Cezaevlerinde ölüme her geçen gün bir adım daha yaklaşan PKK'li ve PAJK'lı tutsakların 12 Eylül'den bu yana sürdürdüğü süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi eylemi 34'üncü gününe girdi. Bugün bütün PKK ve PAJK’lı tutsaklar greve dahil olacak. Tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, eylemlerinde geri adım atmayacaklarını ve zorla tedaviyi kabul etmeyeceklerini deklare ederek, "Hiç kimse ama hiç kimse bu amaçla yanımıza gelmesin. Önderliğimiz ve hareketimiz dışında hiç kimsenin sesini duymayacak ve işitmeyeceğiz" dedi.
Şu ana kadar 40'ı aşkın cezaevinde 400'ü aşkın tutsak açlık grevi eylemine dahil oldu. PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, bugün itibariyle cezaevlerinde bulunan bütün PKK ve PAJK’lı tutsakların süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlayacağını duyurdu.

Bedel ödemeye hazırız

Deniz Kaya, hiçbir güç ve iradenin başlattıkları süresiz dönüşümsüz açlık grevinden geri adım attıramayacağını kaydederek, “Hiç kimse ama hiç kimse bu amaçla yanımıza gelmesin. Önderliğimiz ve hareketimiz dışında hiç kimsenin sesini duymayacak ve işitmeyeceğiz” dedi. Kaya bu konudaki kararlıklarını ise şu sözlerle anlattı: Bizleri, arkadaşlarımızı hücrelere koymakla, işkence yapmakla, ceza tehdidi ile bizlerin geri adım atacağını beklemek, direnişimizi sona erdireceğimizi düşünmek hareketimizi, bizleri tanımamak demektir. Bedel ödemek ise bedel ödemek, işkence ise işkence, baskı ise baskı, hücre ise hücre; hodri meydan. Elinizden geleni ardınıza koymayın. Önderliğimizin tecrit altında tutulduğu, can güvenliğinin olmadığı, halkımızın her gün, her saat ırkçı rejimin asker-polisi tarafından fiziki, siyasal, kültürel soykırım ve işkencelere uğradığı bir ortamda, çıplak bedenleri dışında hiçbir şeyi olmayan bizlerin geri adım atacağı düşünülüyorsa, çok ham hayaller içinde olduğunuzu görmeniz gerekiyor. Açık ve net söylüyoruz. Hiçbir güç ve irade bizleri başlatmış olduğu bu özgürlük eyleminden geri adım attıramaz. Erdoğan ve çetesi bilsin ve bir kez daha duysun; asla ve asla taleplerimizden geri adım atmayacağız. Özgürlüğümüz, önderliğimiz ve halkımız için bedel ödemeye hazırız."
Zorla tedaviyi kabul etmiyoruz
Zorla tedaviyi kabul etmeyeceklerini açıklayan Kaya, hekimlere de Hipokrat yeminine bağlı kalmaları çağrısında bulunarak, "Zorla tedavi, hastaneye götürme, ilaç-serum vb hiçbir şeyi kabul etmeyeceğimizi, buna karşı koyacağımızı buradan tüm kamuoyuna bildiriyoruz" dedi.

Cezaevi önünde nöbet tutun

AKP Hükümeti'ni sert bir dille eleştiren Kaya, herkesi cezaevleri önünde özgürlük platformu kurmaya ve nöbetler tutmaya çağırdı. Eylemcilerin kritik eşiği geride bıraktığına ve ölüm sınırında olduğuna dikkat çeken Kaya, açıklamasında şöyle seslendi: “Duyarlı tüm partilere, Meclis’te bulunan tüm vekillere, tüm sivil toplum kuruluşlarına, barolara, insan hakları örgütlerine sesleniyoruz. Bu çığlıklarımızı duyun. Bakanlık ve cezaevlerindeki işkenceci ekipleri-gardiyanları uyarıyoruz. Arkadaşlarımıza işkence yapmaktan vazgeçin, arkadaşlarımızın şahadetine yol açacak en ufak bir uygulama, başta bu işkence kararı verenler ve uygulayanlar olmak üzere, bu topraklarda yaşayan herkesi geri dönülemez bir noktaya çekecek ve hiç kimsenin can güvenliği olmayacaktır.”

