En sonunda bu ülke bunu da yaşadı; milli eğitim bakanlığı Cizre ve Silopi’de öğretmenlere "Meslek içi eğitime tabi tutulacakları ve bundan dolayı bulundukları yerleri terk edip memleketlerine dönmeleri"ni isteyen SMS’ler gönderdi…

Devletlerin bu tür uygulamalarına daha çok bir devletin çatışma yaşanan başka bir ülkedeki vatandaşlarını korumak için başvurduğuna şahit olurduk ama böylesini gördük! Devletler kimi zaman başka ülkelerde bir savaş durumu veya doğal afet olduğunda kendi vatandaşlarına yönelik tahliye operasyonlarına başvururlar…

Türkiye Cumhuriyeti de bir tür ''tahliye'' operasyonu yürütüyor; devletin sivil hizmet sunan kurumları yavaş yavaş bölgeyi terk edecek. Bunun başka bir örneği var mı bilmiyorum, bir devlet kendi siyasi coğrafyasında daha muteber bulduğu vatandaşlarını diğerlerinden ayırarak kalanlara katliam yapacağını önceden duyurmuş oluyor…

Yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kategorize ediyor; birinci sınıf olanları bir tarafa ayırıp diğerlerine her türlü muameleyi reva gördüğünü, aslında onları kendi vatandaşları olarak dahi görmediğini ilan etmiş oluyor. Yıllar önce AKP’nin en itibarlı genelkurmay başkanı Hilmi Özkök’ün Mersin’de bir gösteriye katılan Kürtlere "sözde vatandaş" diyerek ortaya koyduğu yaklaşım bugün AKP eliyle hayata geçiriliyor…

AKP ve devlet bu uygulamaları ile Kürtleri resmen "sözde vatandaş" ilan ediyor.

Bu topraklar üzerinde var olduğu varsayılan duygu birliği, birlikte yaşama inancı AKP devletinin bu yaklaşımı ile başbakan Davutoğlu’nun "Beyaz Toroslar''ına bindirilmiş oluyor. 

Var olduğunu varsaydığımız bin yıllık kardeşliğimiz bu uygulamalarınızla artık AKP’nin "Beyaz Toros''undadır ve muhtemelen faili herkesçe malum bir AKP uygulamasıyla hunharca katledilecektir…

Devlet, çok genel olarak bir siyasal coğrafyada egemenliği esas alan politik bir varlıktır. Devleti anlamlı kılan ise söz konusu siyasal coğrafyada yaşayan insanların devlete nasıl katıldıkları, kendilerini mutlu hissedip hissetmedikleridir. Birçok ulus tarifi ve bunlara karşılık gelen devletler var dünyada; ancak bunların hepsi de kendine özgü özellikler gösterirler…

Kiminde ortak dil daha baskın, kiminde ortak bir tarihten gelmek öne çıkar, kimilerinde ise aynı dinsel inanca ait olmak veya ortak değerleri paylaşmak birlikte olmanın çimentosunu oluşturur. Fakat birliğini kurmuş, korumuş ve geleceğe taşıma potansiyeline sahip olan bütün devletlerin ortak özelliği, duygu birliğini sağlamaları ve gelecekte birlikte yaşama iradesini ortaya koymuş olmalarıdır.

Birlikte yaşamak korkakların değil, cesaretli olanların işidir. Kendine benzemeyenden korkan her şeyi kendisi için isteyen bir kişi veya topluluk, başkaları ile birlikte yaşayamaz! Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri korku içindedir…

"Yurtta sulh cihanda sulh!" ifadesi gerçekten içerde ve dışarıda samimi bir barış arayışından çok, korkunun ifadesi olmaktan öteye gidememiştir. Böyle olmasa cumhuriyetin kuruluşundan hemen on yıl sonra 1915 Ermeni Soykırımı'nı aratmayan Dersim Soykırımı gerçekleştirilmezdi. 

Gerileyen bir imparatorluk, içerde bir türlü çözülemeyen sorunlar! İlerde olmaya veya gerilemeye yüklenilen yanlış manalar! 

İmparatorluklar dönemi kapanırken elbette Osmanlı İmparatorluğu eski halini sürdüremezdi. Bütün dünyada ulusçuluk hareketleri yükselişe geçmişken içinde birçok farklı ulusu barındıran Osmanlı İmparatorluğu’nun bunlardan etkilenmemesi beklenemezdi.

Cumhuriyetin kurucu kadroları sözde Osmanlı’nın eleştirisi üzerinden yeni cumhuriyeti kurmak iddiasında olmalarına rağmen Osmanlı’nın temel algısını olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti'ne aktardılar. Hem Osmanlı’da hem de bu cumhuriyette ortak olan özellik, ikisinin de paranoya derecesinde bölünme, küçülme korkusuna kapılmış olmasıdır.

Cizre’de, Silopi’de, Amed’de Kürtlerin hafızasına bundan sonra hiç çıkmamacasına kazınan sürgün ve katliam manzaralarına rağmen Türk ve Kürt halkını duyguda, ortak yaşama inancında nasıl birleştireceksiniz? 

Anlaşıldı, siz bu ülkeyi bölmek istiyorsununuz! 

Yüz yıldır bu ülkeyi duyguda ortak gelecek arayışında birleştirmeyi beceremediniz; korkarım bölmeyi de beceremeyeceksiniz!