
Türk devleti, 90'lı yıllarda "Terörle mücadele" adı altında Kürtlere yönelik işlediği cinayetlerle ilgili açılan ilk dava olan Cizre JİTEM Davası'nda tetikçilerini akladı.
Şırnak'ın Cizre ilçesinde 1993-95 yıllarında 21 kişinin gözaltında kaybedilmesi ve faili meçhul cinayetle öldürülmesiyle ile ilgili davanın karar duruşması Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. "21 kişinin zorla kaybedilmesi ve yasadışı keyfi infaz edilmesi ile suç işlemek için örgüt kurmak" suçlamalarından yargılanan dönemin Cizre İlçe Jandarma Komutanı emekli Jandarma Kıdemli Albay Cemal Temizöz, Cizre eski Belediye Başkanı ve korucubaşı Kamil Atak, Kukel Atak, Tamer Atak, Adem Yakın, Fırat Altın (Abdulhakim Güven), Hıdır Altuğ ve Burhanettin Kıyak, "yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı" iddiasıyla beraat etti. Mahkeme ayrıca, tanıklıklarıyla olayın açığa çıkmasına ve yargılamanın başlamasına vesile olan Mehmet Nuri Binzet hakkında "yalan tanıklıktan" suç duyurusu yaptı.
JİTEM TSK'nın kurumu
Önceki günkü duruşmaya, kayıp yakınları ve avukatlarının yanı sıra Cezasızlıkla Mücadelede Güçbirliği bileşenlerinden temsilciler de katıldı. “Güvenlik gerekçesiyle” Şırnak’tan Eskişehir’e nakledilen duruşmada önce yakınlarını kaybedenler söz aldı. Ailelerin ardından söz alan mağdur avukatlarından Ahmet Özmen, "Bu cinayetler devlet eliyle olmuştur. Hepsi siyasi cinayetlerdir. Şimdi de aynı şekilde katliamlar yaşanıyor" dedi. Devletin ordu bünyesinde JİTEM’i kurduğunu, JİTEM içinde bulunanlaran ordudan maaş aldığını hatırlatan Av. Özmen, “JİTEM sıradan bir suç örgütü değildir. JİTEM ordu bünyesinde bir komutanlıktır” diye konuştu. Kürt halkını siyasal taleplerinden vazgeçirmek için JİTEM’in katliamlar yaptığına dikkat çeken Av. Özmen, “Bu örgüt Kürt halkını öldürmek, gasp etmek, imha etmek için kuruldu” dedi ve JİTEM eliyle gerçekleşen infaz ve katliamları sıraladı.
Başbakan Davutoğlu'nun "Beyaz Toros" tehdidini de hatırlatan Av. Özmen, "O Toroslar halka ekmek mi dağıtıyordu? O Toroslar halkı kaçırıp infaz ediyordu" dedi.
'Devletime sadığım'
Tutuksuz yargılanan JİTEM'ciler ise suçsuz olduklarını savunurken adeta kaybedilenlerin yakınları ve adalet bekleyenlerle dalga geçtiler. Adem Yakın, "Ben görevimi yaptım. JİTEM’i değil JÖTEM'i bilirim Fransızca’da seni seviyorum, demektir" dedi.
Cizre eski Belediye Başkanı ve korucubaşı Kamil Atak da şu sözleri sarf etti: "Devletime sadığım, sadık da kalacağıma Kuranı Kerim üzerine yemin ederim."
Cizre'ye huzur götürmüş!
Davanın bir numaralı sanığı emekli Albay Cemal Temizöz ise yıllarca 'terörle mücadele' ettiğini belirterek, Cizre'ye 'huzur getirdiğini' savundu. "Bugün Cizre'de ne oluyor ise 90'larda da o oluyordu" diyen Temizöz, "Bugün dahi girilemeyen Cudi, Sur, Nur mahallerine o gün de girilemiyordu. Ben oraya huzur getirdim. Bir kamyon büyüklüğünde Türk bayrağı altında insanlar yürüdü. Bunu yapmak bugün mümkün mü?" diye sordu. Temizöz, 90'lı yıllardaki Cizre'nin bugün Kobanê'de yaşananların bir provası olduğunu ama buna izin vermediğini ve bunun için mücadele ettiğini söyleyerek, "Düşünülmeyenleri yaptım. Kimsenin almadığı sorumluluğu aldım" dedi.
