Sol Partisi Milletvekili Amineh Kakabaveh, Türkiye'deki Kürt meselesiyle ilgili görüşlerini hatırlattığı soru önergesinde, "Türk hükümetinin, daha önce yaptığı gibi, gerillalara karşı kimyasal silah kullandığı yollunda bilgiler gelmekte. Yirmiden fazla gerilla, acımasızca ve uluslararası hukuka aykırı olarak, napalm bombaları ve kimyasal silahlar ile öldürüldü" dedi. Türk devlet operasyonlarında çok sayıda sivilin öldüğünü vurgulayan Kakabaveh, Napalm gibi silahları kullandığı yönündeki iddiaların ciddiye alınmasını istedi. Sol Partisi Milletvekili, bağımsız bir komisyon tarafından iddialar hakkında bir araştırma yapılması gerektiğini belirtti.

Konu AB'yi de ilgilendirir

Kakabaveh, devamla şu hususlara yer verdi: "Kimyasal silahların Türkiye'nin kullanımı ile ilgili konu, İsveç de dahil olmak üzere, tüm AB’yi ilgilendirmelidir. Kürtlerin insani ve kültürel haklar sorununa çözüm getirmek, Kürtlerin bulunduğu bütün Ortadoğu'daki farklı ülkelerde giderek zorlaşıyor ve karmaşık bir hal alıyor. Kürtler İran'da acımasız bir baskı altında. Suriye'de, büyük çoğunluk vatandaşlık haklarından mahrum, şu andaki karışılıkta, rejimin güvenlik güçleri baskısı altında. Irak'taki bölge, birkaç yıldır sistematik bir şekilde Türk güçleri tarafından kara ve hava sahası ihlal edilmektedir. Bu, yeni çatışmalara ve bölgede istikrarsızlıklara neden olmaktadır.
Türkiye'nin yerel büyük güç olma emelleri, ülkedeki demokratik gelişmeleri frenlemekte, ki burada esasen Kürtlere gerçek anlamda vatandaşlık muamelesi görülüp, insan hakları garanti altına alınması gerekliydi."
Ortadoğu'da birçok devletin Kürtlere yaklaşımının sadece Avrupa için değil, Birleşmiş Milletler için de ele alınması gereken bir konu olduğu vurgulanan soru önergesinde, KCK operasyonlarına da yer verildi.

'KCK operasyonları'

Türkiye'de DTP'nin kapatıldığını ve önemli isimlerine 5 yıllık politik çalışma yasağının getirildiği hatırlatılan soru önergesinde, BDP ile ilgili şu ifadeler yer aldı: "BDP, 2009 yılında belediye seçimlerinde, 2011’de de parlemento seçimlerinde büyük bir başarı sağladı ve bu Türk makamlarının, BDP parti üyeleri ve demokratik olarak seçilmiş politikacılarını tutuklamaya başlamasına neden oldu. Toplam olarak, 3 bin çalışanı, 36 belediye başkanı ve 6 milletvekili tutuklu. Gözaltına alınanlar, tıpkı köleler gibi, birbirinin ardında yürütülerek elleri kelepçeli olarak aşağılamak için, adeta sergilendiler. Olaylar açık bir şekilde, Türk hükümeti ve Türk devletinin demokratik seçimlerle işbaşına gelen kişilere ve onların demokratik haklarına saygılı olmadığını göstermektedir. Türkiye, AB üyeliğine aday ülke olmasına rağmen, demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlayan, baskıcı bir anayasaya sahip. AKP Hükümeti, ülkede demokratik siyasetin önünü açmak için gerekli olanları yerine getirmedi."
Amineh Kakabaveh, önergesinde şu sorulara yanıt istedi:
- Dışişleri Bakanı Carl Bildt Türk Hükümetini, muhalefetteki Kürt polikacılarına saygı gösterip, serbest bırakılması ve demokratik kurallar çerçevesındeki rolünü oynayabilmeleri için ne yapmayı düşünüyor?
- Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin PKK’ye karşı kimyasal silah kullandığı yollundaki iddiaları araştırmak üzere, bağımsız bir komisyonun kurulması için konuyu AB’de gündeme getirmeyi düşünüyor mu?
- Dışişleri Bakanı Kürt sorununu BM gündemine getirmeye hazır mı?


Y.ÖZGÜR POLİTİKA/STOCKHOLM




Londra'da imza kampanyası
İngiltere'nin başkenti Londra'da yaşayan Kürt ve Türk toplulukları, kimyasal silah kullanan Türk devletini kınayan bir imza kampanyası başlattı.
İmza kampanyasında 10 bin imza hedeflenirken, imzalar daha sonra Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navanethem Pillay'a iletilecek. İmza kampanyası için hazırlanan metinde 22 Ekim günü Çelê'de katledilen 36 HPG gerillasına değinilirken, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) Genel Direktörü Büyükelçi Ahmet Üzümcü de istifaya davet edildi. Gerillaların, fotoğraflarda görüldüğü haliyle sıradan silahlarla öldürülmediğinin belirtildiği metinde "Türk devleti bu vahşi cinayette, napalm bombaları ve kimyasal silahlar kullandı" açıklaması yapıldı.
İmza metninde devamla, "Bu son olay ile 1997 yılında Türkiye tarafından imzalanan ve onaylanan 'Kimyasal Silahların geliştirilmesi, üretimi, stoklanması ve kullanımının yasaklanması' sözleşmesi açık bir şekilde ihlal edilmiştir. Türkiye'nin bu ihlaline rağmen ironiktir ki, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), daha önce BM ve NATO'da Türkiye'yi temsil etmiş olan OPCW Genel Direktörü Büyükelçi Ahmet Üzümcü tarafından yönetilmektedir.
PKK, 1995 yılında Cenevre Sözleşmesi'ne imza atmış olmasına  rağmen Türk hükümeti, Kürt aktivistlere karşı sürekli terör kartını kullanmıştır. Bu, Kürt halkına karşı bir soykırımdır. Bizler, BM'yi Türk devletinin bu vahşetini ve tehlikeli suçlarını biran önce durdurmaya çağırıyoruz. BM, Kürt halkına karşı geliştirilen kimyasal silah saldırılarını soruşturmak üzere, bir ekip atamalı ve gerekli işlemleri başlatmalıdır. Yine Üzümcü'nün yöneticiliği bertaraf edilmelidir" ifadelerine yer verildi.

Katılım için link

İmza metnini imzalamak istiyenler HYPERLINK "http://www.gopetition.com/ petitions/stop-turkey-of-using-chemical weapons.html" adresinden desteklerini sunabilirler.

SUNA KÖSE/LONDRA