İrfan Sabri AHMET

Basın ve medyaya yansıyan bir fotoğraf. Fotoğrafta bir anne ve Agit İpek. Anne oturmuş, dizleri üzerinde hüzünle kucakladığı Agit İpek. Düşünün ki bu annenin dizleri üzerinde tuttuğu yüreği, beyni ve tüm hisleriyle kalbine gömdüğü oğlu. Fotoğrafta anne dışında bir insan siması görünmüyor. Kargo ile gönderilmiş, bir beyaz torbanın içinde paketlenmiş, dikdörtgene benzeyen bir kutu. Kutuda Agit İpek.

Bununla ne yapılmak isteniyor? Korkutmak mı? Umutsuzluğa sürüklemek mi? Teslimiyet mi? Ya da değersizlik atfetmek mi?

Anne hüzünlü. Yalnız öfkeli ve inançlı. Ağzından çıkan her söz adeta paketteki dirençli ve kararlı, dik başlı ve gözünü hedefe diken, amaca kilitlenen Agit İpek’in ruhu ve o özgür ruhun anne ile buluşması ve annenin sözlerinde anlam bulması.

Anne hüzünlü ama cesaret abidesi. Anne öfkeli ama ahlaki politikanın somut ifadesi. Anne korkusuz ama geniş ufuklu ve şeffaf.

Anne ve Agit İpek. Bu, Kürdistan’da yılmayan Özgür Kürt’ün, öz kimliğinin somutlaşmış hali.

Kürdistan Devrim Mücadelesi’nde Kapitalist Modernite’nin, TC faşizmi şahsında tam kendi karakterlerine yakışan bir davranış ve diktatörlüğün ahlaksızlık, vicdansızlıkta varacağı en son zirve. 

TC ve şu an onu yöneten AKP – MHP faşist iktidarı sorumluluğunda yaşanan bu fotoğraf, hangi zihniyetin ürünü?

Osmanlı’da oyun çoktur anlayışından bin kat daha beter, kirlenmiş bir zihniyet. Çürümüş, kokuşmuş, hiçbir ahlaki ve vicdani yanı kalmamış, çukurun en dibine düşmüş, faşizmde dahi örneği olmayan bu zihniyet ve bu zihniyetin yürüttüğü politika.

Kürt halkı bu zihniyet ve onun politikasına elli yıldır aşinadır. 1990’larda özellikle 93 – 94’lerde Kürt halkı ve Kürt Özgürlük Hareketi ile TC devleti arasında yaşanan çatışmalarda bugün ki zihniyet, pratikte JİTEM adına uygulandı. Toplumsal Hafıza unutmaz, unutmayacak! TC devletinin resmi kayıtlarında 3800 köy yakılıp yıkıldı. 17 bin faili meçhul. 3 milyon Kürdistanlı iç ve dış göçe maruz kaldı. Yüzbinlerce uzun süreli, haksız, cezaevinde tutuklama, mahkum etme ve her türlü işkenceye tabi tutma, 40 binin üzerinde ölü. PKK kayıtlarına göre faili belli binlerce JİTEM’vari faşist yöntemlerle yapılan yurtsever ve gerilla infazı. Milyonlarca Kürdistanlıya karşı insanlık dışı her türlü işkence, şiddet, göçertme, fiziki yok etme ve TC devletinin JİTEM, Hizbulkontra adına Kürt halkına karşı uyguladığı insanlık dışı işkenceler. Devlet güçleri tarafından yakılıp, yıkılıp, boşaltılan 4 binin üzerinde köy. Zulüm, bastırma, imha, göçertme ve savaş sahasında o dönemde parçalanan gerilla cesetleri. Yüz organları ve uzuvları koparılan gerilla cesetleri.

Agit İpek ilk değil. Gerillanın; bıçak ve kasaturayla yüz organlarının kesilmesi, mideden organların çıkarılması, kafalarının kesilmesi vb. hepsi yaşanmış. Hangi yürek, hangi duygu bunu kaldırır?

Geçmişte JİTEM, Hizbulkontra, bugün ise DAİŞ, AKP – MHP faşist şeflerinin yaptığı aynı yöntem.

2015’ten bu yana birkaç örnek: Haci Lokman Birlik’in cenazenin panzer arkasından sürüklenmesi, Kürdistanlı belediye başkanlarının ve seçilmişlerin kelepçeli, asker sıralı, modern köleliği andıran fotoğrafları, Şırnak, Cizre, Gever, Sur, Nusaybin’de tank ve toplarla binaların yerle bir edilmesi, sivillerin öldürülmesi, bodrumlarda benzinle diri diri yakılması, Varto’da gerilla Ekin Wan’ın cenazesine yapılanlar, Dünya’da hiçbir örneği olmayan şehitliklere yapılan saldırılar, Serhat’tan Botan’a, Behdinan’dan Garzan’a, Amed’e, Dersim’e, hatta Güney Kürdistan’da Medya Savunma Alanları olarak bilinen coğrafyalarda gerilla şehitliklerine yapılan ağır hava saldırıları, binlerce tonluk bombalarla şehitliklere yapılan saldırılar, yıkılan mezarlar, kutsallık derecesindeki yüce değerlerin bu saldırılar sonucu kemiklerinin birbirine karışması, Garzan Şehitliğinde topraktan çıkarılan yüzlerce gerilla cenazesi, Taybet Ana’nın günlerce sokakta çürümeye bırakılan cenazesi, bunun gibi yüzlerce örnek.

Ve tüm bunların zirvesi posta yoluyla paketlenmiş kemiklerin bir anneye gönderilmesi.

Aynı zihniyet, ayni pratik.

Bu zihniyetin kurulduğu kültür ve kişilik hastalıklı, maraz ve insan olmaktan çıkmış bir kişilik yapısıdır. Bu zihniyet retçi, iktidarcı, faşist bir zihniyet. Başkasının imhası üzerinden kendini var etmesi oluyor. Bu zihniyet milliyetçidir, ırkçıdır, faşisttir. Kendinden geçmiş beterin beteri bu kişilik, Kürdün imhası üzerinden Türk’ün varlığı anlayışına sahip.

Geçmişte adı JİTEM, Hizbulkontra. Günümüzdeki adı AKP – MHP faşist şefleri. Aynı zihniyet, aynı pratik.

Bu zihniyet ve pratiğin insanlık ve evren için yarattığı ve yaratacağı tek şey; iktidar biriktirme, para biriktirme ve onun sürekli savaşı. Yöntemi de her türlü vicdan ve ahlaktan yoksun komplo, entrika, hile, yalan, hırsızlık, düzenbazlık vs. Esasta çukurun çok dibinde olarak adlandıracağımız AKP – MHP iktidarı değişmedikçe, bu tip insanlık dışı, doğa dışı, toplum dışı, hatta evren dışı uygulamalar sürecektir. Halepçe’de çocuğuna sarılıp, kimyasal silahtan korunmaya çalışan bir babanın resmi ile Agit İpek’i kucağına alan annenin fotoğrafları aynı zihniyetin sonucudur. Biri Güney Kürdistan’da Halepçe’de, diğeri Kuzey Kürdistan’da Amed’de. Birinin faili Saddam Hüseyin, diğerinin faili ise R.T. Erdoğan. Saddam’ın akıbeti ne olmuşsa, uzak olmayan bir süreçte R.T. Erdoğan’ın akıbeti de o olacaktır.