Aileler: Mücadelemiz sürecek
Tanık ve dellilere rağmen mahkeme savcılığın beraat talebini kabul etti. Kayıp aileri karara tepki gösterirken oğlu 14 yaşındayken öldürülen Bedriye Akman, "Mücadelemiz devam edecek" dedi.
Katledilen Ömer Candoruk'un oğlu Mesut Candoruk ise DİHA'ya konuştu. Candoruk, babasının itirafçılar ve JİTEM elemanları tarafından gözaltına alındığını, katillerin itiraflarının savcılıkta mevcut olduğunu buna rağmen beraat kararı verildiğini söyledi. Davanın açılmasının kendilerinde bir umut yarattığını belirten Candoruk, "Katillerin cezasız kalmayacağı ihtimali az da olsa vicdanları rahatlatacaktı, ama nasıl ki 1990'lı yıllarda yaptığımız girişim sonuçsuz kaldıysa yine aynı sonuçsuzlukla karşılaştık. Davanın Eskişehir'e gönderilmesinden önce umudumuz vardı. Beyaz Toroslar bizim için ölüm araçlarıydı. AKP'nin 7 Haziran'dan sonra iktidarını kaybetmesinin ardından Davutoğlu'nun Toros açıklamaları ile davada beraat kararı verileceğini anladık" dedi.
Mahkemeden beraat çıksa da Temizöz ve diğerlerinin halkın vicdanında suçlu olduğunu belirten Candoruk, "Beraatle ortaya çıkan bu ülkede devlet zırhının arkasına saklanan herkesin cinayet işleyebileceğidir" diye konuştu. Candoruk, "Adalet için mücadelemiz sürecek" dedi. n HABER MERKEZİ
Devlette devamlılığın eseri
HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, Temizöz davasındaki beraat için "Türkiye tarihine benzerleri gibi geçeçek yeni bir kara lekedir" dedi.
Karar için "Başbakan Davuotoğlu'nun Toroslarla yapılan tehdidin yargıyla tescillenmesidir" yorumu yapan Bilgen, şöyle devam etti: "21 kişinin failini bulup cezalandırana kadar devlet kendisi doğrudan fail pozisyonundadır. Tanıklara ve bizatihi tanık ifadelerine rağmen beraat kararı çıkması sadece 21 kişinin yakınlarını değil o dönemde benzer vakalar yaşayan katliamlara maruz kalan, gözaltında kaybedilen herkesin yakınlarına verilmiş bir mesajdır. Türkiye tarihine benzerleri gibi geçeçek yeni bir kara lekedir Temizöz davası. Bu davayla ilgili sessiz kalan, duyarsız kalan, bütün toplum kesimleri de bu tablonun suç ortağıdır."
Bilgen, "Olayın kendisi, işlenen suçlar, gözaltında kayıplar nasıl bir devlet politikasıydıysa bugün yargılamadan çıkan netice de ve buna paralel Kürtlere yönelik politika da birbirini tamamlayan sistematik bir yaklaşımın eseridir" tespiti yaparak, şu uyarıda bulundu: "Bundan sonrasıyla ilgili aslında çözüm konusunda, diyalogla sorun çözme kosunda ne kadar zor bir dönemin Türkiye'yi beklediğini hem açıklamalardan hem de bu davanın sanıklarının ifadelerinden görmek mümkündür. Ama Türkiye 90'lı yılların tekrarlanabileceği ya da bu uygulamaların altına imza atanların canı istediği gibi davranabileceği bir ülke olma sınırını çoktan aşmıştır. Eğer Suriye'de bu gelişmelerin ardından hala bu yöntemlere tenezzül edilirse bizzatihi devlet eliyle Türkiye bir iç savaşa sürüklenir."
