
HAYRİ DEMİR/MA/ANKARA
Osman Baydemir "Kürdistan" dediği için ceza aldı. Meclis tarihinde ilk kez verilen karar ile Baydemir'e geçici olarak iki birleşim çıkarılma cezası verildi. Baydemir, bunun Kürdistan gerçeğini yok edemeyeceğini söyledi.
Meclis’te süren bütçe görüşmeleri sırasında Kürdistan tartışması yaşandı. HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir, görüşmeler sırasında Meclis'in herkesi kucaklayıcı bir tavrı olması gerektiğini söyledi. Baydemir, ''Ben bir Kürt evladı olarak, Kürdistan'dan gelen bir temsilci olarak istediğim şey bu çatı Türk ve Kürt ortak çatısı olmasıdır'' dedi.
Baydemir’in 'Kürdistan' ifadesini kullanması AKP’li vekilleri rahatsız etti. Baydemir, "Eğer siz Kürtleri dışlarsanız, Kürtleri yok sayarsanız, Kürtleri cezaevlerine koyarsanız nihayetinde 80 milyonun tamamı kaybetmiş olacaktır. Gelin, hiç kimsenin kaybetmeyeceği bir siyasal rejim oluşturalım" diyerek, bu tepkilere yanıt verdi.
Elini kalbine koyup seslendi
Oturumu yöneten AKP’li Ayşenur Bahçekapılı da Baydemir'e "Sayın Baydemir, Kürdistan neresi? Sayın Baydemir, bir soru soruyorum size, lütfen cevaplar mısınız" diye sordu. Baydemir ise elini kalbinin üzerine koyarak, "Aha şurası Sayın Başkan, aha şurası, Kürdistan şurası" dedi.
Bahçekapılı ise bunun üzerine "Siz burada Kürdistan’ın vekili değilsiniz, siz burada Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ili olan Şanlıurfa'nın milletvekili olarak bulunuyorsunuz Sayın Baydemir. Lütfen bunu unutmadan bu kürsüye gelip konuşun bundan sonra" şeklinde konuştu.
Tartışmanın sürmesi üzerine oturuma ara verdi.
Meclis tarihinde ilk
Oturumun ardından Bahçekapılı, Baydemir'in "Kürdistan" ifadesini kullandığı gerekçesiyle İç Tüzük gereği Meclis'ten "geçici" olarak çıkarılması işlemi başlattı. Meclis tarihinde ilk kez bir cezai yaptırımla karşı karşıya kalılması karşısında Baydemir, savunma yaptı. Baydemir, "Hayatım boyunca zulüm kimden gelirse gelsin mazlumun yanında olma arayışında oldum" diyerek, "Benim açımdan gerek 10 yıllık insan hakları mücadelesi ve gerekse 10 yıl Diyarbakır kentine hizmet pratiği açısından ve özellikle Meclis'e gelmem açısından bir neden var. Doğruyu masaya koymazsak hiçbir sorunumuzu çözemeyiz. Bundan yüzyıllar önce dünya yuvarlaktır dediği için insanlar yargılandı. Kürdistan'a Kürdistan demek suç değildir, suç olmamalıdır" diye konuştu.
Baydemir, AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın 1991’de hazırlamış olduğu raporu hatırlatarak, "Lideriniz Tayyip Erdoğan'ın hazırlamış olduğu raporu okuyun. O rapora bir göz atın. Sizin lider olarak gördüğünüz Erdoğan'ın o raporunda Kürdistan ifadesi ne anlama geliyor göreceksiniz. Bu tartışma, Parlamento’nun, iki yıllık savaştan kaynaklı nereye savrulduğunun göstergesidir" ifadelerini kullandı.
