Geçen hafta, cahil, mürşit, sarraf üçgeninde cevherin değerini anlatan kıssayı paylaşmıştık. “Sırlar ayrıntıda gizlidir!” demiş “Ayrıntıları bu yazıya” bırakmıştık…  

Bu üçgende sorulacak soruyu tahmin etmek güç değil. “Cahil kim? Mürşit kim? Sarraf kim? Cevher nedir?...” Kıssayı günümüze indirgersek sorular da yanıtını bulacak. Şunu özellikle ifade edelim ki “Halktan büyük bilge yoktur!” sözümüz ve yazımız “Siyaset aktörlerini” konu almaktadır. Yüzyıllar önce Platon’un “Ya devleti filozoflar yönetmeli ya da devleti yönetenler filozof olmalı!” tezi hala bir ütopya olmaya devam etse de bu bağlamda kimi siyaset aktörlerinin hakkını yememek gerek. Devlet, toplum, siyaset üçgeninde iktidar olmasa da “Filozof” siyaset aktörleri de yok değil…
Denklem şu; AKP 10 yılı aşan iktidarında bildik varyasyonları kullandı. “Alevi Açılımı, Kürt Açılımı, Ermeni Açılımı, Roman Açılımı” derken “Milli birlik projesi” AKP’nin nihai politikası oldu. Başbakan AKP’nin son kongresinde “1071 – 2071 Konsepti” üzerine bir yol haritası belirledi. “Alevi Açılımı” Türk/İslamcı “Milli birlik projesi” konseptinde buzdolabına kondu. “Habur Süreci, Oslo Görüşmeleri” Başbakana göre “Sabote edildi!” Şimdi “Yeniden İmralı görüşmeleri” başladı. “Yeni anayasa” sürecinde “Meclis Uzlaşma Komisyonu” üyeleri diken üstünde “Yeni anayasa için uzlaşma” çabası gösterirken, Başbakan birden “Mart sonunda referanduma gidebiliriz!” diyerek masadan kalkan ilk parti oldu…
Peki, ne oldu da “Başbakan masadan kalktı?” Siyaset falcılarına bakılırsa cevap çok basit! “İmralı’da yapılan görüşmelerde yeni anayasa konusu da görüşüldü ve İmralı’nın talimatı üzerine AKP, BDP yeni anayasa üzerine ittifak yaptılar. Dolayısıyla yeni anayasayı referanduma götürecek meclis aritmetiği de sağlanmış oldu. Veee Kürt Siyasi Hareketi AKP ile ittifak yaparak Alevileri, solcuları, devrimcileri, sosyalistleri bir yana bıraktı! AKP, BDP yeni anayasa üzerine ittifak yapacak, R. Tayyip Erdoğan da devlet başkanı olacak!!! Ama Kürtler yine aldatılmış olmaları ile kalacaklar!!!” Son günlerde katıldığım etkinliklerde kimilerinin yarım yamalak, kimilerinin “Biz dememiş miydik?” diyerek savundukları tez bu...
Öte yandan Siyasal İslamcı kalemşorların “Ergenekon’u, PKK’yi, DHKP-C’yi Aleviler yönetmiyor mu?” İddiası üzerinden, “Bütün melanetlerin kaynağı Alevilerdir! Neden örgütlü Alevilere müdahale edilmiyor?” velvelesi ile örgütlü Alevileri hedefe koyması da denklemin bir başka bilinmeyeni…
Bu arada Türkiye kamuoyunda Kürt Siyasal Hareketini “Irkçı, şoven kirli savaş konsepti” üzerinden tanıyan ve yorum yapanlar ile en basit anlamıyla “Eşitlik, özgürlük, adalet” gerçeği üzerinden tanıyan ve yorum yapanları aynı kefeye koymamak gerekir. Yine “Aleviler, laiklik ve cumhuriyetin bekçisidir!” diyen ve geleneksel devlet aklı ile Alevilere misyon biçenler ile “Alevilik gerçeği üzerinden sorunlara tanım getirenleri” de karıştırmamak gerekir.
Mevcut manzara içinde, AKP’nin kendi “Yol haritası” doğrultusunda belirlediği gündemi tartışan; “Sosyal demokratların” parçalı bulutlu hali, Türkiye solunun içinde bulunduğu atalet ve tek düzelik, “Devrimci, sosyalistlerin” ikircikli tutum ile “Bekleyelim görelim!” halinden çıkıp tam da “Halkların ve inanç gruplarının eşitliği, emeğin özgürlüğü” bağlamında rol üstlenmesinin zamanı değil midir?...
AKP “Hükümet olmaktan, devlet olmaya” giden süreçte çok bilinmeyenli bir denklem üretebilir. Söz konusu Türkiye’nin demokratikleşmesi, Alevi Sorunu, Kürt Sorunu, Laik/ Demokratik Türkiye olduğunda denklemin kör düğüm olduğunu ya da böyle yapıldığını hep gördük.
Mevcut denklemde “Kör düğüm” çözülemiyorsa Büyük İskender’in Gordion’da yaptığını yapmak gerekir.
Yeni yüzyıl planlanırken; Aleviler, Kürtler, Demokratlar, Sosyal Demokratlar, Solcular, Sosyalistler, Devrimciler… Bir araya gelip “Kör düğümü” çözecek mi?... “Bekleyelim görelim!” diyen aktörler atalet halinden çıkıp etkin ve kalıcı çözüm üretecek mi?.. Yoksa siyaset falcıları gibi bir kenarda olup bitenleri izleyecek “Bakın biz demiştik!” diyerek “Odun kırıcının hınk deyicisi mi olacaklar?”
Cahil, mürşit, sarraf üçgeninde cevherin değerini bilmek?!.. Cahil, siyaset falcılığı yapan, atalet halinin farkına varmayanlar!… Mürşit çözüm üretenler!… Sarraf, çözümün değerini bilip birliğe talip olanlar!… Cevher ise özlediğimiz Türkiye’dir…