1 Kasım sivil darbe seçiminden hemen sonra tekrar başlayan yoğun savaş konsepti, sistematik işkence ve tutuklama furyası devam ediyor. Devlet, tazelediği cahil özgüveni ile Kürt Hareketini hepten tasviye etme derdine düştü. 2011 yılına benzer bir fotoğrafın çerçevesine girdik. En genel ve gizlenmeyen amaç PKK’yi tüm alanlarda sindirmeye çalışmak olurken, bu kirli savaşın perde arkasını ilk kim fısıldayacak diye bekliyordum! Neyse ki merakımı giderdim. Tarihin son prêze insanlarından, Kürt Hareketi söz konusu olunca faşizmi amentüsü belleyen, büyük insan küçük karakter Taha Akyol imdadıma yetişti. Şuan yürütülen savaşın öncelikli istemini dile getirmiş… 

Özetle bijî orta sınıf diyor.

04.11.2015 tarihli ve “HDP ve Kürtler” başlıklı fantastik yazısı, evlat olsa sevilmez. Taha’cığımın aklına kimsenin aklına gelmeyen bir şey gelmiş. Kürtlere akıl vermiş, yol göstermiş…

Birde utanmadan demokratik özerklik ve komünal ekonomi ile dalga geçip ilkel bellemiş. Görüşlerini kiminle temellendirmiş dersiniz? Galip Ensarioğlu ile… Ben olsam yazının bu kısmından sonrasını okumazdım ama yine de ne dediğini okumadan ölmeyin derim. Taha diyor ki “Kürt Hareketinin totaliter KCK tahakkümünden kurtulması, zaman içinde liberalleşmesi, orta sınıfın zaman içinde büyümesi Kürt meselesinin kansız çözümünü kolaylaştırır. KCK’nin liberal demokrasi, piyasa ekonomisi, bireysel özgürlükler kavramını reddeden, buna karşılık ilkel demokrasi, komünal ekonomi görüşlerine dayalı totaliter demokratik özerklik dayatmasını elbette iş dünyasının, burjuvazinin benimsemesi mümkün değil”… 

Yani bu sefer de diyor ki bijî burjuvazi!  Evet, buradan tüm direnen yoldaşlara, kazanımları tüm dünyayı saran hendeğin arkasındaki tüm güzel inançlı arkadaşlara sesleniyorum! İş dünyası, burjuvazi memnun değil. Lütfen her şeyi bırakın, üzmeyin onları…

HDP biraz oy kaybetti, demek ki neymiş? Kürtler şehirleşme, piyasa ekonomisi ve orta sınıflaşmak istiyor! Bunlar olursa şiddet ve radikalizm marjinalleşecek, güller açacak, ıttırcık ve pıttırcıklar sevgi saçacak, böcekler dans edecek, savaş bitecek, Kürtlerin tüm sorunları anında çözülecek… Lay lay! Loy loy, tev lê güle, nemre bila bihar were!

İşte tüm bu tespitlere “sosyolojik gerçek” diyor Taha. Kürtler bu gerçeği görsün artık diye uyarmayı da ihmal etmiyor.  

Bilim bizi a noktasından b noktasına götürüyor, hayal gücü ise istediğimiz yere… Allah aşkına siz söyleyin, Taha’nın sosyolojisi ile nereye gidebilirsiniz? Öyle bir sosyoloji ki kapitalist modernitenin üç saç ayağını aynı anda içererek Oscar’ı garantiliyor.

Bu faşizan, tasfiyeci akıl ile cehennemde bile yer bulamayız. Sen kalk kırk yıldan tek bir şey anlama ama piyasa ekonomisine neden gelmiyorsun diye çıkış? Ula biz daha ekmek üzerine salça sürüp yiyen insanlarız, sen ne anlarsın bundan! Aslında Taha da tüm gerçekleri biliyor ama işte dayak yiyince abisini çağıran kompleksli mahalle çocuğu gibi kaçak güreşiyor. Kürtlerin her başarısında kendine jilet atıyor, bıyığını yoluyor. Dikkat ettim tel tel dökülüyor. 

Geçenlerde önderliğin kitapları kendisine verilmedi. Propaganda içeriyormuş. Yani önderlik kendi kitaplarını okursa etkilenebilir ve Kürt Hareketinin propagandasını yapabilirmiş. Çok samimi bir şekilde sormak istiyorum. Affınıza sığınarak, bu karardaki gerçeküstücü gerizekalılık ile Taha’nın söyledikleri arasında bir tane fark sayabilir misiniz? Şimdiden kolay gelsin…