Gün direniş ve mücadele günü

Bakırköy Cezaevi’nde 24 Eylül'den beri grevde olan eylemciler de "Evlatlarınız" imzasıyla mektup göndererek şöyle seslendi: “Ailelerimizden ve halkımızdan tek bir isteğimiz var: Bu direniş sürecini daha fazla sahiplenmenizi ve bizlerle beraber ortak bir ruh içerisinde mücadeleyi yükseltmenizi istiyoruz. Gün direniş ve mücadele günüdür! Öcalan ve halkımızın özgürlüğü yakındır! Sonuna kadar mücadele, sonuna kadar direniş."

STK'ler: Seyirci kalmayın

Yüzlerce tutsağın başladığı açlık grevinde hayati tehlikelerin baş göstermesine rağmen devlet yetkilileri sessizliğini koruyor. AKP Hükümeti'nin vurdumduymazlığına da tepkiler artıyor. Hafta sonu Amed, İstanbul ve Ankara’da sokağa çıkan İHD ve STK’ler hükümet ile Meclis'in sessizliğine sert tepki gösterdi.

 HABER MERKEZİ




DÖKH kadınları eyleme çağırdı


Demokratik Özgür Kadın Hareketi, Kürt kadınlarını direnişe çağırdı.
Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH), dün yazılı bir açıklama yaparak cezaevindeki tutsakların direnişine destek verdi.
DÖKH, açıklamasında PKK ve PJAK'lı tutsakların Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü ve anadil üzerindeki tüm yasakların kaldırılması talebiyle başlattıkları açlık grevi eyleminin ölümcül aşamaya geldiğine dikkat çekerek, "Yoldaşlarımızın eylemi Kürt sorununun demokratik çözüm imkanını bedeli ölümüne olsa da yaratmaya ve toplumu bu mücadeleye davettir. Yoldaşlarımız, eylemleri ile tekrar hakikatin tarihini yazmaktadır" dedi. "Hiçbir bedel, vicdan kaybı ile kıyaslanamaz ve hiçbir değer vicdan kadar anlamlı olamaz" diyen DÖKH, "Tüm Kürt kadınları bulundukları her yeri direniş eylemine çevirmeli ve onurlu öncülük rolünü oynamalıdır. Kamuoyu üzerine düşen tarihi sorumluluğu yerine getirmelidir. Yaşanacak ölümlerden herkes sorumludur" çağrısında bulundu.

Aileleri de direnişte

Tutsakların aileleri de yarın süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlıyor.
Aileler, kararlarını dün Amed'de yaptıkları basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. BDP İl binasında yapılan toplantıda tutsak aileleri adına açıklama yapan Selim İnal, açlık grevlerinde yaşanabilecek olası ölümlerden AKP Hükümeti'nin ve Adalet Bakanlığı'nın sorumlu olacağını söyledi. Müzakere sürecinin engellenmesinin ve savaşta ısrar edici politikaların kabul edilebilir bir tutum olmadığını ifade etti. Kürt halkının tüm demokratik taleplerine rağmen imhacı savaş politikalarının sürdürülmeye çalışıldığını dile getiren İnal, duyarlı olan herkesinin AKP'nin savaş tutumuna "Dur" demesi gerektiğini vurguladı. İnal, tutsakların eylemine destek vermek amacıyla Salı günü Diyarbakır E Tipi Cezaevi bir basın açıklaması yapacaklarını duyurdu ve ekledi: "Cezaevinin önünde yapacağımız açıklama ile süresiz ve dönüşümsüz demokratik eylem ve etkinlik sürecini başlatacağız."
TUAD-DER Amed Şube Başkanı Sırrı Doğan da tutsakların Öcalan'ın özgürlük koşullarının sağlanmaması ve anadil hakkının yasal güvenceye alınmaması nedeni ile açlık grevine başladıklarını vurgulayarak, "Kendine 'vicdanlıyım', 'insanım' diyen herkesi 16 Ekim Salı günü Diyarbakır E Tipi Cezaevi önünde olmaya çağrıyoruz" dedi.
Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Havva Kıran ise "Ülkemizin özgürlüğü, kimliğimiz için mücadele etmeliyiz. Tepkimizi dile getirmeliyiz" çağrısında bulundu.