Kürdistanlıyım, inkar edemem
Baydemir, şöyle konuştu: "Türkiye'nin bütünlük içerisinde özgün ismiyle, kimliğiyle varlığını sürdürebilmesi bekanın yegane temelidir. Kürdistan bütünün bir parçasıdır. O bütünün parçasının ilelebet ayrılmaması için adalete, eşitliğe ihtiyacımız var. Birbirimiz anlamayan ihtiyacımız var. Ben Kürdistanlıyım, bunu inkar etmedim, edemem. Rabbim bunu bana nasip etmesin. Tarihi yok saymak sorunları çözmüş olsaydı bugüne kadar bu sorun 40 senedir çözülmüş olurdu. Yasakla bu sorun çözülmez. Sizin gücünüz var askeriniz var ordunuz var."
"Tahir Elçi'ye yaptığınızın aynısını bana yapabilirsiniz" diyen Baydemir, siyasi linçe rağmen "Kürdistan" gerçeğinin yok edilemeyeceğini ifade etti.
İki oturum ceza
Baydemir'in bu konuşmasının ardından iç tüzüğün 163'üncü maddesi kapsamında iki birleşimden "geçici" olarak çıkarılması talebiyle oylamaya gidildi. İlk oylama için karar yeter sayısı sağlanamadı. Aranın ardından ikinci oylamada, Baydemir hakkında talep edilen "geçici çıkarma" cezası kabul edildi. Karardan sonra Bahçekapılı, HDP sıralarında oturan Baydemir'e "Lütfen Genel Kurul'dan çıkın" diye seslendi.
MHP-AKP ortaklığıydı
Meclis tarihinde ilk kez 'Kürdistan' ifadesinden dolayı verilen bu ceza, AKP ve MHP ortaklığıyla getirilen iç tüzük değişikliğiyle getirilmişti. Yeni içtüzüğe göre Meclis kürsüsünde “Ermeni soykırımı”, “Kürdistan” ve “Kürt illeri” kelimelerini kullanan milletvekillerine "geçici çıkarma" cezası getirilmesi öngörüldü. Bu düzenlemeyle ilk kez Baydemir, 'Kürdistan' ifadesini kullandığı için ceza aldı. Aynı zamanda Baydemir'in bir aylık ödeneği ve yolluğunun üçte ikisi de kesilecek.
HDP milletvekilleri terk etti
Baydemir'in cezayla karşı karşıya kalması sonrası HDP'li milletvekilleri Genel Kurul salonunda çıktı. HDP'liler kendi aralarında yaptıkları istişare sonrası Genel Kurul’un dünkü çalışmalarına katılmama kararı aldı. Genel Kurul'daki bütçe görüşmeleri HDP'liler olmadan devam ediyor.
Meclis Başkanlığı iadede rekor kırdı!
İade ettiği önergelerle gündemden düşmeyen Meclis Başkanlığı, rekor kırarak 26. Dönem’in en fazla önerge iade edilen dönem olmasını sağladı. Meclis daha ikinci yılında 20 bin 589 önergeden bin 856'sını iade etti.
En son Roboskî Katliamı’nın araştırılması talebini önergede yer alan "katliam" sözcüğünden dolayı iade eden Meclis'in 26. Dönem’de, denetim işlevini "iade işlevine" çevirdiği rakamlarla ortaya çıktı. Meclis Kanunlar ve Kararlar Denetim Bürosu'nun son güncel rakamlarına göre sadece 26. Dönem’de 20 bin 589 soru önergesi sunuldu. Ancak bu önergelerden bin 856 tanesi iade edildi.
Yanıtsız da bırakılıyor
Bu dönemde en çok soru önergesi CHP'li milletvekilleri tarafından verilirken, verilen 13 bin 606 tane önergeden 5 bin 805 önerge yanıtsız bırakıldı. 3 bin 457 adet önergesi kabul edilen HDP'nin ise bin 766 adet önergesine yanıt verilmedi. AKP'nin milletvekilleri tarafından verilen 7 önergenin 7'si de yanıtlandı. MHP'nin ise bin 513 önergesinden sadece 74'ü iade edildi.