Yeni dönemin konsepti
Amed Barosu Başkanı Tahir Elçi, "AKP beyaz Torosçuları akladı" diyerek, kararın devletin, iktidarın yeni dönem konsepti içinde tezahür ettiğini söyledi.
Elçi, JİTEM Grup Komutanı Albay Cemal Temizöz ve ekibinin beraat kararını ANF'ye değerlendirdi. Davanın '90'lı yıllarda devletin jandarma yapısı içinde resmi olarak örgütlü bir yapının Cizre'de fütursuzca, açıkça işlediği 21 cinayetle ilgili olduğunu hatırlatan Elçi, "O dönem en kaygısız, vurucu ölüm mangası, infaz timi buydu. Jandarma albayının yönettiği, uzman çavuşların infaz ekibinin komutanlığını yaptığı, itirafçı sanıkların, korucuların içinde olduğu tam bir infaz timiydi. Çok kısa süre içinde Sayın Başbakan'ın gönderme yaptığı 'Beyaz Toros' olgusunu en iyi sembolize eden ekipti" diye konuştu.
"Ne yazık ki siyasi iktidar geçmişle yüzleşme meselesine koca bir çarpı attı" diyen Elçi şöyle devam etti: "Binlerce ağır insan hakkı ihlali vardı ancak toplam 10-12 dava açılabilmişti. AKP döneminde Lice Katliamı İzmir'e, Temizöz Davası Eskişehir'e, JİTEM Ana Davası Ankara'ya taşındı. Yani siyasi iktidar bu meseleyi kapatmaya, bu sürece bir çizgi çekmeye çalıştı."
AKP katillerle uzlaştı
Katliamlarda sorumluluğu olan çok sayıda kişinin şu an asker-güvenlik bürokrasisi içinde bulunduğuna dikkat çeken Av. Elçi, "Soruşturmalar gelişseydi bütün bunlara dokunulacaktı, hükümet bu nedenle bitirdi bu işi. Geçmişle yüzleşme Türkiye'nin, daha doğrusu iktidarın gündeminden çıkmıştır" diye belirtti.
Elçi, 1 Kasım'da tek başına iktidara gelen AKP'nin ilk icraatının Torosçuları aklamak olduğunu kaydetti: "Öyle anlaşılıyor ki, 'bizi tek başımıza iktidar yapmazsanız beyaz Toroslar iner' diyen iktidar, büyük bir güçle iktidara geldiği halde, ilk yaptığı beyaz Torosçuları aklamak olmuştur. Hiç kimse, bu davanın mahkemenin değerlendirmesi sonucunda, ceza yargılamasının ölçülerine göre verildiğini anlatmasın. Devletin, iktidarın yeni dönem konsepti içinde tezahür eden bir karardır. Politik bir tercihtir. Herkes böyle anlamalıdır."
Amed Barosu Başkanı Tahir Elçi, ailelerin ve kendilerinin adalet mücadelesine devam edeceğini bildirerek, "Temyiz edeceğiz, yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve AİHM'e başvuracağız" dedi.
İkinci yas dönemi başladı
Yakınlarını kaybeden ailelerin avukatı Veysel Vesek, "Bu kararla aileler için ikinci bir yas dönemi başladı" dedi.
Av. Kesek, duruşma çıkışında ailelerin yakınlarını bir kez daha kaybetmiş gibi hissettiğine tanık olduğunu söyledi. “Yine de adalet önünde er geç hesap verecekler" diyen Avukat Vesek karara itiraz edeceklerini, temyize gideceklerini ifade etti.
Adli Tıp raporu delil değil mi?
