Öcalan, G.Saray taraftarı olduğunu 1988 yılında M.Ali Birand ile Bekaa’da yaptığı röportajda açıkladı. O zamanlar Türk basınında Öcalan’ın bu açıklaması Türkiye kamuoyuna şirin görünmek için yapılmış “taktik bir açıklama” olarak yorumlanmıştı. Kimi Kürt arkadaşlarda Öcalan gibi bir liderin böyle bir şey söyle miyeceğini, bunun Öcalan’ı karalamak için ortaya atılmış bir yalandan ibaret olduğu tezini öne sürüyorlardı. Kendisi ile yaptığımız bir sohbette bana hangi takımı tuttuğumu sormuştu. 1952 yılından beri GS’lı olduğumu söyleyince hayret etmiş, kendisine GS’ın 1952 yılındaki kadrosunu sayınca ikna olmuş, benim kendisinden daha eski bir GS’lı olduğumu kabul etmişti.
Öcalan’da etten, kemikten oluşmuş bir insandı. Onunda bir takım zevkleri, acıları, tiksindiği şeyler vardı. Okumak, yazmak, önderlik yapmak gibi özelliklerinin yanında film izlemek, müzik dinlemek, takım tutmak gibi hasletleride vardı. Ancak bazı doğmatik insanların onunda bazı hobilerinin olabileceğini kabul etmesi mümkün değildi. Yine bir sohbetimizde kendisi ile halkın arasına demir perde koyanlardan yakınmıştı.
Sevgili dostum merhum M.Emin Gergersoy’un çilekeş ve yiğit eşi, Kürdistan’ın ölümsüz şehitleriden Mustafa ve Azad’ın anneleri Reşide Gergersoy hatunun iki hafta önce Adana’da kalp krizi sonucu vefat ettiğini 21. Kürt Kültür Festivali’nde karşılaştığım büyük gelininden öğrendim. Çilekeş sürgün yüreğim bir defa daha dağlandı. Onurlu şehitlerin, yiğit bir Kürt gerillasının annesi idi. Eşinin vefatından sonra yetimlerini kanatları altına alarak binbir meşakatle büyütmüştü. İkisi dağa gitmiş ve çıkan çatışmalarda birbirlerinden habersiz toprağa düşmüşlerdi. Bir kızı da yüzünü özgürlüğe çevirmiş annesini uzun yıllar sonra kısa bir süreliğine geldiği Almanya’da görebilmişti. Kendisini oğlunun evinde ziyaret ettiğimde ikimizde doyunca ağlamıştık. Kalbinden rahatsızdı. Almanya’da ameliyat olmak istemedi. Diğer çocukları da Almanya’da, Hollanda’da. Annelerinin cenazelerine diğer sürgün Kürtler gibi gidemediler. Gerilla olan kızı dağbaşlarında vatan nöbetinde. Reşide hatun hiç birgün ben şehitlerin, gerilla anasıyım demedi. Adana’da pamuk topladı, kimseye eyvallah etmedi. Şairin dediği gibi ölüm de adil değil! Reşide hatuna Allah(c.c.)’den rahmet diliyorum, sürgünde yaşamak zorunda bırakılıp annelerinin cenazelerinde hazır bulunamıyan yeğenlerime, vatan nöbetindeki yeğenime taziyetlerimi sunuyorum.
Sürgünlüğümün 22.yılına girdim. Her türlü katakulilere, ayak oyunlarına, vücudumda taşıdığım iki kansere karşın dimdik ayaktayım. Bu kadar katakuliye, hastalığa rağmen inandığım şeylerden, Kürdistan Özgürlük Mücadelesinden yüz çevirmedim. Benim de en büyük ilacım, moral kaynağım, şehitlerim, Kürdistan’ın acılı tarihi, halkıma ve onun onurlu mücadelesine olan saygım ve sevgim oldu...
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 24 Eylül 1996 tarihinde Diyarbekir E Tipi Cezaevi’nde PKK’li on tutsak devlet güçleri ve infaz memurları tarafından kafalarına kalaslarla vurularak şehit edildiler.
* 27 Eylül 1994 tarihinde ARGK Dersim komutanlarından Celal Barak, Türk ordusuyla giriştiği bir çatışma sonucunda şehit düştü.
* 28 Eylül 1975 tarihinde DDKD (Devrimci Demokratik Kültür Derneği) kuruldu.
* 28 Eylül 1991 tarihinde İstanbul’da MKM (Mezopotamya Kültür Merkezi) kuruldu.
Bir anı/bir ölüm
Sayın Öcalan kendisini ziyaret eden BDP heyetine Galatasaray’ın Fildişi Sahili vatandaşı ünlü futbolcusu Drogba’yı sormuş. Onun gibi çok çalışın demiş. Bu sözleri üzerine Öcalan’ın G.Saraylılığı, G.Saray’ı İmralı’daki hücresinde kendsine verilen Tv kanallarından izlemesi Türk basınında gündeme geldi.