12 Eylül vahşetine karşı bedenlerini ateşe veren ve "Dörtler" olarak Kürt siyasal tarihinin sembolü haline gelen Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Eşref Anyık ve Mahmut Zengin'i anlatan arkadaşları Beşir Dündar, "Baharın gelişini Newroz ile kutlamamıza rağmen ilkbaharda hep acı duyuyorum. İlkbahar 31 senedir bana huzur vermedi" diyor.
DTK üyesi ve İHD Mardin Şube Sekreterik Beşir Dündar (53), Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi'nde beraber kaldığı "Dörtler"i anlattı. 27 Ocak 1981 ile 1 Temmuz 1987 tarihleri arasında Diyarbakır Cezaevi 33. koğuşta tutulan Dündar, Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Eşref Anyık ve Mahmut Zengin ile 14 ay boyunca 33. koğuşta kaldı. "Ferhat arkadaşı cezaevi öncesi tanıyordum" diyen Dündar, şunları anlattı: "O'na dost da düşman da saygı gösteriyordu. İnsanlıktan nasibini almış bazı gardiyanlar bile Ferhat arkadaşa zulüm ve işkence yaptığında ondan utanıyordu. Ferhat arkadaş, 33. koğuşta Esat Oktay Yıldıran'ın tüm baskı ve zulmüne rağmen Necmi Öner, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve birkaç arkadaşa daha Kürtçe dersini veriyordu. 33. koğuş şartlarında Kürtçe dersi vermek büyük bir irade ve geleceği inşa etme öngörüsüydü. Ferhat arkadaş derin bir şekilde düşünerek, 20-30 sene sonrasının hesabını yapıyordu."
Mazlum'un izinde
Kurtay, Öner, Anyık ve Zengin'in Mazlum Doğan'ın 21 Mart gecesi bedenini ortaya koyarak yaptığı eylemi yükseltmek ve dört duvar arasında uygulanan baskı ile yaşanan zulme karşı bir yol bulmaya çalıştığını söyleyen Dündar, cezaevinde kurulan komün komite başkanı olan Kurtay'ın eylemleri öncesi kendilerini topladığını ve Mazlum Doğan'ın 21 Mart gecesi gerçekleştirdiği eylemin anlamı üzerinde tartışma yürüttüğünü söyledi. Dündar, "Ferhat Kurtay, Mazlum arkadaşın eylemine karşılık verilmesi ve sahiplenmesi gerektiğini vurguladı" dedi.
Eylem öncesi vedalaştılar
"16 Mayıs gecesi saat 03.30'da Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Eşref Anyık ile Mahmut Zengin bedenlerini ateşe vererek, Kürt halkını aydınlatılmasına vesile oldu" diyen Dündar, bu gecenin öncesinin de Dörtlerin eylemi kadar önemli olduğunu belirtti: "Ferhat arkadaş, eylem öncesi hepimizle tek tek konuşarak, vedalaştı. Ama hiçbirimiz bu vedalaşmanın anlamını anlayamadık. Çünkü Kurtay, Öner, Anyık ile Zengin arkadaş o gece hepimize sigara dağıtarak, adeta koğuşta bir eğlence havasını yarattı. 33. koğuşun şartlarında bir sigarayı içmek bile büyük bir şeydi. Arkadaşlara şiir okutup, şarkı söyleterek bir Kürt düğününde eğlence adına yapılan tüm güzellikleri yaparak, eylem öncesi geceyi süsledi."
