Seminer 8 yaşındaki Kürt kızı Canê’nin Kuran’dan bir süre okumasıyla başladı. Ardından Hafız Ahmet Turhallı konuştu. Turhallı, “Kadın cinayetleri ve zulmü, hırsızlık, hak inkarı ve gasp dinde yoktur, bunları biz kendimize din olarak yaratmış bulunuyoruz. Kuran’da Allah, ‘Vay onların haline ki namaz kılıp yaşamında tersini yaşıyorlar’ diyor. Bu nedenle biz ailelerimizi, kadınlarımızı ve çocuklarımızı kendi camilerimize davet ediyoruz. ” dedi. 

CÎK Kadın Hareketi Sözcüsü Hatice Turhallı da, İslam’da kadının durumu ile ilgili bir sunum yaptı. 


Altın harflerle yazılıyor

Turhallı, insanların kadın ve erkek olarak eşit yaratıldığını şu ifadeyle dile getirdi:”İslam, kadın ve erkek ceza da, günahta ve sevapta eşittir diyor. Bizler ise uydurma hadis ve eski kültürlere ait olan hurafeleri dine malettik. Kürdistan Özgürlük Mücadelesi kadını saflara çekerek geliştirmiştir. Bu mücadelede somürgecilerin tüm ahlaksızca iftira va karamalarına rağmen kadın en üst düzeyde mücadelesini sürdürmüştür. Cezaevi, dağlar, sanat ve kitle çalışmalarına kadar emek vermiş, şahadeti yaşamış ve sömürgecilere büyük kayıplar vermiştir. Kobanê bunun en büyük örneğidir. Devletlerin bile korktuğu DAİŞ’e karşı büyük mücadele vermiş ve barbar Türk ordusuna karşı da kahramanca savaşmıştır. Tarih şimdiden Kürt kadının mücadelesini altın harflerle yazıyor.”


‘Bugün cahiliye ve vahşet dönemidir’

Hatice Seviptekin de Kürtçe yaptığı sunumunda şunları söyledi: “İnsanlığın bugün geldiği seviyeyi kadınlara borçluyuz. Bu rolü görülmek istenmese de gerçek böyledir. Kadının, yaşamın her alanında her şeyde emeği ve mücadelesi vardır. İslam, hukuk, hakikat ve insanlık dinidir. Barış ve kardeşlik dinidir. Kadının İslam’daki yeri ve önemini kavramak için Hz. Asiye’nin Firavun’a karşı yürüttüğü mücadeleye iyi bakmamız lazım. Teslim olmuyor, saraya kapanmıyor, sonuna kadar mücadele ediyor. Bugün Kürt kadınlarını devletin zulmüne karşı sessiz kalmaya, evinde oturmaya zorlayan bir sistemle yüzyüzeyiz. Kürdistan’da bugün yaşanan aslında cahiliye ve vahşet dönemidir. Bugün tanklarla, toplarla kadınlar ve çocuklar toprağa gömülmektedir. Çırılçıplak soyularak cesetleri teşhir edilmektedir. Kızının cesedini günlerce buzdolabında saklayan annenin sonraki yaşamını düşünebiliyor musunuz? O anne her şeye rağmen mücadele diyordu, êdî bes e diyordu. İslam adına kendisine saray yaptıran günümüz firavunlarını düşünün. Oysa Asiye bunu reddetmişti.”



YEKO ARDIL/BERLİN