Diyelim ki CHP’nin en “radikal laiklik yanlısı” kadın vekillerinden birisi gazetede şöyle bir haber okusa: “Denizli Belediye Başkanı fişmekanca, mazbatasını alır almaz yaptığı basın toplantısında, “Belediye başkan yardımcılığına ve belediye başkan vekilliğine bayanları getirmeyi düşünmüyoruz. Dinen de örf’en de bu uygun değil. Toplum bunu hazmetmez, dedi.”

Bu haberi, “oylar bölünmesin” diye CHP’ye oy veren bir “liberal feminist”in de okuduğunu farzedelim. Ve elbette, Fırat’ın Batısında HDP-BDP ile yıldızı bir türlü barışmayan “demokratların”, “solcuların”, hatta “sosyalistlerin” de bu haberi okuduğunu varsayalım.
Ne olurdu?
Cumhuriyet gazetesi okkalı bir manşet atardı: “İşte AKP’nin iç yüzü…”
Radikal’in manşeti muhtemelen şöyle olurdu: “Homongolos: Kadın düşmanı…”
Aydınlık: “Denizli’yi denize dökmek üzere ileri!”
Hürriyet: “Vay şerefsiz!”
TV’leri de artık siz düşünün.
Bütün bu başlıklardan ve programlardan sonra Türkiye’nin metropollerinden kadınlar kitleler halinde Denizli’ye akardı. Denizli Belediye Binası önünde çadırlar kurulur ve etrafı “her yer Denizli, her yer direniş” sloganları inletirdi.
“Aydın inisiyatifi” derhal harekete geçer, akademisyen, doktor, mühendis, sanatçı, ressam, heykeltıraş, her kim varsa tümünün imzasını toplar ve “Denizli’de şeriat ilan eden ve kadınları dışlayan AKP’li Belediye Başkanı kahrolsun!” kıvamında bir bildiri hazırlardı…
Bütün bunlar olmadı. Çünkü Denizli Belediye Başkanı yukarıda yakıştırdığımız türden bir açıklama yapmadı.
Ama böyle bir açıklama Bingöl’de yapıldı. Çewlik (Bingöl) Belediye Başkanı Yücel Barakkazi kelimesi kelimesine şöyle dedi: “Belediye başkan yardımcılığına ve belediye başkan vekilliğine bayanları getirmeyi düşünmüyoruz. Dinen de örf’en de bu uygun değil. Toplum bunu hazmetmez”.
Ve şu ana kadar Fırat’ın Batısındaki Medya’dan, “sivil” midir, her nedir, çeşitli kurumlardan “tık” çıkmadı…
Çünkü aynı çevreler, Bingöl’deki bu utanç verici duruma tepki göstermediği gibi, tüm Kürdistan’da yaşanan “kadın devrimi”ni de görmedi… Kürdistan’ın 102 Belediyesinde tam 102 kadın eşbaşkanın seçimleri kazanması da, Bingöl Belediye Başkanının bu suç teşkil eden “cinsiyetçi, ayrımcı ve eril-ırkçı” açıklaması da Fırat’ın Batısındaki “kamuoyunu” ilgilendirmiyor.
Bu gerçek her konuda olduğu gibi, “kadın sorununda” da Kürdistan gerçeğini hesaba katmadan “kadın hakları savunuculuğu” yapmanın, “feminizm” iddiasında bulunmanın mümkün olmadığını kanıtladı.
Şu hale bakın siz: İnsan içinde gezinmesi bile caiz olmayan bir adam Belediye Başkanı olmuş ve bu herzeleri kusmuş, ardından, aynı Belediye’nin Meclisi’ne 1’inci sıradan seçilen “tesettürlü” kadın Meclis üyesi Nurten Ertuğrul seçimlerde kazandığı üyelikten istifa etmiş ve Fırat’ın Batısından bu kadınla dayanışmadan eser bile yok…
Utanın!
Ve külahınızı, takkenizi, şapkanızı, kısaca kafacığınızı örten ne varsa hepsini önünüze koyun ve düşünün:
Bingöl’ün yüz karası Belediye Başkanının Kuzeyinde Dersim Belediyesi’nde Nurhayat Altun, Güneyinde Amed Belediyesinde Gültan Kışanak var… Bu iki kadın aynı zamanda hem Kürt, hem Alevi… Hem de sosyalist…
Ve siz “oylar bölünmesin, oyum CHP’ye” dediniz, “oyum HDP’ye değil” diye yazdınız. Hem “sosyalist partiyiz” dediniz, hem de İstanbul’da HDP’yi değil, CHP’yi desteklediniz.
Neden?  AKP’yi geriletmek için!
O halde haritaya dikkatle bakın. Bingöl’e parmağınızı basın. Yukarıya doğru kaydırın. Aşağıya doğru kaydırın. İşte o zaman göreceksiniz AKP’yi kimin gerilettiğini, tüm Türkiye’yi kimin “çağ dışı”, “cinsiyetçi, ayrımcı, ırkçı, şeriatçı” fundamentalizme karşı koruduğunu…
Tekrar söyleyelim: PKK’ye bin bela okuyorsunuz ama, eğer Kürdistan’da PKK değil de Bingöl Belediye Başkanının kafasındaki güç egemen olsaydı, sizler, bırakalım, Ankara’yı, İstanbul’u, İzmir’de ve Trakya’da bile barınamaz hale gelirdiniz…
Bingöl’e bakıp, bakıp, şükrediniz!