Ateşler içinde 'Bijî PKK'
Kurtay, Öner, Anyık ile Zengin'in zamanını dolu dolu geçirdiğini belirterek, "Onların varlığı tüm mahkumlar için bir umut ve büyük bir güçtü" diyen Dündar, eylem anını ise şu cümleler ile anlattı: "Onlar gerçek örgütlülüğü temsil ediyorlardı. 33. koğuştaki tüm örgütlenme çalışması Kurtay, Öner, Anyık ile Zengin tarafından yapılıyordu. Gece saat 01.00 olduğunda Ferhat, tüm arkadaşların uyuması ve herhangi bir olay için nöbetçi kalan iki arkadaşı uyardı. Nöbetçi kalan arkadaşlar dışında hepimiz yattık. Gece saat 03.30 sıralarında büyük bir patlama sesi ile uyandık. Ben Ferhat arkadaşın üst ranzasında yatıyordum. Dışarı baktığımızda kalorifer kazanının bulunduğu yerde yangının çıktığını gördüm. Yangını söndürmek için koridora çıktığımızda ateşler içinde Ferhat arkadaşın oturmuş bir şekilde Öner, Anyık ile Zengin de başlarını Ferhat arkadaşın dizlerine koyarak 'Bijî Kürdistan', 'Bijî PKK' sloganını atıyorlardı. İlk 1-2 dakika içerisinde ateşi söndürmek için müdahale ettiğimizi gören arkadaşlar, 'Bu eylem bireysel bir eylem değildir. Bu eylem siyasidir. Hiçkimse kesinlikle müdahale etmesin. Kimse korkmasın. Bu eylemden sonra şartlar daha da iyileşecektir' dedi. Bazı arkadaşlar yaşanan tablo karşısında daha fazla dayanamayarak, ateşi söndürmek için arkadaşlara su dökmeye başladı. Onları ateşin içinden çıkardık. Yere battaniye ve halı sererek, Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Eşref Anyık ile Mahmut Zengin arkadaşın vücutlarıyla üzerine koyduk."
'Arkadaşları koru…'
O gün yaşananları anlatırken duygulanan ve gözyaşlarına hakim olamayan Dündar, sözlerine şöyle devam etti: "Ferhat mamoste nasılsın dedim. Ferhat arkadaş ise, 'bir yastık getir başım ağrıyor' dedi. Fakat Ferhat arkadaşın hiçbir yerine dokunamıyordum. Vücudunun her yeri yandığı için eti parça parça dökülüyordu. Başını tutmaya çalıştım. Başının altına yastık koydum. Ferhat arkadaşa kendini nasıl hissettiğini sordum. Ferhat arkadaş ise 'arkadaşları koru bana bir şey olmaz' dedi. Ferhat arkadaş gibi bir kahramanı, bir yoldaşı, vicdan sahibi biri olarak O'nu anlatmaya kelimeler yetmez. Ferhat arkadaşı günlerce anlatsam bile O'nun kahramanlığı ve kişiliğini ifade edemem. Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Eşref Anyık ile Mahmut Zengin PKK'nin çizgisinde kendilerini net bir şekilde örgütlemişlerdi. PKK'nin ahlak ve felsefesini somut bir şekilde yaşıyorlardı."
'Birer semboldürler'
Aradan geçen 31 senedir her gün Dörtleri biraz daha anladığını ifade eden Dündar, "Onlar, Kürt ve Kürdistan için, demokratik özgür yaşam için birer semboldürler" dedi ve ekledi: "Eşref Anyık, yüzde yüz PKK çizgisinde olan bir militandı. Anyık, hem cezaevi süreci öncesi hem de cezaevinde bunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Mahmut Zengin, çok sessiz bir arkadaştı. Biri onu konuşturmasaydı günlerce konuşmayabilirdi. Ama söz konusu yardımlaşma, dayanışma ve davaya sahiplenme oldu mu? Hiçbir şekilde taviz vermezdi. Necmi Öner, örgütlü ve cesur bir arkadaştı."
'İlkbahar olunca içim daralıyor'
Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Eşref Anyık ile Mahmut Zengin şahadetinden sonra artık sonbaharı sevmeye başladığını belirten Dündar, "Arkadaşların şahadetinin verdiği etki ile ilkbahar olunca içim daralıyor. Nefes alamıyorum. Baharın gelişini Newroz ile kutlamamıza rağmen ilkbaharda hep acı duyuyorum. Mart, Nisan ve Mayıs aylarında o kadar değerli şahsiyetleri yitirdiğimiz için ilkbahar 31 senedir bana huzur vermedi" diyor.
MEHMET ŞERİF EDİŞ-DİHA/MARDİN