
Sınırsızlığın umudunu yüreğinde yeşerten kızlı-erkekli cengâverlerin toprağa kavuşması… Uzak diyarlardan gelip yüreğini toprağa konduran kadınlar görüyoruz memleketin her parçasında. Her parçada ayrı dinler, ayrı renkler ve ayrı zenginlikler. Bir sürü ayrı’lık… Fakat ayrılıklara karşı tek toprak rengi ve dili. Umudun sınır tanımazlığını sırtlayıp yola koyulan bir Zîlan. Dersîm’in tüm ağıtlarını cebinde taşıyıp Şengal’ê getirir Zîlan. Dini-dili farklıdır; fakat bunlar onun sınırsız yüreğine engel değildir. Acısı yüreğine düşen alevî anaların ağıtlarına benzetir Êzidi anaların ağıtlarını. Ağıtların diline değil melodisine kulak verir Zilan ve kendisini Şengal’de anaların ağıtları içerisinde bulur. Dersim’de Alevi analarının elleri ve sesleri arasında dünya gelen Zîlan, Şengal’de Ezîdi analarının toprakla doluşturduğu eller ve seslerle dünyadan uğurlanır…

AMARA ROJBÎN/ŞENGAL