AKP Hükümeti'nin 22 maddelik yasa teklifini değerlendiren Beştaş, BDP ve Kürt siyasi hareketi olarak uzun yıllardır Türkiye'de ÖYM'lerin, özel hukukun karşılığının olmadığı noktasında yoğun çalışmaları olduğunu ve mücadele ettiklerini hatırlattı. Beştaş önceki gün Meclis'te açıkladıkları alternatif paketi hatırlatarak, "Hükümetin açıkladığı paket ile bizim paket örtüşmüyor. Ancak bizim amacımız demokrasi güçleriyle birlikte AKP'yi demokratikleşmeye zorlamaktır. AKP'nin demokratikleşme dışında bir çıkışı yoktur. Bu paketleri çıkartan güç, başta Kürt hareketinin mücadelesi ve ödemiş olduğu bedellerdir. Bu bedeller verilmeye devam ediyor" dedi.


Geçmişe dönük olmalı

ÖYM'lerin zaten sunni solunumla hayatına devam ettiğinin altını çizen Beştaş, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye'de yargı var mıdır, sorusu uzun süredir sorulan bir soruydu. Yargı siyasal bir durumdaydı. Bu yönüyle ÖYM'lerin kalkması tek başına yeterli değil. Bu mahkemelerin haksızlığı ve hukuksuzluğu ortaya çıkmışsa, bu mahkemelerde ceza verilenler tekrar yargılanmalıdır. Lehe düzenleme geçmişe dönük olmalıdır. Binlerle ifade edilen hükümlü bulunmaktadır. Bizim önerimiz bu noktada dikkate alınmalıdır."

5 değil 3 yıl olsun

Yasa teklifinde bulunan tutukluluk süresinin 5 yıla çekilmesine itiraz eden Beştaş, "5 yıllık tutukluluk süresi ciddi bir süre. Bir kişinin 5 yıl özgürlüğünden yoksun kalması, kişi özgürlüğü ve güvenliği açısından telafisi olmayan bir zaman" diye belirtti. BDP'nin önerisi uzun tutukluluğun en fazla 3 yıl olması yönünde.

'Önerilerimiz dikkate alınsın'

Yapılan düzenlemelerin yeterliği olmadığını ifade eden Beştaş, şöyle devam etti: "Hükümetin günü kurtarma anlamında değil, gerçek bir demokratikleşme perspektifiyle hareket etmesi gerekiyor. Bir çözüm süreci devam ediyor. Hala müzakerelerin yasal zemini oluşturulmuş değil. Yapılacak çok şey ve madde başlığı var. Biz Türkiye'yi demokratikleştireceğiz. AKP, demokratikleşme dışında hiçbir seçeneği olmadığını görecektir ve görmeye başladılar. Baskı ve inkar bu ülkeye demokrasi ve barış getirmiyor. Bu düzenleme yeterliği değil ama küçük bir adım olarak görüyoruz. Bunun büyümesi gerekiyor. Bizim önerilerimiz Türkiye halkları ve demokrasisi için son derece önemlidir. Bu önerilerin siyasal iktidar tarafından dikkate alınması gerekiyor."

 DİHA/ANKARA




ÖYM yetmez

Hukukçular, Terörle Mücadele Kanunu (TMK) varlığını sürdürdüğü sürece Özel Yetkili Mahkemeler’in (ÖYM) kaldırılmasının bir anlamı olmayacağını belirtti.
Ezilenlerin Hukuk Bürosu avukatlarından Sezin Uçar, “Özel Yetkili Mahkemeler şimdiye kadar ciddi yaralara sebep olmuş, birçok kesim bu mahkemeler tarafından muzdarip olmuştur. Binlerce yıla varan cezalar bu mahkemeler tarafından onaylanmıştır. İnsanlara yapılan işkenceler bu mahkemeler tarafından tescillenmiştir” diye belirtti. DGM’nin gittiğini yerine ÖYM’lerin geldiğini hatırlatan Av. Uçar, “Geçtiğimiz yıl yaz aylarında da Özel Yetkili Mahkemeler kaldırıldı, TMK’nın 10’uncu maddesi kapsamında görevlerini bir başka özel yetkili mahkemelere devretti. Değişen sadece mahkemelerin isimleri oldu. Uygulamalar ve verilen kararlar açısından bir değişiklik olmadı” dedi.

TMK lağvedilmeli

“ÖYM’lerin kaldırılması TMK varlığını koruduğu sürece hiçbir anlam ifade etmiyor” diyen Uçar, şöyle devam etti: “Yargılamaların ismi ÖYM olmayacak herhangi bir Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edeceği söyleniyor. İsmi Ağır Ceza Mahkemesi olabilir, herhangi bir özel yetkisi olmayabilir ama TMK varlığını sürdürdüğü sürece mahkemelerin ismi ne olursa olsun buraya atanan hakim ve savcılar bu kanunun uygulayıcısı pozisyonundan çıkamayacaklar.”  Özellikle TMK’nin lağvedilmesi gerektiğinin önemine vurgu yapan Av. Uçar, “Asıl önemli olan mesele TMK’dir. Toplumsal muhalefet ve toplumsal özgürlükler bakımından kaldırılması gereken TMK’dir” dedi.

Ucu Erdoğan’a uzanınca!

İnsan Hakları Derneği avukatlarından Gülizar Tuncer ise 17 Aralık operasyonuna işaret ederek, “AKP kendisi için bir tehdit algıladığı bir dönemde ÖYM’leri devre dışı bırakmak istiyor. Bugüne kadar ÖYM’ler onlar için dokunulmaz mutlak suretle olması gereken uzmanlık mahkemeleriydi. Fakat birden bire bu yolsuzluk operasyonlarının olması ile işin ucu Erdoğan’a kadar uzanınca bu işi halletmeyi gerek gördüler. Tümüyle halletmek derken yine kendilerine dokunulmazlık zırhı getirecek yasal düzenlemeler yapacaklar” diye değerlendirdi.

Devletin ideolojik aygıtı
ÖYM’lerin görevlerini Ağır Ceza Mahkemeleri’nin sürdüreceğini ifade eden Av. Tuncer, “Geçmişten bugüne, İstiklal Mahkemeleri, Sıkıyönetim Mahkemeleri, DGM’ler, ÖYM’lerin işlevleri esas olarak bu ülkede Kürtlere, sosyalistlere karşı örgütlenmek, onlara özel savaş uygulamaksa, bundan sonra da aynı işlevi bu mahkemeler sürdürecektir” dedi. Söz konusu mahkemelerin bugüne kadar “devletin güvenliğini sağlamak” amacıyla kurulduğunu söyleyen Tuncer, “Oysa yargının işlevi toplumdaki vatandaşın hak ve özgürlüklerini korumak, güvence altına almaktır. Bunun tam tersi bir süreç işledi. Devletin özel ideolojik aygıtı olarak çalıştı mahkemeler. Hukukun demokratikleşmesi için toplumun demokratikleşmesi lazım” diye belirtti.

İSTANBUL