FEHMİ KATAR / BERLİN 


Almanya’nın başkenti Berlin’de devam eden Kürt Kültür Günleri kapsamında ‘Jineoloji’ paneli gerçekleştirildi. Werkstatt Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve akademisyen Dilar Dirik ile Kürt Kadın Hareketi’nin Avrupa temsilcilerinden Yvonne Heine’nin sunum yaptığı panel, kadınlardan büyük ilgi gördü.

Avrupa feminizmi Avrupa merkezci

İlk konuşmayı, uzun süre Rojava’da bulunan ve Jineoloji üzerine araştırmalar yapan Yvonne Heine yaptı. Heine, kadın mücadelesini yerinde görmek için Rojava’ya gittiğini anlattı. 

Jineolojinin sadece Kürt Kadın Hareketi tarafından geliştirilmesinin tesadüf olmadığını kaydeden Heine, Avrupa’daki feminizmin Avrupa merkezci olduğunu, bundan dolayı da jineolojinin Avrupa’da değil de, kadın gücünü ortaya çıkaran Kürt kadınları tarafından ortaya çıkarıldığını belirtti.  

Jineolojinin amacının topluma ihtiyacı olan bilimi geri vermek  ve kadınların öz örgütlülüklerini sağlama yoluyla kendi olmalarını sağlamak olduğunu belirten Heine, en çok yoğunlaştığı konulardan birinin de siyaset olduğunu aktardı.  Heine, siyasetin sadece partilerden oluşmadığını, egemenleri ayakta tutmak yerine toplumun ihtiyacını karşılayan, herkesi kapsayan bir siyasetin olması gerektiğinin altını çizdi. Heine, jineolojinin Rojava’daki okulların başlıca derslerinden biri olduğunu, akademiler aracılığıyla toplumun tüm kesimlerine ulaştırıldığını kaydetti. 

Kürt kadınların mücadelesi uzun süre görmezden gelindi

Kürt kadın hareketi ve mücadelesi üzerine akademik araştırmalar yapan Dilar Dirik ise, Kürt Kadın Hareketi’nin kendini nasıl pratikleştirdiği üzerine bir sunum yaptı. Kürt kadınların uzun süre var olma mücadelesi verdiğini belirten Dirik, bunun egemenler tarafından uzun süre görmezlikten gelindiğine dikkat çekti. 

Dirik, Êzîdî katliamından sonra batı medyasının DAİŞ tarafından köleleştirilen Kürt kadınları öne çıkardığını, onları kurban göstererek bölgeye müdahalelerine neden oluşturduğunu ancak orada savaşan Kürt kadınlarını görmezlikten geldiğini söyledi. Kürt kadın hareketinin ise bu durumu örgütsüzlüğün sonucu olarak görüp, orada Êzîdî güçlerinden oluşan bir özsavunma örgütlediğini hatırlattı. 

Rojava’daki savaşın en önemli ögesinin kadınlar olmasına rağmen Batı medyasının savaşan kadınları oryantalist bir anlayışla yansıttığını yineleyen Dirik, “Rojava’daki çocuklar bile orayı Kürt kadınlarının kurtardığını, Arîn Mîrkan gibi kadınların oradaki savaşın kazanılması için çok can verdiğini biliyor” diye konuştu. 

Jineolojinin kendiliğinden gelmediğini, çok uzun süren bir savaşın mücadelesinin sonucu olarak ortaya çıktığını belirten Dirik, “Jineoloji’nin hazır bir formülü yoktur. Jineoloji bir süreçtir” dedi. 

Devlet çözüm değil sorundur

Demokratik konfederalizm ve jineoloji arasındaki bağa da değinen Dirik, “Tarih devletle başlatılmaz, çünkü devlet tarihi boyunca erkek egemenlikçi sistemle iç içe” dedi. Dirik daha sonra Rojava’da uygulanan sistem üzerine örnekler vererek, her yer komünler kurulduğunu, halkın kendi ihtiyaçlarını karşıladığını belirtti. 

Son olarak “Kendimizi savunmak için kendimizi tanımamız lazım” diyen Dirik, faşist egemen sisteme karşı mücadelenin yaygın örgütlenmeyle mümkün olacağını kaydetti. 


Foto: Elif Küçük