31 Mart 2019’da yapılacak yerel seçimleri adaylar, ittifaklar ve stratejilerden ziyade bir de bilgi güvenliği riskleri açısından değerlendirmek yerinde olur diye düşünüyorum. Bilgi derken seçmen ve seçim sonuçları verilerini kast ettiğimi baştan belirtmek isterim.

Seçimlere yaklaşık 2 ay kalmışken yapılan şu açıklamaları bir kenara not olarak düşmekte fayda var. Erdoğan ve Bahçeli, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olan mevcut Meclis Başkanı Binali Yıldırım'ın görevinden istifa etmesine gerek yok diyerek anayasayı bile tanımadıklarını ilan ettiler. Bahsi geçen arkadaş da seçim siyasi faaliyet değildir diyerek gönüllere su serpip içimizi rahatlattı. Biz de seçimi zaten bir spor faaliyeti olarak düşünmüştük. Peki bu aralar Hatay, İzmir, Samsun vb. şehirleri dolaşıp o il ile çevresindeki illerin mülki amirlerini toplayıp seçim güvenliği toplantıları yapan iç işlerinin başındaki kişiye ne demeli. Şahsen ben seçim güvenliği adı altında yapılan bu toplantıyı duyunca eyvah dedim. Düşünün ki, Efrîn işgaline ‘Zeytin Dalı’ adını veren bir devlet zihniyeti, seçimler öncesinde seçim güvenliği adı altında toplantılar yapıyor ise seçimler sırasında neler yapmaz.

İşte tam da bu noktada seçimleri bilgi güvenliği riskleri açısından değerlendirmekte fayda var. Seçimi bir süreç olarak ele alacak olursak, seçim öncesi, seçim sırası ve seçim sonrası şeklinde üç aşamaya ayırabiliriz. Seçim faaliyetlerinde aktif yer alan kişilerin ezbere bilmesi gereken ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) web sitesinde paylaşılan seçim takviminde 1 Ocak 2019 seçim sürecinin başlangıç tarihi olarak belirtilmiş. İlk maddede ise Seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesi amacıyla kullanılan Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi’nden (MERNİS) veri alımının ve güncellemenin durdurulması belirtilmekte. Aslında bu adım seçimler için en kritik adım. MERNİS’ten alınan veriler muhtarlıklardaki askı listelerine asılmakta ve sonrasında seçimlerde de oy verme işlemi sırasında kullanılmaktadır. YSK seçmen verilerini siyasi partiler ile paylaşmakta, partiler de bu verileri il ve ilçeler özelinde ayırarak kendi yerel örgütlerine göndermektedir. Büyük resmi görmek açısından Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) elinde MERNİS verileri ile tüm seçmen verilerini kıyaslayacak bir imkan olsaydı eğer veri transferi sırasında ilave seçmen eklenmiş mi veya var olan Kürdistan illerine kayıtlı seçmenler bilinçli olarak silinmiş mi daha rahat görülebilirdi.

Bir diğer önemli analiz de tüm veri içerisinde aynı kimlik numarasına sahip kişilerin tespit edilmesi ve geçmiş seçim dönemdeki veriler ile güncel verilerin kıyaslanarak şüpheli seçmen nakillerinin ortaya konulması olabilir. 24 Haziran 2018 seçiminde 59.367.469 kayıtlı seçmen vardı. Bu seçmen verilerini Microsoft Office Excel uygulamasında analiz etmenin imkanı maalesef bulunmamakta. Çünkü Excel dosyasında maksimum 1.048.576 satır veri açılabilmektedir. Bu yüzden doğrudan veri tabanı analiz programları kullanılarak toplam verinin bütüncül bir şekilde analiz edilmesi daha doğru olur. Geçtiğimiz günlerde HDP milletvekilleri de açıklama yaparak tespit ettikleri lokal usulsüzlükleri kamuoyu ile paylaştılar. YSK başkanı da aynı konuşma içerisinde hem “Seçmen kütüklerinde 100 yaş üzerinde 6 bin kişi görünce, şüphelendiğimiz kayıtları incelettik. Bu 6 bin kişi, ölü olanlar kayıttan düşüldü.” dedi hem de “Mükerrer seçmen olmadığı gibi sahte seçmen de yok, hayali seçmen de yok.” diye ekledi. Kendisini son seçimdeki mühürsüz zarfların geçerli sayması kararından hepimiz tanıyoruz. İlk cümlenin sarf edildiği yerde ikinci cümlesinin doğruluğuna inanmak pek mümkün olmuyor maalesef. Bu durumda veriler bütüncül şekilde analiz edildiğinde daha büyük sorunların tespit edilmesi kuvvetle muhtemel.

