AİHM kararı sonrası AYM’nin de ”adil yargılama hakkının ihlal edildiği”ni teyit etmesi sonucu DGM’lerde yargılananlar için yeniden yargılamanın önü açılırken cezaevlerinde yaklaşık bin 500 kişi bu haktan faydalanmayı bekliyor.
DGM yargılamalarını mahkum eden AİHM kararlarının emsal nitelikte olduğunu söyleyen Av. Özdemir, “Yeniden yargılama yapılmalı, ancak mahkemeler göz ardı ediyor. 500 Hizbullahçı bırakıldı ama sadece 8 Kürt tutsak tahliye edildi” dedi.
AİHM ve AYM’nin DGM’de yargılananlar için verdiği karara rağmen Kürt ve sol muhalif tutsaklar serbest bırakılmıyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 1998’de İbrahim İncal davasında, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde (DGM) askeri yargıç bulunmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6. maddesinde yer alan ”adil yargılanma hakkının ihlali” kararıyla birlikte ihlalin ortadan kaldırılmasına hükmetti. Amed, Van, Erzurum, İstanbul, Ankara, İzmir, Malatya, Adana olmak üzere 8 şehirde kurulan DGM’lerde yargılananların çoğu, AİHM’e başvurdu. AİHM’in peş peşe verdiği mahkumiyet ve mağduriyetin ortadan kaldırılması kararı, Türkiye tarafından uzun süre uygulanmadı. Yargıtay, 2017’de Salih Tuğrul’un; Anayasa Mahkemesi (AYM) ise 2018’de Abdullah Altun’un başvurusunu kabul ederek, yeniden yargılanmasına karar verdi. Karar sonrası, yargılananlar ceza infazlarının durdurulmasını talep etti. İnfazların durdurulmasıyla ilk başta 100’ün üzerindeki Hizbullah hükümlüsü tahliye edildi. Diğer örgütlerden hüküm giyenlerden şimdiye kadar yaklaşık 15 kişi tahliye edildi. Hukukçulara göre, şu anda DGM’lerde yargılanan yaklaşık bin 500 kişi yeniden yargılama beklentisi içinde.
Öcalan yararlanmasın diye
Avukat Mehdi Özdemir, yeniden yargılama sürecini Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi. Özdemir, AİHM’nin 1998’deki ilk ihlal kararına ilişkin Türkiye’nin adım atmama nedeninin, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın davası olduğuna işaret etti. Özdemir, 29 Haziran 1999’da davası biten Öcalan’ın faydalanmaması için hükümetin, 4 Şubat 2003’te çıkardığı 4793 sayılı yasayla 2003 öncesi AİHM’in ihlal kararlarını kapsam dışında bıraktığını söyledi. Türkiye’nin AİHM’in ihlal kararlarını nedeniyle yeniden yargılama konusunda baştan beri istekli davranmadığını ifade eden Av. Özdemir, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin ihlal sonuçlarının giderilmesi için yaptığı baskı sonucu, Türkiye’nin 2013’te 4’üncü Yargı Paketi kapsamında yeninden yargılamayı 6459 sayılı yasayla yürürlüğe koyduğunu anlattı. Ancak, mahkemelerin yasalaşan bu hakkın kullanımını reddettiğini vurgulayan Av. Özdemir, müvekkili Salih Tuğrul’un yeniden yargılanması için yaptığı başvurunun Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nce 2017’de kabul edildiğini aktardı. Özdemir, Tuğrul kararıyla birlikte cezasının infazının durdurulması talebinin Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesince 10 Nisan 2018’de kabul edildiğini ve müvekkilinin tahliye edildiğini hatırlattı.
AİHM’in ihlal kararı verdiği diğer bir başvurucu Abdullah Altun’un, yeniden yargılama talebinin Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesiyle 4 Mart 2014’te AYM’ye bireysel başvuru yaptığını anımsatan Özdemir, AYM’nin 17 Temmuz 2018’de ihlal kararı verdiğini ve ihlalin ortadan kaldırılmasını istediğini, bunun üzerine Altun’un yeniden yargılanması kararı verilerek geçen Haziran’da tahliye edildiğini söyledi.
