
Riha ile özdeşleşen ve her mevsim sofraların değişmezi olan isot acısı ve zahmetiyle kadınların elinden hazırlanıyor. „Kadınların mesaisi bitmez“ diyen isot emekçisi kadınlar, „Ellerimiz yanıyor, güneş altında kavruluyoruz, günlerce çocuklarımıza dokunamıyoruz. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz“ diyor. Westan’da biber tarlarında mevsimlik çalışan tarım işçisi kadınlar ise gün doğumdan batımına kadar emek sömürüsüne maruz kalıyor.
Daha çok Riha ile özdeşleşen isot yani biber, sonbaharla birlikte hazırlanmaya başlıyor. Yıl boyunca sofraların olmazsa olmazı olan isotun zorlu hazırlık süreci ise kadın emeği ile meydana geliyor. Ağustos-Eylül aylarında kentte ara sokaklardaki boş alanlar ya da damlar isot sergisine dönerken, lezzetini tutturmak ise ayrı bir ustalık istiyor.
Elleri şişen kadınlar
Birçok Rihalı kadın için ise isot ayıklayıp kurutmak mevsimlik para kazanılan bir iş. Zahmeti fazla olan isot ayıklayan kadınlar ücretlerinin karşılığını alamadıklarını söylüyor. Sofraların değişmezi olan isotun hazırlıkların yapan kadınlara Riha’nın Sırrın Mahallesi’nde konuk olarak işin zorlukların dinledik.
Acı biberlerin etkisiyle elleri şişen kadınlar, şiş elleri ile birde gündelik ev işlerini yaptıklarını, gün boyu acı bibere maruz kalan ellerinden dolayı çocuklarının banyolarını yaptıramadıklarını anlattı. Kimi zaman sipariş üzeri aldıkları biberleri temizleyen, kimi zaman başkasının tarlasında günlük çalışan Sırrınlı kadınlar, tarlada, evde, fabrikalarda çalıştıklarını, ancak yaşadıkları kentlerde hak ettikleri değeri görmediklerini ifade etti.
İsotun serüveni
Uzun yıllar geçimini isottan sağlayan Arife İrfan (55) yaptığı işin inceliklerini şöyle dile getirdi: „Kimi zaman sipariş üzerine belli miktarda biber alır, yaparız. Kimi zamanda çarşıda, pazarda satabileceğimiz kadar biber alır, isot yaparız. Önce kırmızıbiberleri tohumlarından temizliyoruz. Daha sonra kızgın güneşin altında kurutmaya bırakıyoruz. Siyah ya da mor olmasını istiyorsak, bir hafta naylon içinde muhafaza ediyoruz. Yanımda 2 de işçi çalıştırıyorum. Onlarda günlük 30 lira kazanıyor. Bende satabildiğim kadar satıyorum. Kilosunu 25 liradan satıyoruz. Sabahın 5’inde çalışmaya başlıyorum.“
50 derece sıcakta verilen emek
Yaptığı işin kolay olmadığını söyleyen İrfan emeğini karşılığın alamadığın belirterek şunları söyledi: „Bu güneş tepemizden geçiyor. Doğrusu emeğimizin kaşılığını alamıyoruz. Bir oğlum var onun için çalışmak zorundayım. Yoksa yapılacak iş değil bu kızgın güneşin altında. 54 yaşındayım. Kendimi bildim bileli her mevsimi gelince isot temizler satarım kazandığım para kışın geçinmeme yardımcı oluyor. İş yok güç yok mecburuz.“
‘Kadının mesaisi bitmez’
„Kadının bizim toplumda mesaisi bitmez“ diyen Yüksel Tut (33) ise evinin kapısına serdiği örtü üzerinde isot temizleyip geçimini sağlıyor.
Biberleri kapı önünde temizleyip evin damında kurutmaya bıraktığını söyleyen Güler Tut’da (40), emeklerinin sömürüldüğüne belirtti. Tut, „Emek nerede, emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Ellerimiz yanıyor, karşılığını alamıyoruz. Düşünün çocuklarımızın banyosunu bile yaptıramıyoruz. Ellerimizin yanığından“ dedi.
DİHA/RIHA
Tarladan eve uzanan sömürü
Wan’ın Westan (Gevaş) ilçe sınırları içinde bulunan biber tarlalarında işçi olarak çalışan kadınlar ise gün doğumundan gün batımına kadar güvencesiz ve düşük ücretle sömürüye maruz kalıyor. Sabah saat 05.00 sıralarında Şax (Çatak), Elbax (Başkale) ve Payizava (Gürpınar) ilçelerinin yanı sıra Wan merkezden evlerinden minibüslerle alınan kadınlar, ardından tarlalara getiriliyor. Kahvaltı yapmadan işe koyulan kadınlar, 30 dereceyi bulan hava sıcaklığının altında 35 TL’ye çalıştırılıyor. Çocukların da içinde bulunduğu yaklaşık 50 kadın işçi, sadece yemek ve günde bir kez verilen kısa süreli çay molasında dinlenme fırsatı bulabiliyor.
Saatlerce eğilerek çalışmak zorunda bırakılan kadınlar da bel ağrısı rahatsızlığı baş gösterirken, dinlemeden saatlerce çalıştırılan kadınlar, iş sahibi tarafından denetlemek amacıyla çalışma saatleri boyunca tarlanın başında „çavuş“ diye tabir edilen şahıs bekletiliyor. Çalışma süresince sık sık uyarılan kadınlar, iş sahibinin emekleri üzerinden fahiş kâr elde ettiğini aktardı.
‘Emeğimiz sömürülüyor’
Gün doğumundan gün batımına kadar çalıştıklarını belirten işçi kadınlardan Ceylan Kurt, emeklerinin karşılığını alamadıklarını söyledi. Aynı zamanda güvencesiz çalıştırıldıklarını aktaran Kurt, „Güneş batana kadar sürekli eğilip çalışıyoruz. Zor bir iştir. Özellikle öğle saatlerinde aşırı sıcaklar yüzünden fenalaşan arkadaşlarımız bile oluyor bazen“ şeklinde yaşadıkları zorlukları anlattı.
Aşırı sıcaklardan ve sivrisineklerden korunmak için yüzlerini ve başlarını yazmayla bağlamak zorunda kaldıklarını belirten Rojin Sanur da, yaptıkları işin zorluklarını şu sözlerle anlattı: „Gün içerisinde o kadar zorluklar içinde çalışıyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Gün içinde burada çok yoruluyoruz. Akşam eve gittiğimizde yine ev işlerini de yapıyoruz. Yaklaşık 1 ay boyunca tarlalarda çalışıyoruz. Güneşten korunmak için yüzümüzü kapatıyoruz fakat bu sefer de çok sıcak oluyor.“
DİHA/WAN