
Kadınların itirazı
Eril zihniyet, devletli tarih boyunca hep kendini yöneten, sistemin sahibi olarak görmüştür. "Önce kadını vurmak gerek" anlayışı tarih boyunca hep süregeldi. Kadının düşürülmesi toplumun düşürülmesi olarak ele alındı. Direnen devrimci kadınların yaptığı şey ise bu düşürülüşe itirazdır. İşte "İçimizdeki Bahar" biraz da bu saldırıları ve yaşananları ele alıyor. Kitap, kadın diliyle, kadın bakış açısıyla yazılmış bir eser..
"İçimizdeki Bahar" iki devrimci kadının, Arzu Torun ve Muhabbet Kurt'un kendi yaşam deneyimlerini dile getirip yazıya döktüğü bir direniş öyküsü. Kitapta, yoldaşlar için nasıl yaşamın ortaya konulduğunu, bedenlerin tutsak edildiği zamanlarda bile bilinciyle nasıl direnildiği işleniyor. Bütün insanlık dışı saldırılara rağmen insanın içindeki o asi ruhu nasıl kaybetmediğine şahitlik ediyor.
Direniş kimliği yok edilemez
Türk devleti, Türkiye ve Kürdistan’da direnişi kırmak için taciz ve tecavüzü bir silah olarak kullandı. Toplumun değer yargıları, bu alçakça saldırıları gün yüzüne çıkarmada ciddi bir tampon görevi gördü. Birkaç idealist genç devrimcinin sayesinde gözaltında taciz ve tecavüz olgusu ortaya çıkarıldı. Kitabın sonunda bu tarzda saldırıya maruz kalmış kimi yaşam deneyimleri de okuyucuya aktarılıyor. Taciz ve tecavüz olgusu sadece kadınlara değil erkek direnişçilere karşı da bir işkence yöntemi olarak kullanılmıştır. “İçimizdeki Bahar” kitabı her şeye rağmen insanların içindeki direnişçi kimliğin yok edilmeyeceğini gösteriyor. Kitapta, farklı öyküler bir potada birleştiriliyor.
ERDOÐAN ZAMUR