Büyük bir devrimci yaşamını yitirdi. Mihri Belli ömrünü mücadeleye adamıştı. Bir davaya adanmanın örnek kişiliğiydi. Mücadele coşkusunu sonuna kadar koruyor, insanlığın özgürlük ve demokrasi özlemine güveniyordu. Bu özlemin insanlığı mutlaka sosyalizme kavuşturacağına inanıyordu. Bugün Türkiye’de demokrasi, özgürlük ve sosyalizme inanç sürüyorsa bunda Mihri Belli’nin payı büyüktür.
Mihri Belli 95 yıllık yaşamında defalarca ölümle yüz yüze gelmiş bir devrimcidir. Yunanistan iç savaşında devrimci güçlerin tabur komutanıyken yaralanmıştır. 1979 yılında faşistler tarafından vurulduğunda yiğit duruşuyla karşı koymuş, faşistlerin ölümcül darbe vurmasını engellemişti. Bu ağır yaralı durumdan yine inancıyla kurtulmuştu. On yıla yakın cezaevinde yatmış, bu yıllar onun mücadele adamlığını daha da keskinleştirmişti. Türkiye topraklarında devrimci mücadeleyi geliştirmek için çabasını hiç eksik etmemiş bir devrimciydi. 1960’lı yılların sonunda Türkiye’de devrimci gençlik hareketinin gelişmesinde de yine Mihri Belli’nin büyük rolü olduğu tartışmasızdır.
Mihri Belli’nin yaşamı bir devrimci roman gibidir. Bu yaşamı öğrenmek insanlığın ve Türkiye’nin yüzyıllık siyasi tarihini ve sosyalizm mücadelesini öğrenmektir. Tarih gibi adam sözü tam da Mihri Belli’yi tarif ediyordu.
Mihri Belli inançlı bir sosyalist ve dava insanı olmasının yanında büyük bir yurtseverdi. Gerçek bir Türkiye yurtseveriydi. Bugün vatan millet Sakarya diyenler onun yurtseverliğinin yanına bile yaklaşamazlardı. Türkiye’deki yöneticilerin, birçok yazar ve çizerin şovenizm ve milliyetçilikle zehirlenmiş vatan ve millet sözleri dikkate alındığında Mihri Belli’nin yurtseverliği daha da değerli hale gelmektedir. Mihri Belli Türkiye’nin aydınlık yüzüydü, temiz nefesiydi. Halkların kardeşliği temelinde demokratik birlik içinde özgür ve demokratik Türkiye’nin sembol ismiydi.
Mihri Belli Türkiye’nin kurtuluş projesiydi. Türkiye eğer özgür ve demokratik olacaksa Mihri Belli’nin özlemlerine bağlı kalmak zorundadır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Ulus ve Ortak Vatan zihniyeti ve bu temelde Türkiye’nin sorunlarını çözme yaklaşımı tam da Mihri Belli’nin özlemlerine denk düşmektedir.
Mihri Belli ile PKK Önderliği gerçek bir yoldaş ve dost idiler. Kürt Halk Önderi de Mihri Belli’ye her zaman büyük bir sevgi ve saygı duydu. Onun inançlı kişiliğinde özgür ve demokratik Türkiye’yi gördü. Onun kişiliğinde Türkiye halklarının birliğini gördü. Onun kişiliğinde Kemal ve Haki’nin özlemini duyduğu demokratik Türkiye ve özgür Kürdistan’ı görüyordu. Mücadelesini bir yönüyle de Mihri Belli’nin özlemlerini gerçekleştirmek için yürütüyordu.
