İngiliz devletinin son dönem politikaları tam da bir adım ileri iki adım geri politikalar niteliğinde. Sadece bu haftaki gelişmeler, devletin tutarsız ve anlaşılması güç politikalarını doğrulayacak yeteri veriler sunuyor. Örneğin, dini grupların ve hükümetteki bazı kesimlerin itirazlarına rağmen eşcinsel evlilik yasası onay aldı. Gelecek yazdan itibaren İngiltere ve Galler’de aynı cins evlilikler gerçekleşebilecek. Yani bu yasa henüz İskoçya ve Kuzey İrlanda için geçerli değil. Geçerli olacak mı? Orası belli değil. Eşcinsel evliliğin en büyük destekçisi Başbakan Cameron, yasanın İngiltere ve Galler için onaylanmasıyla birlikte ‘birbirini seven aynı cinsten iki insanın evlenerek diğer vatandaşlarla eşit sayılabilmesinden mutluluk duyduğunu’ belirtmişti. Cameron ayrıca ‘hobofobik tutumlara sıfır tolerans göstereceğiz’ dedi. Cameron, örnek hareketler sergiliyor.
Acaba? Son dönemlerde sayıları hızla artış gösteren sınır dışı edilen ilticacıların ve göçmenlerin yanı sıra (Aralık ve Nisan tarihleri arasında 73’ü kadın olmak üzere 972 kişi sınır dışı edildi) aylardır Roman halkının üzerindeki taarruz devam ediyor. Evsiz Romanlara kaldıkları parklara baskınlar düzenleniyor ve ülkelerine gönüllü geri dönmeyi kabul etmemeleri durumunda, 30 gün içinde sınır dışı ediliyorlar. Zengin mahalle sakinleri daha önce sokaklarda uyuyan Roman halkının göz zevklerini bozdukları gerekçesiyle belediyelere şikayetlerde bulunmuştu. İngiltere de sokak temizliği için (bu temizliğe ‘Daily clean-up operation’ diyorlar) Romanya devletinden polis desteği talep etmişti.
Bunun üzerine geçtiğimiz günlerde yetkililer yüzlerce Roman halkını sokaklardan çöp toplar formatta toplayıp, apart topar Romanya’ya geri gönderdi. Şunu unutmamak gerekir ki Roman halkı İngiltere’ye illegal yollarla girmediler. Romanya’nın AB üyesi olmasıyla Romanya vatandaşları, Avrupa ülkelerinde en az 3 ay kadar kalma hakkını zaten elde etmişlerdi. Şu ana dek sadece sokakta dilendikleri için 300’e yakın Romanyalı ve Bulgar tutuklandı. Yani İngiltere şöyle diyor: ‘Zenginsen gel, evsizsen gelme!’ Oh ne ala mualla!
Öte yandan, hastanelerin merkezi hizmet sunma bahanesiyle (amaç sağlık için devlet masraflarını azaltmak aslında) Acil Servisler dahil olmak ve başta doğumhaneler olmak üzerine bir çok bölümün kapatılması önerisi gündemdeydi. Yetersiz sağlık görevlilerden ötürü üç sene içerisinde onlarca bebek doğum esnasında hayatını kaybetti bu arada. Neyse ki gelen tepkilerden ötürü Londra Büyükşehir Belediye başkanı Boris Johnson bu öneriyi şimdilik geri aldı. Sağlık Bakanlığı yetersiz devlet ödeneğinden ötürü kaliteli hizmet vermekte fazlasıyla çuvallıyor. Önümüzdeki beş sene içerisine sağlık hizmet kalitesinin daha da düşeceği ölüm oranlarının ise artacağı düşünülüyor. Hastanelerin doğru düzgün hizmet sunması durumunda yılda 4,400 kişinin hayatı kurtulacak. Ama nerde? Hayat kurtarmanın ne gereği var! Yeter ki uçaklarda yolcu taşıma kapasitemiz artsın. Çünkü İngiltere dünya sağlık hizmetleriyle değil, fiyakalı havayollarıyla caka satmak istiyor.
Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Jonhson İngiltere’nin havaalanı kapasitesini artırmak için Kent bölgesinde olması planlanan bir havaalanı projesini yetkililere sundu. Bu proje vatandaşların vergi ödemelerinin artışına, Londra’nın en büyük havaalanı olan Heathrow’un kapanıp binlerce kişinin işsiz kalmasına, Kent’te yaşayan binlerce kişinin yerinden yurdundan olmasına sebep olacak. Doğaya gelecek zarar da cabası.
İngiltere hükümetinin bu son haftalardaki politikalardan çıkacak İngiltere portresi özetle şöyle: Hükümet neoliberal sömürü politikalarını hayata geçirebilmek için vatandaş vergileri üzerinden otoritesini artırdığı, kapitalizmin krizine çözüm reçetesi olarak sağlık ve sosyal hizmetlerindeki önemli kesintilerle “kemer sıkma” politikalarının uygulandığı, istihdam artırıcı önlemler yerine büyük şirketlerle dünya ekonomisini takip eden milliyetçiliği her fırsatta kullanan fakir ve göçmen düşmanı bir İngiltere. Eşcinsel haklarını tanımak çok güzel; ama yetmez. Yemezler.
Bir adım ileri iki adım geri
İngiltere Gündemi