Ret gerekçesine de ret
Toplamda 2 bin 344 Meclis araştırma önergesinin sunulduğu 26. Dönem’de AKP'liler tarafından sunulan 26 önergenin tamamı kabul edildi. Ancak CHP'nin bin 400 önergesinden 10'u, HDP'nin 675 önergesinden 136'sı ve MHP'nin 243 önergesinden 2'si iade edildi. Roboskî Katliamı’na dair önergeyle birlikte geçtiğimiz haftalarda HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu'nun muhalefet partilerinin verdiği soru ve araştırma önergelerinin reddedilmesi gerekçesinin araştırılması talebiyle sunduğu araştırma önergesi de AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.
Geçmiş dönemin rakamları
Bu rakamlar Meclis tarihinde ilk kez denetim mekanizmasının da işlevsiz kaldığı tartışmasını beraberinde getirdi. Çünkü 28 Mart 2012-25 Nisan 2015 arasını kapsayan 3 yıllık süreçte sadece 135'i HDP'nin, 150'si MHP'nin, 238'i de CHP’nin araştırma önergeleri reddedildi.
1 Kasım erken seçim kararından dolayı 7 Haziran'dan sonra bir kaç ay süren 25. Dönem'de HDP tarafından verilen 100 araştırma önergesi, 4 adet gensoru, 746 soru önergesi, 25 sözlü soru önergesi iade edildi.
24. Dönem’deki faaliyetlerde ise Meclis Başkanlığı'na toplam 57 bin 806 yazılı soru önergesi sunuldu. CHP'liler tarafından 29 bin 988, MHP'li vekiller 23 bin 409 ve HDP'li vekiller ise 3 bin 871 yazılı soru önergesi sundu. Bu dönemde sadece bin 279 soru önergesi iade edildi. Önergelere yanıt verme oranının da bugünkü döneme göre yoğun olduğu 24. Dönem’de 22 bin 872 önergeye yanıt verildi.
Türk ırkçılığının tutanağı
Genel Kurul’da 'Kürdistan' ifadesini kullanması üzerine, Meclis tarihinde bir ilk olarak cezai yaptırım uygulanıp "geçici çıkarma" cezası verilen HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir'in ceza almasına yol açan AKP'li vekillerin 'Kürdistan' tahammülsüzlüğünü yansıtan sözleri tutanaklara girdi. Üstelik Meclis tutanaklarına büyük harfle yazılması gereken 'Kürdistan’ın küçük harfle yazılması da dikkat çekti.
Baydemir'in hakkında talep edilen "geçici çıkarma" cezasına ilişkin savunma yaptığı sırada, AKP sıralarından duyulan rahatsızlıkla yükselen tepkiler tutanaklarda şu şekilde yer aldı:
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Türkiye'de kürdistan yok Sayın Başkan.
OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, savunma yapıyor, lütfen.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, Türkiye'de "kürdistan" diye bir yek yoktur.
MİTHAT SANCAR (Mardin) - Ya, izin verirseniz Cumhurbaşkanının söylediği… Yapma Elitaş.
BAŞKAN - Sayın milletvekili savunmasını yapsın, siz sataşmadan söz alır cevap verirsiniz, lütfen.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, hâlâ İç Tüzük'e aykırı bir işlem yapıyor.
BAŞKAN - Biliyorum, farkındayım.
FİLİZ KERESTECİOÐLU DEMİR (İstanbul) - Savunma yapıyor ya. Bu ne tahammülsüzlük.
OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - 1991 yılında…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) -
AHMET YILDIRIM (Muş) - Sayın Başkan, lütfen müdahale edin.
BAŞKAN - Sayın Yıldırım, ettim müdahale.
BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Başkan, kürsüye müdahale edin.
OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - 1991 yılında sizin lideriniz Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın hazırlamış olduğu raporu okuyun, o rapora bir göz atın.
ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) - Ne demiş?
OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Sizin lideriniz, lider olarak gördüğünüz Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yapmış olduğu o raporda "kürdistan" ibaresi ne anlama geliyor, onu hep beraber göreceksiniz sayın hatip. Bugün bu Parlamentonun, iki yıllık savaş, iki yıllık çatışmadan kaynaklı tüm siyasi partiler ve gruplar açısından nereye savrulduğunun da bir göstergesidir bugünkü tartışma. Ben bir kez daha söylüyorum: Osman Baydemir olarak Türkiye coğrafyasının…
BENNUR KARABURUN (Bursa) - İçinde kürdistan yok.
BENNUR KARABURUN (Bursa) - Türkiye Cumhuriyeti'nin içinde kürdistan yok.
ŞAHİN TİN (Denizli) - Kürdistan neresi? Neresi kürdistan onu söyle.
HÜDA KAYA (İstanbul) - Tarih oku tarih, görürsün.
OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Ama ben bunu bir kez daha söylüyorum, bir kez daha söylüyorum.
MİTHAT SANCAR (Mardin) - Birinci Meclisin tutanaklarını oku, git oku. Cumhuriyetin kuruluş tutanaklarını oku ya. Git oku, al sana biz verelim, oku.
ŞAHİN TİN (Denizli) - Hata yapıyorsunuz ya burada.
OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - Tarihi çarpıtmak, tarihi yok saymak, ötekileştirmek, yasaklamak sorunları çözmüş olsaydı, Sayın Başkan, sayın hatipler, yasaklamak sorunları çözmüş olsaydı…
BDULKADİR AKGÜL (Yozgat) - Tam PKK söylemi!
İSMAİL TAMER (Kayseri) - Kırk senedir söylüyorsun!
ŞAHİN TİN (Denizli) - Savunma değil bu!
ŞAHAP KAVCIOÐLU (Bayburt) - Faşist söylemler bunlar! Faşist söylemler kullanıyorsun!
ŞAHİN TİN (Denizli) - Komünistlik yapıyorsun, komünistlik! Böyle olmaz, hamaset yapıyorsun!
OSMAN BAYDEMİR (Devamla) - …hakikati örtemezsiniz, hakikati yok edemezsiniz…
ŞAHAP KAVCIOÐLU (Bayburt) - Çok umurumuzda da değil!
Mesele zaten hendek değildi
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ayhan Bilgen, Meclis'te bir araya geldiği bir grup gazeteciye gündemdeki sıcak başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Başbakan Binali Yıldırım'ın kayyum ve belediye başkanlarının görevden alınmasıyla ilgili "HDP'lilerin özel durumu var" sözlerini aynı zamanda bir itiraf olduğuna işaret eden Bilgen, "Bizimle ilgili kısmı şüphesiz artık bunu çok net biçimde, bu süreci bu noktaya getirebilmelerinin aslında mantığını dün deşifre ettiler. Çok net bir fotoğraf var; AKP iktidara geldiğinde seçilmiş valililer vadediyordu, şimdi atanan belediye başkanlarıyla Türkiye yönetiliyor. Yerel demokrasi yoksa orada demokrasi yoktur. Demokrasinin beşiği belediyelerdir. Zaten sorun hendek değil, sorun çok açık biçimde halkın kendi seçtiğini tanımamadır. AKP'li belediye başkanı görevden alındığında meclisin içerisinden görevlendirme yapılıyor ama DBP'li belediye başkanı görevden alındığında kaymakam ya da vali yardımcısı görev alıyor" dedi.
