
Kürtçe okulların insani ve evrensel değerlere uygun gerekçelerle açıldığına işaret eden Bilici, “Öteden beri olması gereken bir çalışma. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana asimilasyoncu ve kültürel soykırımcı bir politika hala sürdürülüyordu. Kürtler de buna dur demek zorunda kaldı. Asimilasyoncu bu politikalardan derhal vazgeçilmeli ve Kürtlerin en doğal hakkı kendilerine sağlanmalıdır. Sadece bu değil, kimlik tanımı, vatandaşlık tanımı gibi hakları için de güven verici adımlar atılmalı.’’
Her alanda resmi olmalı
Kamusal ve eğitim alanında Kürtçe dilinin önündeki engellerin kaldırılması çağrısında bulunan Bilici, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Kürt halkının kimliği, dili, kültürü yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Kamusal alanda, eğitim alanında ve her alanda Kürtçe resmi dil olmalıdır. En azından Kürtlerin yoğunca yaşadığı Kürdistan’da, Kürtçe’nin resmi dil olarak kullanılması gerekir. Bu olmazsa olmazdır ve hükümetin yaklaşımı da bu çerçevede olmalıdır. Hala seçmeli ders ya da özel okulla dilinizi, kendinizi geliştirirsiniz demek, çok kırıcı, ötekileştirici ve ayrımcı bir dildir. Bu nedenle hükümet yasal ve anayasal değişiklikler yaparak, geçmişten bu yana asimilasyoncu, kültürel soykırım politikalarından dolayı özür dilemedir. Geçmişteki tahribatların onarımı sağlamak amacıyla, pozitif bir ayrımcılıkta yaparak bu dilin gelişmesini sağlamalıdır. Okullarla, insan kaynakları ile Kürt dilini anayasal güvenceye kavuşturmalıdır.’’
Talepler dikkate alınmalı
Bunun dışında bir tutumun Kürt Halkı tarafından kabul görmeyeceğini ifade eden Bilici, Kürtlerin taleplerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Bilici, ‘’Hükümet Kürtlerle kalıcı bir barış samimi, dürüstse ve irade sahibi ise Kürt okullarını mühürlemek ve şiddet kullanmak anlayışından vazgeçip, bunun yerine yasal değişiklikler yaparak, yönetmelikler çıkararak, yerel bürokratları uyararak bu konularda daha saygılı ve çözüme hizmet edecek öneriler geliştirmesi gerekir” diye belirtti.