenin anadil olarak hangi zorluklarla karşı karşıya olduğunu anlattı. Baran, kendisinin hem bir öğretmen olarak ve hem de siyasetçi olarak bu konudaki tecrübelerinden örnekler verdi.

PKK yasağı kalkmalı
Ulla Jelpke ise Alman devlet politikalarını anlattı ve bu yıl Kürtlerle ilgili verdikleri soru önergesine değindi. Hükümetin verdiği cevabı hatırlatan Jelpke „Kürtlerin sayısını 800 bin olarak verdiler. Oysa bu da tam olarak sayıyı yansıtmıyor. Ben 1 milyon olarak düsünüyorum, bu kadar nüfusa sahip bir halkın meşru hakları da vardır“ dedi. Kampanyayı desteklediklerini belirten Jelpke, PKK yasağınında mutlaka kalkması gerektiğini söyledi. Jelpke, Kürtlerin haklarına kavuşmasında PKK yasağının kaldırılmasının önemli bir yeri olduğunu vurguladı.
Komite sözcüsü Baki Selçuk da Türkiye’nin son saldırı ve operasyonlarını şiddetle kınayarak konuşmasına başladı. Selçuk, kendilerinin de dayanışma ve destek amacıyla Kürt halkının haklı ve meşru taleplerinin yanında olduklarını Almanya Göçmen İşçileri Federasyonu (AGİF) olarak buna aktif katılım sağladıklarını belirtti. Selçuk çalışmalar kapsamında Almanya’nın çok sayıda kentinde miting, panel, seminer düzenlendiğini ve bilgilendirme standlarının açıldığını söyledi. Selçuk, 1 Eylül’de Parlamento’da bir basın açıklaması yapılacağını ve BDP’den de katılımın olacağını söyledi. Selçuk devamla Tatort Kürdistan’ın eylemlerinin de bu çalışmaları destekleyeceğini, ayrıca 1 - 15 Eylül arasında 100 bin imza hedeflediklerini dile getirdi.

Nürnberg’te panel
Kampanya çerçevesinde Pazar günü Nürnberg Medya Halkevi’nde de bir panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak Avrupa Parlamentosu eski Milletvekili Feleknas Uca, Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) temsilcilerinden Bahattin Doğan ve yazar Haydar Işık katıldı.

YEK-KOM Temsilcisi Bahattin Doğan, Türkçe ve Kürtçe olarak gerçekleştirdiği sunumda, kampanyanın süreci ve hedefleri konusunda bilgilendirme yaptı. Kampanyaya katılarak destek sunan 25 kurum olduğunu, hedeflerinin 100 bin imzaya ulaşarak bu imzaları 15 Eylül’den sonra noter ve avukatlar aracılığıyla Berlin Parlamentosu’na sunmak olduğunu belirtti. Doğan, katılımcılara ve kampanyaya destek veren örgütlere teşekkür etti.

Kürtler kampanyaya destek vermeli
Feleknas Uca da Kürtçe yaptığı konuşmada, „Kürt Kimliği Tanınmalıdır“ şeklindeki mücadelenin Alman Anayasası’ndaki eşitlik ilkesine uygun olduğunu vurguladı ve Kürtlerin Almanya’da yaşayan en büyük göçmen gruplardan biri olduğuna dikkat çekti. Uca devamla, Kürtlerin geldikleri ülkelerin vatandaşları şeklinde (Türk, Arap) adlandırılmalarına son verilmesi için, bütün Kürtlerin bu kampayaya destek olması gerektiğine vurgu yaptı.
Panelde söz alan yazar Haydar Işık da Dersim katliamından anılarını, ortaokul müdürlüğü yaptığı dönemde Kürtçe yayın yapan Erivan radyosunu bile dinlemelerinin engellendiğini ve kendi yaşamında kırılma noktalarına değindi. Işık „Kürtler kimliğine sahip çıkmalıdır, kimlik onurdur“ dedi. Panelistlerin konuşmalarından sonra kampayaya destek sunan kurum temsilcilerine söz hakkı verildi.

Kürtlerin geleceğini belirleme hakkı var
ATİF’i temsilen söz alan Mahmut Özkan, TC devletinin ve AKP hükümetinin imha ve inkar politikalarının devam ettiğini ve Güney Kürdistan köylerini bombalayarak insanları katleden saldırıları şiddetle kınadıklarını belirtti. Kürt ulusunun kendi geleceğini özgürce belirleme hakkının temel bir hak olduğunu ve meşru demokratik taleplerin kazanılmasının yolunun mücadeleyle olacağına vurgu yaptı. „Kürt kimliği tanınmalıdır“ kampanyasına destek sunduklarını belirten Özkan, kampanyanın talepleri içinde düşünsel olarak paylaşmadıkları bazı anlayışlar olmasına karşın, Kürtlerin göçmen grubu olarak kimliklerinin tanınması mücadelesinin meşru ve haklı olduğunu ve bütün ilerici kesimlerin bu doğrultuda kampanyaya destek sunmaları gerektiğine dikkat çekti.
ATİF, AGİF ve DİDF taraftarlarının da destek verdiği etkinliğe 100’den fazla kişi katıldı.

 YEKO ARDIL/BERLİN - Y.ÖZGÜR POLİTİKA/NÜRNBERG