Rota ve ilkeler belli
Kendi rotalarını çizerken kimin nerede olduğuna değil, ilkelerine baktıklarını kaydeden Bilgen, şöyle devam etti: "Bizim açımızdan Türkiye'nin OHAL'den kurtarılması, gelecek seçimlerin en temel ilkesel tercihleri olacaktır. Yeni seçim sistemine göre de biz çok iddialı biçimde seçimlere gireceğiz ve sürpriz yapacağız. OHAL konusunda duyarlı, demokratikleşme konusunda cesur her çabayı diyalog kurulabilecek siyasi dinamikler olarak görürüz. Otoriterleşerek bir iç savaşa sürüklenme ile demokratikleşip barışını inşa etme tercihleri arasında nerede durduğumuzu çok net biçimde biliyoruz."
Çürümüşlük söz konusu
Man Adası’na para aktarıldığına ilişkin ortaya çıkan belgeler için hükümete sert tepki gösteren HDP’li Ziya Pir, “Bir çürümüşlük söz konusu. Burada durum sadece gayri ahlaki değil, aynı zamanda hukuk dışıdır da. Dolayısıyla bunu yapanların yargılanması gerekir” dedi.
Gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Ziya Pir, iktidar çevresi kişilerin Man Adası’nda bulunan şirketlere para aktardığına ilişkin ortaya çıkan belgeler için “iktidarın siyasi ahlaksızlık” yaptığını vurguladı. Pir, “yerli ve milli” siyaseti yapanların çürümüşlük içinde olduğunu söyledi.
Siyasi ahlaksızlığın zirvesi
İktidarın bu durum karşısında istifa etmesi gerektiğini belirten Pir, “Ama bakıyorsunuz iktidar ‘ne var ki bunda’ havasında siyaset yapıyor” dedi. Pir, dünyadaki kara paranın aklandığı şirketlerin Türkiyeli yetkililer tarafından da kullanıldığını dile getirerek, “Burada ahlaki bir sorun var. Bismil’de pamuk üreten birinden ya da Lice’de tütün üreten bir üreticiden aldığın vergiye göz koyma durumu var. İnsanların aldığı kefenden bile vergi alınıyor. İktidar bunu yaparken kendileri ve çevrelerindekilerin Türkiye’de vergi ödememek için denedikleri bu yol, her şeyden önce ahlaki değil. Bu siyasi ahlaksızlığın zirve yaptığı yerdir” değerlendirmesi yaptı.
ABD’de İran ambargosunu delmek suçundan yargılanan ve sanık olduğu davada tanık olan Rıza Sarraf’ın söylediklerine değinen Pir, “Bir bakanın 50 milyona varan rakamlar civarında rüşvet aldığı ortaya çıktı. Diğerlerinin ne aldığını bilmiyoruz ama bir bakan bu kadar rüşvet alacak ve onun patronu olan kişilerin bundan haberi olmayacak. Böyle bir şeye Türkiye’de inanmak mümkün değil. Burada bir çürümüşlük söz konusu. Burada durum sadece gayri ahlaki değil, aynı zamanda hukuk dışıdır da. Dolayısıyla bunu yapanların yargılanması gerekir” ifadelerini kullandı.
Toplum da yozlaştırıldı
Ekonomist olan Pir, Türkiye’deki halkların yaşanan ekonomik kriz karşısında sessizleştiğini dile getirdi. Türkiye’de bir yozlaşma yaşandığını dile getiren Pir, “Cemaatlerin de toplumun içine sızmasıyla birlikte toplumda inanılmaz bir yozlaşma yaşandı. İstismar ve kadına şiddet arttı. Hükümetleri getiren ve götüren toplumdur. Böylesine yozlaşmış bir toplumun ayağa kalkmasını beklemek biraz zor” dedi.
Lüks yat sahiplerinin mazotu çiftçilerden daha ucuza almasını eleştiren Pir, “Ahlaklı bir toplumun bunu kabul etmemesi gerekir. Bunu hükümetin önüne koyup ‘ya bunu düzeltirsin ya da istifa eder gidersin’ demesi gerekir. Mesele burada düğümleniyor” şeklinde konuştu.