Berlin Kürt Veliler Derneği (YEKMAL) Dünya Anadil Günü vesilesiyle ”Berlin’de şehir yaşamında çoğulculuk ve çok dililik hakkı” konulu bir sempozyum düzenledi. Berlin Eğitim, Gençlik ve Aile Komitesi Başkan Vekili Stefanie Remlinger YEKMAL’e daha çok imkan vermek istediklerini ve bir sonraki yıl yapılacak Anadil Günü’ne kadar YEKMAL’in bir okulunun olmasını umduğunu dile getirdi.
Dil kimliktir
YEKMAL proje koordinatörlerinden Cornelia Rasulis ile birlikte açılış konuşmasını yapan YEKMAL koordinatörü Günay Darıcı, sempozyumu düzenlemenin kendileri için çok önemli olduğunu çünkü anadilin kimliklerin en önemli parçası olduğunu söyledi.
Anadilin özellikle çocuklar için önemli olduğunu ifade eden Darıcı, ”İki dil çocuklar için sadece aileleri ile diyalog kurmak için değil, aynı zamanda zihinsel gelişimleri, toplumsal yaşama katılımı, sosyalleşmesi için de çok önemlidir. Her halk, her grup kendi rengi ile var olabilmeli” dedi. Herkesin kendi rengiyle toplumsal yaşama katılabilmesinin gerekli olduğunu belirten Darıcı, çalışmalarıyla mevcut ihtiyaçlara cevap olmaya çalıştıklarını ifade etti.
Senato: YEKMAL iyi işler yapıyor
Sempozyumda konuşan Berlin Eğitim, Gençlik ve Aile Komitesi Başkan Vekili Stefanie Remlinger ise YEKMAL’in çok iyi bir çalışma yaptığını, kurumun önündeki bürokratik engellerin giderek azalacağını söyledi. Şimdiye kadar Alman politikasında çok büyük hatalar yapıldığını kaydeden Remlinger, özelikle de anadil önündeki engellerin büyük sorunlara neden olduğunu dile getirerek şunları kaydetti:
”Her dil zenginliktir, bunu her gün daha çok tecrübe ediyoruz ve bu zenginliği koruyabilmeliyiz. AB, anadil hakkı üzerinde çok iyi gelişmeler katediyor; hatta bizim Berlin’de yapmaya çalıştığımızdan da öte, her çocuğun kendi anadilini öğrenmesini mümkün kılacak hazırlıklar yapılıyor. Çocukların ilk okuldan başlayıp yetişkin olana kadar anadillerini nasıl devamlı öğrenecekleri ile ilgili çalışma yapılıyor.”
Remlinger, Senato olarak YEKMAL’in çalışmalardan oldukça memnun olduklarını, bundan sonra YEKMAL’e daha çok imkan vermek istediklerini ve bir sonraki yıl yapılacak Anadil Günü’ne kadar YEKMAL’in bir okulunun olmasını umduğunu dile getirdi.
Nicel araştırmalar oldukça sorunlu
”Berlin’de yaşayan göçmenlerin yaşam ve dilleri üzerinde kavramsal bir tartışma” temalı sunumuna Kürtçe başlayan Albert-Ludwigs-Freiburg Üniversitesinden Prof. Dr. Katharina Brizic ise Kürtçe öğrenmeye başladığını, bir sonraki seminerde konuşmasını Kürtçe yapmak istediğini vurguladı.
Özellikle göçmen topluluklarla yapılan nicel araştırmaların oldukça sorunlu olduğunu belirten Brizic, bu tür araştırmalarda mesela Kürtler gibi devlet sahibi olmayan göçmen grupların geldikleri ülkelerin baskın kimlikleri ile tanımlandıklarını söyledi. Brizic, yaptıkları araştırmada da bu sorunun net olarak ortaya çıktığına dikkat çekti. Viyan’da yaptıkları sorgulamada çocukların sadece yüzde 10’unun evde Kürtçe konuştuğunu, yüzyüze görüşmelerde bu sayının yüzde 40’a çıktığını belirtti.
