AKP neredeyse 15 yıldır Türkiye’de iktidarda. Gerilla savaşı ise 15 Ağustos 1984’te başlamış. Yani neredeyse yarısına yakın bir süreçte AKP iktidarda. Tabii AKP’nin iktidara geldiği 2002’de çatışmasızlık durumu vardı. Sonra 1 Haziran 2004 Gerilla Hamlesi başladı. AKP sarsıldı. Aracılar, uluslararası güçler ve devletler devreye girdi. PKK’nin tek taraflı ateşkes ve eylemsizlik süreçleri 2006 ve 2012 yılları arasında aralıklarla sürdü. 2013 yılı başında Türk Devlet yetkililerinin Oslo’dan sonra İmralı’da PKK’nin kurucusu ve lideri ile görüşmeye başlamaları „eylemsizlik“ zamanlarını biraz daha sürdürdü.
AKP bu fırsatları değerlendirmek yerine, kendi iktidarını sağlama almak için oyalamacı ve fırsatçı yaklaştı. Çözüm yerine kaotik süreç başladı. Bunu da bizzat Tayyip Erdoğan ve etrafındakiler yaptı. Erdoğan, 15 Temmuz Askeri Darbe Girişimi sonrasında Türkiye’deki her olumsuzluğun kaynağı olarak „Fethullahçıları gösterdi“ Ancak Çözüm Süreci’nin bozulması ile ilgili kimseyi suçlamadı. Çünkü bu süreci kendisi bizzat bitirmişti. Gerilla savaşı Türkiye’de çok iktidar yedi. Kenan Evren’den Turgut Özal’a, Demirel’den Tansu Çiller’e, Erbakan’dan Mesut Yılmaz’a, Fethullah Gülen’den İlker Başbuğ’a kadar çok Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan ve genelkurmay başkanı eskitti.
Şimdi ise Tayyip Erdoğan’ın ataması olan Binali Yıldırım var piyasada. „Taaruz’a geçeceğiz“ diyor. Aynı sözleri görevden alınan ve şimdi esamesi okunmayan Ahmet Davutoğlu’da geçen yıl, yani 2015 yılında aynı bu zamanlarda konuşuyordu. Davautoğlu 2015 yılı yazı ve sonbaharı, „Dağları temizledik şimdi sıra şehirlerde“ diyordu. „Sonbaharda bitireceğiz“ dedi. Olmadı. „2016 Ocağında bitireceğiz, kesin!“ dedi olmadı. 2016 baharına sarkıttı. Olmadı. Sonra Ahmet Davutoğlu dayanamadı gitti Mardin’e „Master Plan, ekonomik teşvik paketi!“ açıkladı. Ama sonra baktık ki Ahmet Davutoğlu’nun kendisi bir anda çöktü. Siyasette tasfiye oldu ve gitti.
Ardından Binali Yıldırım geldi. İşi zordu. Binali’nin o da „bitireceğiz!“ falan diyor. Bitmiş yerleri „Bitireceğiz diye bağırıp çağırıyor!“ Sonra anlıyoruz ki Binali Yıldırım’dan önceki bütün Başbakanlar, ki buna Tayyip Erdoğan da dahil, yalan söylemişler. O yalanları da şu 30 yıldır giremedikleri Çukurca’ya Süleyman Soylu ile Binali Yıldırım’ın 4 Eylül 2016 günkü ziyareti öncesi asker ancak girebilmiş. Ki bunu da İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Hürriyet’ten Abdulkadir Selvi’ye söylemiş. Yani Tayyip Erdoğan da, Davutoğlu’da diğer başbakanlar da yalan söylemişler. Türk askeri Çukurca kırsalına 30 yıldır giremiyormuş. Gerçekten de durum öyle. Bir iki istisnai sınır ötesi girişim ve sınırlı askeri operasyon dışında Türk ordusunun Çukurca, Şemdinli hattına giremediğini biliyoruz.
E o dönemler güçlü olan, Türk ordusu Çukurca’ya giremeyince, komutası dağılmış, birbirine güvensiz, hergün onlarca askeri öldüğü, askerin kafasını mevziden kaldıramadığı bu süreçte mi Türk ordusu sonuç alacağını sanıyor. Yani Binali Yıldırım „taaruza!“ diye bağırınca taaruz olacak mı sanılıyor. Gerilla savaşı köprü yapmaya, duble yol yapmaya benzemez. Öyle kağıt üzerinde planlanıp para ile inşaatı yapılan ve rant dağıtılarak susturulacak bir mesele değildir.
Kürdistan’daki gerilla savaşı, dünyadaki diğer gerilla savaşlarından da farklı özellikler taşıyor. Ve de Türk ordusuna tarihinin en büyük başarısızlığın yaşatıyor yaşatacak da...
Binali Yıldırım ve Türk Genelkurmayı’nın özel savaş haberlerine yalan yanlış bilançolarına bakılmasının anlamı yok. Çünkü sahadan gelen belge, bilgi ve görüntüler askerlerin ne hale düştüğünü yeterince açık bir şekilde gösteriyor. Yani Binali Yıldırım da gidici... Hem de Davutoğlu’dan daha sert bir tekmeyle gideceğe benziyor. İki nedenle; birincisi Davutoğlu gibi Tayyip Erdoğan’dan habersiz bir şekilde, Erdoğan dışarıdayken „Türk ordusuna taaruz etme emri veriyor. Çünkü Davutoğlu 24-25 Temmuz 2015’teki saldırı emrini kendisinin verdiğini söyleyerek Tayyip Erdoğan’ın başkomutanlık yetkilerini kullanmıştı. Şimdi Binali Yıldırım „30 yıldır girilemeyen yere ben gittim ve askere girin emri verdim“ demeye getiriyor. İşte Tayyip Erdoğan’ı en fazla kızacağı davranıştır bu. Çünkü adam kendisini „başkomutan, başkan, padişah“ görüyor. İkincisi ise eğer bir çözüm gelişmezse ve hükümetini tedbirler sonuç vermezse ki vermeyecek, gerilla savaşı daha farklı aşamalarda daha büyük darbeler vuracak Türk devletine. O zaman zaten Binali Yıldırım gidecek...