Diyelim ki, sene 1933.          Reichstag 27 Şubat’ta kunduklanmış; 28 Şubat’ta Hitler “kararnamelerle” yasa çıkarma yetkisini almış, komünistlerin vekillikleri toptan düşürülmüş. “Führer hükümet sistemi” kurulmuş.

Diyelim ki, aylardan Mart, günlerden 1 Mart.

Henüz tümünün vekillikleri düşürülmemiş olan Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden bir heyet, Alman Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi’nin kapısını çalıyor.

Kapıyı bir SA karagömleklisi ile bir SS kahverengi gömleklisi açıyor. Sırıtarak Almanya Sosyal Demokrat Partisinin heyetini içeriye alıyorlar ve Gestapo’nun şefi Himler heyeti kabul ediyor.

Sosyal Demokrat Parti’nin heyeti, önce Hitler’in şahsında Nazi Partisi’nin “bayramını kutluyor”. Ardından heyetin başı sözü siyasete getiriyor: “Partimiz en kısa zamanda normal duruma geçileceği, Olağanüstü Hal’in kaldırılacağı ve Sayın Hitler’e verilen “kararname” yetkisinin sona erdirileceği, Hitler’in aldığı kararların iptali için Alman Anayasa Mahkemesinde çaba harcamamıza fırsat verilmesi BEKLENTİSİ içindedir” diyor.

Himler içinden “sen daha çok beklersin” diye geçirirken, yüksek sesle “Führer BEKLENTİNİZİ dikkatle inceleyecektir Sosyal Demokrat kardeşler” diye bıyık altından gülüyor.

Sonra ne oluyor? Sosyal Demokrat Heyet kapıdan çıkarken, siyah bir araba yanaşıyor; deri pardesülü üç Gestapo ajanı, onlara yaklaşıyor; “sizi BEKLENTİNİZİ bekleyeceğiniz yere götüreceğiz” diyor ve film burada sona eriyor.

Evet, bu bir “film”. Tarihte böyle kepaze bir “bayram kutlaması” olmadı. Olsaydı böyle bir “bayram kutlaması” tarihe, “en aşağılık işler ansiklopedisinin” baş maddelerinden biri olarak geçer, “tarihin en büyük ahmaklıkları müzesinde” baş yeri alırdı. Böyle bir “bayram kutlaması” için ilk okul tarih kitaplarında şu sözler yer alırdı: “Almanya Sosyal Demokrat Partisi öylesine yavşak ve keriz bir partiydi ki, Hitler’in ‘kanun hükmünde kararnamelerle’ dört yıllığına yetki elde ettiği, Yahudileri, eş cinselleri, Romanları ve komünistleri tutukladığı, az sonra da sosyal demokratları tutuklayacağı bir dönemde, yani ‘sivil darbeden’ sonra onunla belki anlaşırız, onun ‘ikinci partisi’ olarak, ‘Führer hükümet sisteminde’ yerimizi alırız’ diye bir BEKLENTİ’ye girmişti...”

Bu kitabı okuyan minikler aynı anda hep bir ağızdan, “ Scheisse” diye bağırırlardı.

Neyse ki, Almanya tarihinde böyle bir “bayram kutlaması” olmadı. Hiç kimse Nazi diktatörlüğünden “olağanüstü hali kaldırması” ve “kararnamelerle kanun çıkarmaya son verilmesi” gibi bir “BEKLENTİ’ye” girmedi.

Almanya tarihinde olmamakla birlikte Türkiye tarihinde böyle bir „Scheisse” kutlama oldu.

Türkiye’nin “Reicstag kundaklaması” sayılan 15 Temmuz provokasyonu olmuş, 20 Temmuz’da “tek şef darbesi” yapılmış, OHAL ilan edilmiş, HDP’lilerin vekilliği düşürülmüş, yüzbinlerce Kürt, cemaatçi, asker ve polis hapse atılmış, “Reis” Kanun Hükmünde Kararname yetkisiyle donanmış ve “bombalanan TBMM” tümüyle tasfiye edilmiş.

Aradan bir zaman geçmiş. Artık faşizm ayan beyan olmuş. Öyle olmuş ki, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu “hiç kimsenin can ve mal güvenliği kalmadı, diktatörlük rejimi kuruldu” demiş.

Derken, “bayram oldu erken.”

Haberi okuyalım: “Siyasetteki gerginliğin ardından partilerin bayramlaşma ziyaretlerini ne zaman gerçekleştireceği merak ediliyordu. İlk bayramlaşma ziyareti, CHP ile AKP arasında gerçekleşti.

Ülkenin kurumlarının ve kurallarının KHK’larla değiştirilmesini uygun görmediklerini ifade eden CHP’li Levent Gök, başlıca BEKLENTİ’lerinin ‘Meclisin görev yapabilmesi’ olduğunu söyledi:

„Meclisimizin bu KHK’ları görüşmesinin yolunun açılmasını bekliyoruz. Çünkü, Meclisin görev yapmadığı yerde kuralların ve kurumlarının da değiştirilmesi çok daha başka sakıncalar doğurur. Sizlerden talebimiz, iktidar partisi olarak diğer KHK’ların Meclis gündemine gelerek görüşülmesi ve bizim de bunları Anayasa Mahkemesi önünde denetim yolunun açılmasının sağlanması konusuna çaba sergilememize fırsat verilmesidir. Öncelikle açılacak Meclisimizin OHAL’den olağan hale geçip ve normal Meclisin çalışmalarının artırılması başlıca BEKLENTİMİZ’dir.“

Hay sizin “BEKLENTİ’nize”...