ALİ BALİ
Azad Ronî’nin “Berlin Dêrsim 1937-38 Konferansı ve Kürt Soykırımları” kitabın birinci ve ikinci baskıları çıktığında doğrusu, “bildiğim, dinlediğim Konferans konuşmaları” diye alıp okumadım. Çünkü konferansa katılmış; orda konuşanları biliyordum. Ne diye kitabı alıp okuyayım diye düşünmüştüm. Fakat Türkiye’de Asur Yayınları’nda çıkan 3. baskısı ve son olarak Mezopotamya Yayınları’nda çıkan genişletilmiş 4. baskısını alıp okuduğumda, fena şekilde yanıldığımı anladım.
Kitabın kısa zamanda bu kadar satılması ve 4. baskını yapmasının nedeni, yazarın derin eski Kürt tarihine hakim olması ve bunu konferans anlatımlarına serpiştirmesinden anlaşılıyor. Yoksa 240 sayfalık konferans anlatımları, kuru protokolleri geçmeyecekti. Kuru protokolleri de kimse okumayacaktı.
Mezopotamya Yayınları’nda çıkan kitabın Almancası 640, Türkçesi ise 560 sayfa. Doğrusu konferansta söylenen sözler, bir kulağımdan girdi, öbüründen uçup gitti. Kitabın daha kalıcı, etraflıca ve fazlasıyla zihnime girdi.
Genç kadının çıkışı
Örneğin, Prof. Dr. Ahmet Özer, “Dêrsim’li bir ailede Kemal ismi varsa, mutlaka İsmet ismi de vardır” demesi üzerine, konferansı 6 saatten beri dinleyen genç bir kadın, “Siz Dêrsimli’lere Kürt diyorsunuz ama biz Zaza’yız! Zaza diliyle konuşuyoruz. Ne olmuş yani, benim ailemde Kemal ismi var ama İsmet ismi yok” diye bağırmıştı.
‘’Dêrsimlilerin Kürt değil, Zaza bir halk olduğunu“ söyleyen o genç kadın ile yazar verilen aradan sonra stantların olduğu koridora çıkıyor. Orda, “Zazaca Kürtçe değildir. Zazalar da Kürt değildir, Zaza milletindendir” ideolojik tezlerini geliştiren dilbilimcilerin Sami tüccarlara çalıştığını söylese de, kadın dinlemek bile istemiyor. “Bu konular üzerinde benimle konuşmak istiyorsan beni ara” diye telefonunu veriyor. Üç ay sonra kadın kendisini arıyor. Yazar, bir kahvede randevulaştığı genç kadınla buluşuyor, iki saat konuşuyor. Kendisine Kürt tarihini anlatıyor. Okuması için kitap veriyor. Altı ay sonra, ‘’Berlin Dêrsim 38 Konferansı ve Kürt Soykırımları’’ kitabın hazırlanan taslağını okuması için veriyor.
‘Kimliğim değişti’
Bir hafta sonra okuduğu kitabı, kendisine Kürt tarihi ve soykırımlarını anlatan yazara getirip verdiğinde, o genç kadının dudaklarından şu cümle dökülüyor: ‘’Berlin Dêrsim 38 Konferansı’nı dinledim, bu kitabı okudum kimliğim değişti...’’
Giriş bölümü bu cümleyle başlıyor. Yazar, kitabın kurgusunu bu cümle üzerinden kuruyor ve altını Kürt tarihi ve onlara yapılan soykırımlarla dolduruyor.
Özellikle Türk-İslam ideolojileriyle asimile edilip etnik kimliklerinden uzaklaştırdıkları için kendilerine “Zaza milletindenim, Alevi milletindenim, Sünni İslamcıyım” diyenler bu kitabı okurlarsa o genç kadın gibi kimliklerinin değişeceğine emin oldum.