İnandığı şeylerden geri adım atmadığı için sürülen, dışlanan, işkence gören, hapisler yatan, kitapları yasaklanan ama asla yılmayan duruş sahibi bir kişilik O.
Gerçek bir aydından, dosdoğru bir bilim insanından, İsmail Beşikçi’den söz ediyorum. Nam-ı diğer: „Sarı Hoca“
Üstelik Kürt sözcüğünün dillere alınamadığı ‘Kart-kurt’lu dönemlerde dillendirdi görüşlerini. Yayınlanan 36 kitabından 32’si yasaklandı. 8 kez cezaevine girip çıktı. Ancak davalar bir türlü peşini bırakmadı ve peşpeşe aldığı cezalarla yaşamının 17 yılı cezaevinde geçti. Beşikçi, hakkında toplam 100 yılı aşkın hapis cezası verilirken kısmi aftan yararlanarak cezaevinden kurtulabildi. Başka bir yerde olsa el üstünde tutulacak böylesi bir bilim insanına devletin ödülü yasaklar, eziyetler ve cezalar oldu.
Bilimin, dürüstlüğün, cesaretin ve mütevaziliğin biribirini sentezlediği, insanlık namına ne kadar yüce değer varsa onların canlı halidir Sarı Hoca...
Gerçeklere gözlerini kapayan, sisteme boyun eğen bilim insanlarına inat dik duruşu ve kararlılığıyla şimdiden tarihe geçmiş, zihinlerdeki karakolları yıkan „Tek kişilik bir örgüt”tür O. O’nu anlatmaya ne bu köşe ne de tedavüldeki sözcükler yetebilir. Amacım O’nun adına kurulan bir vakıftan ve bu vakfın tanıtım toplantısından söz etmekti aslında. Konu Sarı Hoca olunca coşuyor insan, alıp başını gidiyor sözcükler.
***
İsmail Beşikçi’nin adını gelecek kuşaklara taşımak düşüncelerini ve eserlerini yaşatmak; bilimsel, sosyal ve kültürel alanlarda araştırmalar yapmak, kütüphaneler, bilim, kültür ve eğitim kurumları kurmak amacıyla geçen Ocak ayında, İstanbul’da İsmail Beşikçi adına bir vakıf kuruldu. İlk tanıtım toplantısının Stockholm’de, ikincisi İstanbul’da yapılan vakfın üçüncü toplantısı geçtiğimiz Pazar günü Amed’de gerçekleşti.
Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda yapılan ve vakfın amacı ile projelerinin paylaşıldığı tanıtım toplantısının başında vakfın kuruluşuyla ilgili bir sinevizyon gösterisi yapıldı. Ardından Vakfın Başkanı İbrahim Gürbüz, Başkan Yardımcısı Ruşen Aslan ve sayman İshak Tepe vakfın kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini anlattı. Vakıf bünyesinde bir araştırma kütüphanesi de oluşturduklarını ve bu kütüphanede Beşikçi’nin 60 yıldır büyük bir emekle biriktirdiği onbinlerce eserin; kitap, dergi, gazete koleksiyonu ve özel arşivinin yakında bilime ve kültüre ilgi duyan araştırmacıların, öğrencilerin hizmetine hazır hale getirileceğini belirten vakıf yöneticileri ayrıca bilim insanları için ödüller, öğrenciler için burs, uzun vadede de bir müze ve üniversite kurmak istediklerini anlattı. Başkan Gürbüz son olarak tüm Diyarbakır’lıları vakfa sahip çıkmaya davet etti.
Bunun üzerine söz alan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir, Sur içindeki tarihi bir yapıyı alıp restore ederek vakfın amacına tahsis edilmesi için ellerinden gelen çabayı sarf edeceklerini söyledi.
Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş da yaptığı konuşmada, en kısa süre içinde yer tespiti yapacaklarını ve vakfın bir şubesinin Amed’de açacaklarını belirtti.
***
Evet… İnsani, bilimsel, kültürel, etik değerlerin yozlaştırıldığı, hukuk, adalet, demokrasi, insan hakları gibi kavramların resmi ideolojinin idari ve cezai yaptırımlarıyla bastırıldığı bir süreçte İsmail Beşikçi’nin düşüncelerini paylaşmak ve eserlerini gelecek kuşaklara aktarmak gibi güzel bir görevle karşı karşıyayız. Onun için ne yapılsa azdır.
Bir başka güzel insanımız Musa Anter; O’nun için bir vasiyette bulunmuştu: „İsmail Beşikçi bizim ruhumuz, bizim canımız. Kürt halkının şerefidir, onurudur. Bir gün ulusal bir kurumumuz olduğu zaman İsmail Beşikçi’nin büstünü dikeceksiniz. o zaman beni ruhen memnun edersiniz. Biz Kürtler O’nun için ne yaparsak yapalım emeğinin karşılığını ödeyemeyiz.“
Evet…Beşikçi şimdi de bir vakıfla zihinlerdeki karakollara karşı.
Bir aydın, bir vakıf