Kürt öğrencilerin kimlikleri yok sayılıyor
Brizic, Kürt öğrencilerin öğretmenleri ya da devlet kurumları tarafından Kürt ya da Arap olarak tanındıklarını, kendi anadillerinin yok sayıldığını, bunun da Kürt çocuklarının yanlış değerlendirilmesine neden olduğunu ifade etti. Brizic, öğrencilerin kendi anadillerinde değil Türkçe testlere tabi tutulduğunu ve onun için de ”Geri kalmış”, ”Zeka seviyesi düşük” diye damganlandıklarını ve bunun da çocuklar üzerinde olumsuz etki yarattığını belirtti. Kürt çocuklara anadilleri sorulmadan seçmeli Türkçe dilinin yazıldığına dikkat çeken Brizic, bununla ayrımcılık olduğunu ifade etti.
Dil ayrımcılığı, derin etki bırakır
Programın öğleden sonraki kısmında ise ”Eğitime erişim”, ”Ayrımcılık” ve ”Anadili teşvik” ismiyle atölyeler yapıldı. Merih Ergün’ün moderatörlüğünü yaptığı ”Çoğulculuk ve çok dillilik hakkı” oturumunda konuşan barış pedagojisi çalışmaları ile bilinen Dr. İlse Schimpf-Herken, 1979’larda Şili’de Mapuça kadınlarıyla yaptığı tartışmaları anlattı. Okullarda barış pedagojisi alanında seminerler verirken, azınlık dillerinin üzerindeki baskılardan bahsettiklerini ve bunun üzerine seminerlere katılan bazı öğrencilerin ağlamaya başladığını söyledi. Azınlıkların kendi dillerinden dolayı ayrımcılık yaşadığını belirten, “Bu olay beni çok etkiledi. O zamandan sonra benim için bireysel biyografi her zaman akademinin güçlü bir parçası oldu” dedi.
Kürtlerin çok dilliliği korunmalı
Panelde konuşan YEKMAL koordinatörü Günay Darıcı,da 24 yıldır Berlin’de, iki yıldan beri de Almanya genelinde aktif olan YEKMAL’ın sadece Kürtler için değil tüm göçmenlere büyük hizmetler sunduğunu söyledi. Kürtlerin çok dilliliğinin korunması gerektiğine dikkat çeken Darıcı, ”Ben 1997’de YEKMAL’de çalışmaya başlayınca 2-3 kişiydik, bugün onlarca çalışan arkadaşımız var. Yıllar süren mücadeleden ve çalışmalardan sonra nihayet 2014’de ilk iki dili yuvamızı açtık. Bu yıl da, ikinci iki dilli yuvamızı açtık. 2017’den beri bir okulda YEKMAL üzerinden dil kursu veriyoruz. Senato daha önce Kürtçe dersler için gidip Türk konsolosluğundan öğretmen sorun diyordu ama şimdi Senato’da anadillere bakan bir büro var ve bu büro üzerinden de çalışmalar daha iyi gidiyor“ diye konuştu.
Almanya dil konusunda çok gerici
Panelin konuşmacılarından olan gazetemizin editörlerin Kürdolog Luqman Guldivê, ilkokula başladığında baskıyla kendisine Türkçe öğretildiğini ve bundan dolayı da okulu sevmediğini söyledi. Guldivê, 8 yıl önce kızı olduktan sonra bir çocuk kitabı yazdığını, sonrasında çocuk kitapları yazmaya devam ettiğini dile getirdi.
Almanya’nın dil politikasında çok gerici bir tutumun hakim olduğunu belirten Guldivê, kendisinin parkta çocuğuyla Kürtçe konuştuğu için Alman ebeveynler tarafından neden Almanca konuşmadığı konusunda uyarıldığını belirterek şunları söyledi: ”Ebeveyn ile çocuğunun hangi dilde anlaştığı hiç kimseyi ilgilendirmez. İsteyen istediği dilde çocukları ile iletişim kurar. Umarım Almanya’da da bu konuda toplumda bir değişim yaşanır ve bu tek dillilik dayatması ortadan kalkar.”