MERNİS ile eşleşmeyen verilerin seçmen listesinde bulunması ve kritik yerlerde seçim sonucunu etkileyecek şekilde toplu seçmen nakillerinin seçim öncesinde bilgi güvenliği açısından en büyük riskler olarak belirtebiliriz. Seyyar sandık kurulları ve yurt dışı seçmenin herhangi bir gümrük kapısında veya konsoloslukta oy kullanması imkanı geçtiğimiz yıl yapılan 7102 numaralı kanunun değiştirilmesiyle devreye alındı. Bu iki değişikliği de seçim sırasındaki en büyük riskler kategorisi altında değerlendirebiliriz. Her ne kadar yerel seçim olsa da her ikisi için de aynı olan manipülasyon taktiğini açmakta fayda var. Kürdistan illeri ve HDP’nin güçlü olduğu metropollerde her sandıkta muhtemelen bir HDP’li sandık kurulu üyesi olacaktır. Ancak HDP’li üye veya müşahidin olmadığı sandıklarda ve özellikle genel seçimlerde sandık kurulan konsolosluk sandıklarında ve seyyar sandıklarda oy verme işleminin bitişine yakın zaman diliminde henüz oy vermeye gelmemiş seçmenin yerine oy kullanıldığı düşünüldüğünde, riskinin büyük olduğunu vurgulamakta fayda var. 24 Haziran 2018 seçiminde Şanlıurfa ve Muş’ta yaşanan olaylar basına yansıdı ancak İç Anadolu ve Karadeniz illerinde basına yansımayan ne gibi usulsüzlükler olmuştur kim bilir.

Oy verme işlemi tamamlanıp da sandık sonuçları sisteme girildiğinde partilerin ellerindeki tutanak ile YSK sistemindeki sonuçları kıyaslayıp farklılık oluşan sonuçlara itiraz etmesi imkanı bulunmakta. Ancak sadece AKP ve MHP’nin temsilcisinin sandık tutanağına sahip olması durumunda YSK sistemine sonuçların iktidar partisi lehine girilmesi her zaman imkan dahilinde. YSK seçim sonuçları ve seçmen bilgilerinin takibi için SEÇSİS adlı yazılımı kullanmakta. TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası Mart 2017’de yayınladığı raporda seçim sisteminin güvenliğine ilişkin bazı bilgilere yer verdi. Onlara göre seçim sistemi altyapısı güvenli olsa da YSK çalışanlarının bizzat kullanmış olduğu bilgisayarları ve sisteme nasıl bağlandıklarını görmüş birisi olarak aslında seçmen verilerinin USB bellek ile almaya giden birisinin veri transferi sırasında zararlı yazılımı YSK altyapısına bulaştırıp sonrasında sonuçları manipüle etmesi olasılığı bulunmakta. Benzer şekilde okullarda, yurt dışında ve gümrüklerde kurulan sandıklarda seçim sisteme girmek amacıyla kullanılan bilgisayarlar aracılığıyla da genel internet altyapısından izole bir şekilde tasarlanmış YSK sistemine sızmak profesyoneller için mümkün.

Seçimler sırasında aday belirleme, ittifak görüşmeleri ve strateji belirleme başlı başına zorlu bir süreç ancak seçim sonuçlarını önemli ölçüde etkileme potansiyeli bulunduğu için bilgi güvenliği risklerini de göz önüne almak ve ona göre çalışma yürütmek de önemli olacaktır.