Devletten bilgi alma ve devletin görüşünü yansıtma yeteneğine sahip A.Kadir Selvi’nin son iki makalesinin içeriği yeni bir çözüm sürecinin gündeme gelmesi için PKK’nin çabalarının olduğu, ancak çözüm için ilk önce silahların susması, gerillanın hudut dışına çıkması gerektiğinin altı çiziliyor. Altı çizilen diğer bir konu ise halkın siyaseti gördüğü, HDP’yi temiz, PKK’nin ise yanlış yaptığını düşündüğü. Ayrıca ABD’nin çözüm süreci konusunda PKK’yi sıkıştırdığı iddiasına da yazısında yer veriyor.
Buna karşın KCK Avrupa sorumlularından Zübeyir Aydar ise gazetemizde yayınlanan açıklamasında son günlerde Türkiye basınında yeni bir çözüm sürecinin gündeme gelmesini AKP’nin manevrası olarak nitelendirip, yeni bir çözüm sürecinin başlaması için şartları açıklıyor. Aydar’ın açıklamalarına göre çözüm sürecinin yeniden başlaması için a- Başkan Apo’nun şartlarının çözüm sürecinde rölünü oynaması için uygun hale getirebilmesi, b- Tarafsız arabulucu veya işlerin kolaylaştırılmasını sağlayacak üçüncü taraf, c-operasyonların durdurularak, rehin alınan siyasetçilerin bırakılması, d-Kürt tarafında bir sorun yok. Kürt Özgürlük Hareketi bileşenleri taraftır. Baş müzakereci başkan Apo’dur.
Selvi’nin belirttiği gibi gerillanın yurt dışına çıkabilmesi için en azından yapılan operasyonlara son verilmesi, Kürt yerleşim birimlerinin yıkılıp, halkın göçertilmesinin önlenmesi gerekir. Halkın siyaseti gördüğü HDP’yi temiz olarak nitelediği sözlerine gelince, halkın iradesine saygı gösterilmiş olsa idi 1 Kasım’da yeniden erken seçime gidilmez, HDP’nin baraj altında bırakılması için Suruç, Ankara eylemleri taşeronlara yaptırılmaz, demokratik siyaset boğdurulmaya çalışılmazdı.
ABD’nin yeniden çözüm sürecine dönülmesini istediği doğrudur. Bu istek Türkiye Cumhurbaşkanına da ABD seyahatı sırasında iletilmiştir. Ancak ABD’nin isteğininin gerçekleşebilmesi için yeniden oluşacak çözüm sürecinde üçüncü bir ülkenin taraf olarak çözüm sürecine katılması gerekir. ABD’nin bu konuda TC’yi ikna etmesi gerekmektedir. TC bu sorunu üçüncü bir ülkeyi çözüm sürecine katmadan kendi vatandaşları ile doğru dürüst halledebilirdi. Ancak Erdoğan’ın başkanlık ihtirası buna mani oldu.
Çözüm süreci yaniden başlayabilir mi? Bu tarafların sağlam bir barış iradesine sahip olmasına bağlıdır. Taraflarından birinin iyi niyetinin, barışma iradesinin yeterli olmadığı 2013-2015 sürecinde belli oldu. Belli olan diğer bir konu ise Sürgünde Kürt Parlamentosu ve KNK üyesi Pencewini’nin BBC Türkçe kanalına yaptığı açıklamalarda ortaya çıkıyor. Pencewini verdiği röportajda Mam Celal ve Neçirvan Barzani’nin talebi üzerine ilkönce Kandil, daha sonra da Ankara’da MİT müsteşarlığında Emre Taner ile çözüm sürecini görüştüğünü, tarafların mutabakata vardıktan sonra İmralı’da sayın Öcalan ile görüşüldüğünü, zira Kandil’in çözüm sürecine evet dediğini ancak son kararın başkan Apo’ya ait olduğunu açıkça belirttiklerini anlatıyor. Bu gelişme 2013 sonrası görüşme notlarına da yansıyor.
Yeni bir çözüm süreci başlar mı? Bilinmez bir bilmecedir. Yukarıda dediğim gibi tek taraflı irade çözüm için yeterli değildir. Ancak biliyoruz ki çatışmalı süreçlerde hep masalarda sona erdirilmiştir.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* Ünlü şair Ahmed Arif 21 Nisan 1927’de Diyarbekir’de dünyaya geldi.
* 22 Nisan 1889’da ilk Kürtçe gazete „Kurdistan“ Kahire’de yayın hayatına başladı. 22 Nisan Kürt Gazeteciler Günü olarak kabul edildi.
* 22 Nisan 1992’de İstanbul’da Yurtsever Kadınlar Derneği kuruldu.
* 22 Nisan 1990 tarihinde Halk Gerçeği yayınlanmaya başlandı. İmtiyaz sahibi Av. İsmet Ateş’ti.
* 23 Nisan 1974’de Irak Hava Kuvvetleri’ne bağlı uçaklar Qeladizê‘yi bombaladı. Yüzlerce sivil Kürt yaşamını yitirdi.