Bugün Türkiye’de Kürt sorununun çözümsüzlüğünün yarattığı bir siyasi tıkanıklık ve kaos yaşanmaktadır. Türk devleti Kürt halkının özgürlük mücadelesine karşı savaş açmış bulunmaktadır. Yerel yönetimlerin özerkliği dışında başka bir özerklik kabul etmeyiz, tartışmayız denilmesi bu savaşın nedenlerini açıkça ortaya koymaktadır. “Belediyeler hizmet yapmada özerktir, bundan başka bir şey istenilemez” denilmektedir. Belediyelerin hizmetlerinde ne kadar inisiyatifli ve özerk olduğu ayrı bir tartışma konusudur. Ancak Başbakan Erdoğan; özerkliği kabul etmeyiz, yani Kürtlerin siyasi iradesini tanımayız, bir siyasi statü kabul etmeyiz, diyerek savaşı sürdüreceğini ilan etmiştir. Savaşla Kürtlerin siyasi irade olma ve statü elde etme istekleri kırılmak istenmektedir. Bu zihniyet sürdüğü müddetçe savaşın sonlanması da mümkün değildir.
Bu savaşı sonlandıracak zihniyet ancak Mihri Belli zihniyeti ve Mihri Belli yurtseverliğidir. AKP zihniyeti savaşı tırmandırır. Mihri Belli zihniyeti ve yurtseverliği Türkiye’yi barışa ve özgürlüğe kavuşturur. Türkiye’de Kürt sorunu nasıl çözülür diyenler sorunun cevabının böyle olacağını görmelidirler. Ahmet Altan gibiler Kürtlere karşı savaşın gelişmesine destek verirken, Kürt-Türk düşmanlığına çanak tutarken, Mihri Belli yurtseverliği ise iki halkın kardeşliği temelinde barışı yaşayacak Türkiye’nin çimentosu ve güvencesidir.
Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin tartışıldığı bu süreçte Mihri Belli’nin anlaşılmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Mihri Belli Türkiye’nin sorunlarının çözümü için bir manifesto gibi de görülebilir.
Mihri Belli Türkiye’nin kuruluş felsefesine bağlıydı. 1920 yılında kurulan meclisin ruhuyla Kürt sorunun çözüleceğine inanıyordu. 1920’li yıllardaki Mustafa Kemal’in politikasını doğru buluyordu. Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümünü de 1920’li yıllardaki bu yaklaşımda görüyordu. 1920 meclisinin güncellenmesi ve demokratikleşmesini Türkiye’nin kuruluş felsefesine bağlılığın gereği olarak görüyordu. Kürtlerin dışlanmasını, yok sayılmasını ve tek millet anlayışını ise kuruluş felsefesine, ruhuna ve onun için mücadele edenlere ihanet olarak değerlendiriyordu.
Demokratik Ulus ve Ortak Vatan düşüncesi temelinde Türkiye’nin sorunlarının çözümüne PKK Önderliğiyle aynı doğrultuda bakıyordu. PKK Önderliğini bu nedenle Türkiye’nin kurtuluşunun ve özgürlüğünün en temel devrimci aktörü olarak görüyordu. PKK Önderliğini yaşamı ve pratiğiyle tam ve gerçek bir devrimci olarak gördüğü için çok seviyor ve saygı duyuyordu.
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Kürt Halk Önderi ile Mihri Belli’nin yan yana çekilmiş fotoğrafı, Türkiye’nin birliğinin ve kurtuluşunun fotoğrafıdır. Bize göre başta Kürtler olmak üzere tüm Türkiyeli devrimci demokratlar bu fotoğrafı derneklere, partilere ve tüm demokratik kurumlara asmalıdırlar. Nasıl bir Türkiye sorusuna bu fotoğrafla cevap verilmelidir.
Mihri Belli’nin devrimci kişiliği her yerde tartışılmalıdır. Özellikle Kürt sorununa nasıl yaklaştığı iyi anlaşılmalıdır. Bu büyük devrimci yaşam iki halkın demokratik birliğinin sembolü haline getirilmelidir. Unutulmadığı, Mihri Belli’nin kişiliği canlı tutulduğu müddetçe Demokratik Türkiye Özgür Kürdistan amacının pratikleşmesi yakın olacaktır.
Mihri Belli’nin yaşamı ve devrimci vasiyeti, Demokratik Türkiye ve Özgür Kürdistan mücadelesinin yükseltilmesine bir çağrı olarak görülmeli ve gerekleri yerine getirilmelidir.