Mahkeme bu davada ve faili meçhul cinayetlerin yargılandığı diğer davalarda, tanık beyanlarının mahkumiyete yetmeyeceğini ileri sürdü. Avukat Vesek ise tanık beyanlarının yanı sıra otopsi raporları, cenazeler, Adli Tıp raporları gibi birçok başka delil olduğunu, mahkemenin bunları dikkate almadığını belirterek ekledi: "Bu dava, son dönemde açılan faili meçhul ve yargısız infazların yargılandığı diğer tüm davalara göre en kapsamlı dosyaya sahipti. Tanık ve müşteki beyanlarını destekleyen birçok delil vardı."
Vesek dosyadan şu örnekleri de vererek "Bunlar delil değil mi?" diye sordu.
* Ramazan Elçi'nin kalp krizi değil silahla öldürüldüğünün gizli tanık beyanıyla ortaya çıkmasının ardından mezarı açıldı, Adli Tıp raporu da silahla öldürüldüğünü doğruladı.
* İbrahim Adak’ın bombayla öldürüldüğünü tanıklar anlattı, Adli Tıp raporu da bunu teyit etti.
Avukatlık ücreti de devletten
Av. Vesek, yaşananların devlet katliamı olduğunu belgeleyen şu bilgiyi de paylaştı: "Cemal Temizöz’ün avukatlık ücreti bile uzun süre İçişleri Bakanlığı'nca karşılandı. Oysa bu sadece görev suçlarıyla ilgili geçerlidir, cinayet, yargısız infaz görev suçu değildir. Bu bile devlet korumasıdır."
Katiller birer birer aklanıyor
Kısa süre öncesine kadar haklarında güçlü iddianameler hazırlanan ve ağır hapis cezaları talep edilen, insanlığa karşı suç işledikleri iddiasıyla yargılanan komutanlar teker teker aklanıyor. Devlet adına 90'larda katliam yapanlar birer birer aklanıyor.
* Hakkari’nin Yüksekova ilçesinin Aşağı Ölçek köyünde Nisan 1995 tarihinde Nezir Tekçi’yi zorla kaybettiği için “canavarca his ile veya işkence ve tazip ile kasten öldürmeden” suçlanan Yarbay Kemal Alkan ile emekli Albay Ali Osman Akın, Eylül 2015’te beraat ettirildi.
* Mardin’de 1992-94 yılları arasında 13 kişiyi yargısız infaz etmek iddiasıyla yargılanan Musa Çitil, Mayıs 2015’te Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/50 esas sayılı ve 2014/118 numaralı kararı ile beraat edip, Ağustos ayında da terfi ettirilerek Diyarbakır ili Jandarma Tugay Komutanı olarak atandı.
* Silopi’de altı köylünün zorla kaybedilmesiyle ilgili yargılanan Emekli Tuğgeneral Mete Sayar, Temmuz 2015’te beraat etti.
Cizre-JİTEM Davası
1993-1995 yılları arasında Şırnak’ın Cizre ilçesinde öldürülen 21 insan için Temizöz Davası kapsamında adalet aranıyordu. Olayın üzerinden 22 yıl geçti, açılan dava kapsamında 48 duruşma görüldü ve birbiriyle tutarlı birçok tanık ifadesi alındı. Davanın sanıkları dönemin Cizre İlçe Jandarma Komutanı olan Cemal Temizöz, Kamil Atak, Kukel Atak, Temer Atak, Adem Yakın, Abdulhakim Güven, Hıdır Altuğ ve Burhanettin Kıyak. 8 sanık, eski Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca “suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturma ve bu teşekküle üye olma, öldürmeye azmettirme ve öldürme” suçlarından tutuksuz yargılandı.
Sorgu/infaz timi
İddianamede, söz konusu kişilerin sivil bir sorgu/infaz timi kurduğu, bu grupla PKK’ye yardım ettiğini düşündüğü ya da özel sebeplerden dolayı gözaltına aldığı kişileri “terörle mücadele” adı altında işkenceyle sorguladığı, zorla kaybettiği ya da öldürdüğü belirtildi.