Herkes için eşit uygulanmalı
Yeniden yargılama ve ceza infazının durdurulması taleplerinde çifte standart uygulandığına dikkat çeken Av. Özdemir, diğer dosyalardan hükümlüler için yeniden yargılama talebinde AİHM’e bireysel başvuru şartı arandığını, ancak Hizbullah hükümlüleri için üç çeşit yeniden yargılanma talebinin kabul edildiğini dile getirdi. Özdemir, Hizbullah hükümlüleri için uygulanan üç yöntemin AİHM kararı çerçevesinde dostane çözüm, bu dosyalardan birinin yeniden yargılanması durumunda dosyadaki diğer kişilere sirayet etmesi ve hiçbir gerekçe olmaksızın AİHM’in verdiği diğer kararların emsal kabul edilmesi olarak seçildiğini ifade etti. Özdemir, şöyle devam etti: ”Bu durumun Anayasa’nın eşitlik ilkesi kapsamında, adil bir yargılamanın olmadığı noktasında mahkemelerce Hizbullahçılar açısından kabul edilmesine karşın PKK’den hükümlü olan kişiler açısından kabul edilmemektedir. Hükümet tarafından 2016’nın sonuna doğru 7145 sayılı bir yasa çıkarıldı. Yasa, doğrudan dostane çözümle AİHM’den düşme kararı verilen dosyalara ilişkin yeniden yargılama yapılmasını sağlayıcı nitelikte bir yasal hüküm getirdi. Yasal düzelemeden sonra hiçbir gerekçe olmaksızın Hizbullah hükümlüleri tahliye edildi. Aynı koşulları bulunan bizim müvekkillerimiz açısından dostane çözüm neticesinde sadece Hasan Çabadak tahliye oldu, diğer başvurular reddedildi. Bu talepler tamamen keyfi bir şekilde reddediliyor. Hukuk ve adalet herkes için eşit uygulanmalıdır.”
AİHM kararı, emsaldir
DGM yargılamalarını bir bütün olarak mahkum eden AİHM kararlarının emsal nitelikte olduğunu söyleyen Av. Özdemir, “Yeniden yargılamanın yapılması gerekmektedir. Ancak şuan ki mahkemelerce bu durum göz ardı ediliyor. Bir bütün olarak DGM yargılamalarını mahkum etmektense AİHM’in bireysel mahiyette vermiş olduğu kararlar gerekçe gösterilerek yeniden yargılamalar kabul ediliyor. Ancak bunun böyle olmaması gerekiyor.”
Çifte standart var
AİHM ve AYM’nin DGM’de yargılanan tutuklular için verdiği karara rağmen Kürt ve sol muhalif tutukluların bırakılmamasının çifte standart olduğunu vurgulayan Avukat Ercan Kanar, “Ağır Ceza Mahkemeleri Engizisyon Mahkemesi gibi hareket ediyor” dedi.
Emsal karara rağmen yargıda çifte standart uygulandığını kaydeden Kanar, “Kürt ve sol muhalif tutuklular için böyle bir uygulama yok. Sadece bildiğim kadarıyla 8 kişi bırakıldı. Oysa binlerce Kürt ve sol muhalif kişi DGM’lerde yargılandığı için tutuklu bulunuyor. Yargı bu çifte standarda son vermeli” diyerek, bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesindeki ayrımcılık yasağına aykırı olduğunu söyledi.
Eşitlik ilkesi ihlal ediliyor
Yargıda çifte standart uygulamasına karşı İstanbul Barosu başta olmak üzere tüm hukuk bürolarının ses çıkarması gerektiğini kaydeden Av. Kanar, Ağır Ceza Mahkemelerinin Kürtlere ve sol muhaliflere karşı AYM’nin eşitlik ilkesini ihlal ettiğine dikkat çekti. Kanar, “Ağır Ceza Mahkemeleri sol muhaliflere ve Kürtlere karşı adeta bir Engizisyon Mahkemesi gibi hareket ediyor. Buna sessiz kalınmaması gerekir” dedi.
Kararı uygulasınlar
AİHM ve AYM’nin kararına rağmen tahliye edilmeyen, Tekirdağ 1 Nolu Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 26 yıllık tutsak Nihat Bertan’ın ağabeyi Nizamettin Bertan, “Kardeşim ilk tutuklandığı zaman 29 gün gözaltında kaldı. Bu sürede sürekli işkence görmüş. İşkenceden sonra annem ve babam kardeşimi cezaevinde görüşüne gittiğinde tanımamışlar” dedi. Kardeşinin keyfi ve işkence yapılarak cezaevine konulduğunu belirten Bertan, “Hiçbir delil olmadan istihbarat raporlarına dayanılarak, kardeşime müebbet ceza verildi. Sadece kardeşimi değil, binlerce insan böyle durumda” şeklinde konuştu.
AYM’nin kararından sonra Hizbullahçıların tahliye edilmesine ve Kürt siyasetçilerinin tahliye edilmemesine tepki gösteren Bertan, “Hizbullahçılar toplumsal suçlar işledi ama AYM’nin verdiği karar bunlara uygulanıyor. Kardeşim gibi yıllardır cezaevinde suçsuz olarak bulunan insanlara uygulanmıyor. Bu Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Talebimiz yıllardır adaletsiz bir şekilde tutuklu bulunan bu insanların bırakılmasıdır” dedi.