
Sinan Yıldız’ın senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini yaptığı „Kaniya Liço/Bataklık“, Kürdistan’da kaçakçıların yaşamına odaklanıyor. Şirnex ve Kürdistan ve Türkiye’nin birçok yerinde gösterilen film yoğun ilgi görür. „Kaniya Liço“, filmin gerçek kahramanı Hüseyin Artuç’un 2010 yılında kaçakçılık yaparken vurulduğu yerin adı. Burası, Şirnex’ın Gundikê Melî beldesinin bir kaç kilometre dışında kalan ve sınır ticareti yapan insanların sınırın öte tarafından gelecek sigara kolilerini beklediği yer. Yönetmen Yıldız, „Bataklık“ anlamına gelen „Kaniya Liço“ isminin, bu bölgede kaçakçılıkla ilgili dönen çarkın çirkin yüzü ile birebir uyuştuğunu ve bu nedenle filme bu ismi verdiklerini söylüyor. Hüseyin, Mayıs 2010 tarihinde bir arkadaşı ile birlikte kaçağa gider. Dönüşte askerler tarafından vurulur. Filmin çekimleri de, 28 Aralık 2011 tarihinde gerçekleşen ve 34 sivilin yaşamını yitirdiği Roboskî katliamından kısa bir süre önce tamamlandı.
Amatör ekiple çekildi
Yönetmen Yıldız, filmin ilk önce kısa metrajlı bir senaryonun projesi olduğunu belirtiyor. Ancak çekimler başlayınca program değişir, uzun metrajlı bir film halini alır. Yıldız, filmi, sinemacıları güldürecek cinsten bir bütçe ve belde insanın desteği ile çektiklerini dile getiriyor. Amatör bir ekipmanla çekilen filmin oyuncuları da, olayın geçtiği beldeden insanlar. Dolayısıyla hem günlük işlerini yapmak hem de çekimlere katılmak zorunda kalan belde sakinleri için iş biraz zorlaşıyor. Derken çekimler için kararlaştırılan 20 gün 35’i buluyor. Tüm bunlara rağmen gerek oyuncuların performansı, gerekse kaliteli görüntülerin, birçok yönetmeni hayrete düşürdüğünü belirten Yıldız, filmin ilk galasını da Gundikê Melî beldesinde mütevazi koşullar altında yaptıklarını söylüyor. Ayrıca filmin dili, müzikleri ve ruhuyla tamamen Kürdî olduğunu dile getiriyor.
Filmin konusu
‘Kaniya Liço’, anne ve babasını kaybettiği için ninesi ile yaşayan 15 yaşındaki Şirnexli Raqîp’ın hasta olan ninesini ameliyat edebilmek ve geçimlerini sağlayabilmek için kaçakçılık yaparken yaşadığı dramı anlatıyor. Raqîp henüz küçükken kamyon şöförlüğü yapan babası bir kaza sonucu hayatını kaybeder, annesi de doğum sırasında ölür. Okula gidemez, çünkü ninesine bakmak zorundadır. Parayı bulduktan sonra sevgilisi Jînda’ya kavuşabilmenin hayallerini kurmaktadır. Jînda ilkokul mezunudur iyi resim çizer. Hissleri çok kuvvetli olan Jînda sevgilisinden her an haberdar gibidir. Raqîp, kardeşten öte sıkı dostu olan Orhan ile kaçakçılık yapmaya başlar.
Bu ölümler sıradan değil
Anısına film çektiği ve filmin esin kaynağı olan Hüseyin Artuç’u kaçağa giderken öldürüldüğü haberini alana kadar tanımadığını belirten yönetmen Yıldız, filme ilişkin şunları belirtiyor: ’’Bu işe henüz başlamış genç bir Kürt olarak toplumumuza karşı sorumluluklarımızın olduğunu düşünüyorum. Bunun bilincinde olarak toplumların aynası sanata/sinemaya yöneldiğim bir dönemde bu acı hadise ile yüzleştim. Coğrafyamızda yaşanan realiteye de dokunmak gerekiyor. Oranın insanlarının hikayelerini sinemaya uyarlamaya çalışıyorum. Fakat bu realiteye ne kadar dokunabildiğimizi seyirciye sormak gerekir. İnsanların ölümlerinin sıradanlaştığı bir dönemde bu filmi çektik ve doğal olarak vurgulamak istediğimiz şey; hiçbir insanın bu şekilde ölümü sıradan değildir.’’
Amatör oyuncu kadrosu var
Sinan Yıldız, 1986 Şirnex Gundikê Melî doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Şirnex’ta geçiren Yıldız, Bahçeşehir Üniversitesi’nde bilgisayar öğretmenliği okudu. Kısa ve uzun metrajlı senaryolar yazan Yıldız, ilk kısa metrajlı filmi „Kukla“nın ardından Kürtçe uzun metrajlı filmi „Kaniya Liço/Bataklık“ filmini çekti. İstanbul’da bulunan Sinematek atölyesinde Film Yapım ve Yönetmenlik eğitimi aldı. Halen Başkent İletişim Akademisinde oyunculuk eğitimi alıyor. Kürt gençleri ile kurduğu yaklaşık 60 kişilik amatör oyuncu kadrosu var.
SUNA KÖSE/LONDRA