RONÎ RIHA


Qada Azadî cephesinde üç ay boyunca IŞİD’e karşı çarpışırken, düşman ile aramızda kalan ve sokağın ortasında yüksek bir platformda kanatları açık bir biçimde dikili duran kartal heykeli oldukça dikkatimi çekmişti. Yeşil, kırmızı ve sarıya boyanmış olan bu kartal heykeli, kimler tarafından yapılmış ve o meydana ne amaçla konulmuştu bilmiyordum. Tek bildiğim Qada Azadî’nin orta yerinde duran bu kartalın, Heqi Kobanê ve Viyan Peyman komutasındaki biz Qada Azadî direnişçileri için sembolik bir anlam taşıyor olmasıydı. 

Cephede bulunduğum süre içinde gözlemlediğim bu heykel, iki ateş arasında kalmış, hem düşman roketleri ve Doçka mermileri hem de bizim kurşunlarımızın hedefi olmuştu. İlginç olan düşmanın Kobanê’yi yıkmak için gösterdiği çabayı, aynı oranda Qada Azadî’nin simgesi haline gelmiş olan kartal heykelini de yıkmak için gösteriyordu.  

Kimi geceler, uçaklar tam da kartalın bulunduğu noktayı bombalardı ve yine düşman bomba yüklü araçlarla onun bulunduğu alana saldırırdı. O tür gecelerde nedenini anlayamadığım bir kaygıyla sabahı iple çeker, kartalın hala ayakta durup durmadığını merak ederdim. Gün ağarmaya başlarken ilk yaptığım şey bulunduğum mevzinin deliğinden onun dikildiği noktaya bakmak olurdu. Yerle bir edilmiş binaların arasında Kobanê direnişçileri gibi toza, toprağa ve barut kokusuna bürünmüş kartalın bizler gibi dimdik durduğunu görünce hafif bir tebessümle yeni bir günü umutla selamlardım.

Dirilişe kanat çırpmak

Her yeni bir günde başka bir yerinden vurulan, kurşun izleri ile aşınmış olan kartal heykeli en belirgin ve derin yarasını, göğsüne isabet eden büyük bir Doçka mermisiyle almıştı. Fakat o mevzisini koruyan cesur bir savaşçı gibiydi; sanki o yıkılsa bir şehir, bir halk yıkılacaktı ve Kürtlerin yaşam dolu, pırıl pırıl renkleri ile süslenmiş olan bedeni bunun bilinciyle ayakta kalmak için çırpınıp duruyordu. Umudum, biz savaşçılar direndikçe o da Kobanê şehri gibi, Kürt halkı gibi yeniden dirilişe kanat çırpacaktı. 

Kobanê’ye gitmeden ve Qada Azadî’de savaşmadan önce kartallar hakkında bazı bilgiler okumuş ve belgeseller izlemiştim. Kartalların ömürlerinin 70 ile 80 yıl kadar olduğu fakat 40 yaşın onlar için kritik bir dönem olduğu belirtiliyordu. Kartallar kırklı yaşlarına geldiklerinde ya pes edip ölüme boyun eğerlermiş ya da yeniden var olmak için kendileriyle yüzleşip mücadele ederlermiş.

Diriliş, her kartalın göze almak istemediği ve başaramayacağı zorlu bir süreç olarak tarif edilir. Kırklı yaşlarda sağlamlığını, keskinliğini yitiren gaga, aynı zamanda uzar ve çenenin altında kıvrılır. Kartlaşan ve seyrekleşen kanatlar onların uzun süre havada kalmalarına engel olur. Uzayan tırnaklar, pençelerin iç kısmına doğru kıvrılır, bu kartalların konma ve avını yakalama gibi gerekli olan özelliklerini kaybetmelerine yol açar. Bu sebeplerden dolayı kartal diriliş ve ölüm arasında tercih yapmak durumundadır. Diriliş kararını alanlar uzun bir yolculuğa başlar, tenha ve oldukça yüksek bir dağ yamacına yerleşir ve böylece beş aylık zorlu bir diriliş süreci başlar. Gagayı taşlara vurarak sökmekle başlayan süreç daha sonra tırnakların sökülmesi ve kanatların yolunması ile devam eder. Bu beş aylık zorlu sürece dayanabilen kartal, yenilenmiş bir biçimde tekrar gökyüzüyle buluşur ve böylece onun için kırk yıllık yeni bir yaşam başlar.

‘Bazê birindar’

Qada Azadî’deki birçok yerinden aşınmış kartal heykeline her baktığımda, kartalların bu zorlu yaşam öyküsü aklıma gelirdi. Bu şehir ve süreç onu da  ölüm ile diriliş arasında bir seçim yapmaya zorlamıştı. Her gün gözlemlediğim bu kartal gibi, Kobanê’de direnen biz savaşçılar da nerdeyse kırk yıllık bir özgürlük hareketinin eserleriydik. Ve nihayet Kürt Özgürlük Hareketi gibi o kartal da bu zorlu mücadeleyi başarı ile tamamlamış defalarca yaralandığı halde yıkılmadan yeniden doğup bugün direnişin ve dirilişin sembolü olmuştu.

Biz orada savaşanlar için Qada Azadî’nin diğer bir anlamı daha vardı. Bu anlam ona verilen “Özgürlük Meydanı” isminden geliyordu, onun düşmesi özgürlüğün düşmesi ve esir alınmasıydı bizler için. Belki bundan dolayıydı birçok cephemiz gerektiğinde bir iki sokak geri çekilme yapıyorlardı. Fakat bu cephe düşman şehre girdiği günden ve şehrin özgürleştiği güne kadar bir adım bile geri atmadı, bütün ağır saldırılara rağmen. 

Onunla her bakıştığımızda “bazê birindar” dediğim o kartal yaralarını sarmış ve binlerce yeni direnişçi kartallara esinti olmuştur yeni Qada Azadî’ler için. Ve adım adım Rojava topraklarında maviye kanat çırpıp duruyor bugün.

Diriliş günün kutlu olsun Bazê birindar, yıkık şehrin yıkılmayan kartalı. Diriliş günün kutlu olsun Kobanêêêêê.