“Bütün, onu oluşturan parçaların toplamından daha fazladır.“ Aristoteles
Amed’de düzenlenmiş olan, 2.Yerel Yönetimler Konferansı’nın sonuç bildirgesi dün açıklandı. Bildirinin temel mesajı, yerellerin kendi ihtiyaçları doğrultusunda nasıl daha verimli bir sisteme sahip olunacağı ve belli bir düzen içerisinde işlevselliklerini nasıl daha fazla iyileştirilebilecekleri, yönünde.
Diğer bir taraftan ise Ulusal Konferans’ın düzenlenmesi yönündeki talepler ve bu konferans aracılığı ile ulusal konularda yetki sahibi, ortak bir mekanizmanın oluşturulması gibi konular da gündemdeki yerini koruyor. Şöyle genel anlamı ile bir değerlendirme yapmak gerektiğinde aslında sürecin anahtar kelimesinin sistem olduğuna inanıyorum.
Bilindiği üzere sistem, eski Yunanca’da sistemi biraraya getirmek anlamını taşımaktadır. Bir bütünün parçalarının bir araya getirilmesi eylemini içeren kelime, parça-bütün ya da eleman-bağlantı ilişkisi çerçevesinde gözlemlenebilir. Ayrıca sistemler belli bir komünikasyon etrafında şekillenen yapılanmalardır. Belli bir işleyişi olduğu gibi parçalarının birbirine bağlılıkları, bu parçaların oluşturduğu bütünün bağımsızlığına vesile olması itibariyle ilginç hal almaktadır.
Örneğin Kürt olmak bizi bir araya getiren, ortak bir noktamız olduğu için bu konu tüm yaşamsal alanlarda hepimizin karşısına aynı şekilde çıkmaktadır. Dolayısı ile Kürt olmaktan kaynaklı mevcut sorunlarımız tüm parçadaki Kürtler açısından ortaktır.
Hepimiz Kürt kümesinin birer elemanı olduğumuza göre bu kavramın barındırdığı tüm sorunlar, ihtiyaçlar ve talepler de aynıdır. Bu sorunların çözümleri konusunda da duruş aynı olmak durumundadır. Netice itibariyle böylesi temel konular, yani ulusal birliğin sağlanması gibi konular, üzerine düşünülmesi gereken konular değillerdir. Çünkü sorun tüm çıplaklığı ile zaten ortadadır.
Bu bağlamda geçtiğimiz bu kritik dönemde bazı temel konularda daha duyarlı davranmamız gerektiği aşikar. Bu bağlamda, ulusal veya bölgesel oluşacak her türlü birlikteliğin, belli bir sistem etrafında şekilleneceği de aşikar.
Ancak herhangi bir birlikteliğin nasıl bir zemine dayanacağı, bu birlik etrafında nasıl ilişkinileceği ve bu ilişkilenmenin ne tarz yapılanmalar gerektirdiği yönündeki tartışmaların ise netlik kazandığını söylemek, pekte mümkün görünmüyor.
Özellikle ulusal konularda, bulunduğumuz ülkelerde kimlik haklarımızın tanınması doğrultusunda ortak platformların bir an evvel oluşturulması kaçınılmazdır. Aksi taktirde kaybedecek olan tüm Kürt kesimleri olacaktır. Böylesi bir durumun oluşmasına müsade edemeyeceğimize göre ortak hareket etme anlayışının hakim olması zaruridir. Bilindiği üzere kollektif hakların kazanılması boyutunda hep bilirlikte hareket etmek durumundayız.
Netice itibariyle artık kendi içimizde farklılıklar içeriyor olmamız, bizi bazı temel konularda birlikte haraket etmekten alı koymamalıdır. Kürt halkı olarak, yaşamın tüm alanlarında bu görüşün temel savunucularından olduğumuza inanıyorum. Sonuç olarak belli bir düzene veya belli sisteme dayanan bir yapılanma içerisine olmadığımız sürece, yaptığımız ve yapacağımız herşey yıkılmaya ve yok olmaya mahkumdur. Ancak belli hedefler etrafında bir araya geldiğimiz ve bunları uzun vadeli olarak hayata geçirdiğimiz sürece, başarı bizlerle olacaktır.
Bir bütünün parçaları