12-48 yaş arası
İddianamedeki faili meçhul cinayetlerin ilki 1993 yılı başında ve sonuncusu 1995 yılının Mayıs ayında gerçekleştirildi. Silopi’de yaşayan Abdullah Efelti’nin zorla kaybedilmesi dışında bütün maktuller Şırnak’ın Cizre ilçesi merkezinde ya da köylerinde yaşarken zorla kaybedildi ya da öldürüldü. En büyüğü 48, en küçüğü 12 yaşındaydı.
16 yıl sonra açılabildi
Olaydan ancak 16 yıl sonra Amed'de açılabilen dava 2014’te Cizre’ye, 2015 başında da “güvenlik gerekçesiyle” Eskişehir’e nakledildi. En az 20 müşteki ve avukatları her duruşma için bin 330 kilometre yol katetti.
Savcı delil bulamamış
Savcı Hasan Ali Erkan, 18 Haziran 2015 tarihli duruşmada “suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturma ve bu teşekküle üye olma, adam öldürmeye azmettirme ve adam öldürme suçlarından” 48 duruşmadır yargılanmakta olan, davanın en önemli sanığı Emekli Jandarma Kıdemli Albay Cemal Temizöz dahil 8 sanık için “tanıkların ifadelerinin ve olaylarla ilgili kesin, inandırıcı ve vicdani kanaate uygun delil bulunmadığı” gerekçesiyle ayrı ayrı beraat talep etti.
Gözaltında kaybedilen ve faili meçhul biçimde katledilenlerin isimleri şöyle: Ramazan Elçi, Ramazan Uykur, Abdullah Efelti, İbrahim Adak, Mehmet Gürri Özer, İbrahim Danış, Abdurrahman Afşar, Abdurrahman Akyol, İhsan Arslan, Beşir Bayar, Abdurrezak Binzet, İzzet Padır, Abdullah Özdemir, Mustafa Aydın, Süleyman Gasyak, Abdulaziz Gasyak, Ömer Candoruk, Yahya Akman, Abdulhamit Düdük ve kimliği belirlenemeyen bir erkek.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) verilerine göre 1991’de 31 olan faili meçhul cinayet mağduru sayısı 1992’de 362, 1993’te 467, 1994’te 423 ve 1995’te 166 oldu.
Adım adım cezasızlık
Cezasızlıkla Mücadelede Güç Birliği, mahkemeye sunduğu dilekçeyle davanın adım adım cezasızlığa götürüldüğünü gözler önüne serdi:
* Cizre JİTEM davasında JİTEM yapılanması hiç sorgulanmadı
* Soruşturma kapsamı dar tutuldu. Tanıkların ifadelerini geri çekmesine zemin hazırlandı.
* 24. duruşmada ifade veren dönemin Cizre Komando Bölük Komutanı Hasan Başkök, Jandarmada görevli 'Yavuz', 'Selim Hoca' ve 'Tuna' kod adını kullanan kişiler olduğunu ve adli büronun kullandığı iki sivil araçtan birinin de 'Toros' marka olduğunu söyledi ancak mahkeme bu iddiaları hiç araştırmadı.
* 4 Mayıs 2012 tarihinde mahkemeye, bazı sanıkların sorgu için kullandığı gizli sığınaklar bulunduğunu iddia eden bir mektup ulaştı. Sığınakların yerlerinin de tarif edilmesine karşın mahkeme bu iddiayı araştırmadı.
* 25. duruşmada dinlenen Emekli Koramiral Atilla Kıyat hem duruşmada hem de ayrıca basın organlarında “93-97 yılları arasında işlenen faili meçhul cinayetler devlet politikasıydı” dedi. Mahkeme soruşturmayı genişletmedi.
* Kamil Atak, “Konuşursam yer yerinden oynar. Elimdeki listeyi açıklarsam cehennemi yaşarlar” dedi. Bu sözleri araştırmayan mahkeme, 39. celsede Atak’ı tahliye etti.