Güler misin ağlar mısın? 'Seccat arz eylerken sirkatini söylüyor' olmak bu olsa gerek.
Oysa biliniyor ki algı operasyonlarını, algı mühendisliğini bu devlet yaptı hep. Türkiye’de yıllardır yalan yanlış bilgilerle sistem ve devlet, medyayı da yedeğine alarak Kürt meselesi konusunda yanlış bir toplum algısı oluşturdu. Bu algı; sürekli bölünmekten korkan bir devlet mantığıyla cumhuriyetten bu yana Kürtler ülkeyi bölmek istiyor anlayışının işlenmesiyle oluştu. Türk halkının bilinçaltına bu inanç zerk edildi. Böylelikle kimileri kendisini bu ülkenin tek ve gerçek sahibi olarak görmeye başladı.
Kürt meselesi dediğiniz şeyin özü sorgulanmıyor. Çünkü bilgi sahibi olmadan fikir sahibi yaptılar insanları.
"Algı yönetimi” kavramı biraz toplum mühendisliği ile eş anlamlı olarak tanımlanma eğilimine girdi. Zaten de algı yönetimi toplum mühendisliğinin temelini oluşturur.
Bilindiği gibi toplum mühendisliği, topluma ve toplumsal değişime planlı ve projeli müdahale etmenin, kültür ve medeniyeti şekillendirmenin, hatta onu yeniden inşa etmenin bir yolu olarak tanımlanmış ve kullanılmıştır.
Bu anlamıyla Türkiye, cumhuriyet tarihi boyunca toplum mühendisliği orijinli plan ve projelerin sürekli olarak uygulandığı bir ülke oldu.
***
Algılama yönetimi bu anlamıyla hedef kitleleri kendi çıkarları doğrultusunda çözümsüzlüğü hedefleyen bir mantıkla kandırmak ve onları kendi hedefleri yönünde kullanacakları birer unsur haline getirmek amaçlı bir iletişim haline dönüşüyor.
Bu iletişim kirliliği içerisinden sıyrılıp, kafaları karıştırmadan kitlenin süreci doğru algılamasını sağlamak kolay değil elbette.
Türkiye’de gündem normalin ötesinde hızlı ve sürekli biçimde değişiyor. Meydana gelen olayların değişim hızı ve çeşitliliği elbette yıllardır oluşturulmuş toplum algısını zorluyor.
Siyasal alanındaki algı yönetimi, halkın düşünce olarak olgunlaşmamış ve henüz bir davranış kalıbına girmemiş ön kabullerini yönetmeyi, nüfuz etmeyi, değiştirmeyi ve biçimlendirmeyi esas alan bir yönetim tarzıdır. Toplum psikolojisini yönlendirme ve yönetme sanatı da denebilir. Bir başka deyişle psikolojik savaşın bir biçimidir. Türkiye’de demokrasiye, toplumsal ve bireysel özgürlüklere karşı yıllardır devam ettirilen psikolojik savaş, bu mühendisliğin vazgeçilmez bir parçası olmuştur.
Toplumun, sade vatandaşın Kürt sorunu hakkındaki görüşlerini, gündemde olan barış ve açılıma nasıl baktığını, açılımdan beklenti ve değerlendirmelerini sendrom ve fobilerini de ne yazık ki tüm bu mühendislikler oluşturmuştur.
***
Bugün gelinen noktada,gerek sorunun kendisi gerekse sorunu etkileyen tüm aktörler açısından, eskinin mantığı ve diliyle konuşmanın imkanı kalmamıştır.
Eğer bu meseleyi gerçekten çözmek istiyorsak önce bilinçaltımızdakileri bilince çıkartıp berraklaştırmalıyız. Birileri kendini ağa Kürtleri yanaşma gibi görmekten vazgeçmeli. Bilinçaltında gizli kalmış inançları ve oluşturulan algıları havalandırmak, moda deyimle formatlamak gerekiyor.
Bir algı mühendisinin düşündürdükleri
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Kürtçe eğitim verecek okullara ilişkin: "Bunun bir algı operasyonu olduğunu düşünüyorum. Çözüm sürecine karşı olan çevrelerin de katkısıyla halkı, bu sürecin ve hükümetin aleyhine dönüştürmek için bir çaba olduğunu düşünüyorum" demiş.