Kuzey Kürdistan’daki üç merkezde açılan Kürtçe ilkokulların polis eliyle mühürlenmesi, okulları sahiplenen halka yönelik saldırılar ve anadil talebinin içeriği konusunda gazetemize konuşan Eğitim-Sen Amed Şube Eşbaşkanı Yıldırım Arslan, bu yıl anadil talepli direnişin yeni bir boyut kazandığını söyledi.

‘Yasa çalışmaları anadille ilgisiz’

Arslan, şunları söyledi: “Biliyorsunuz, normalde her yıl, eğitim-öğretimin başladığı dönemde asimilasyoncu, beyaz kırımcı politikalara karşı okulları boykot ediyoruz. Bu yıl da boykot ilan ettik; fakat bu yıl, yeni bir süreç de başlattık. Bir süredir yasal düzenleme bekliyoruz. Anayasa’nın 42. maddesindeki eksiklik ve yanlışlıklar, İlköğretim Mevzuatı’ndaki eksikler ve özel okullardaki eğitim diliyle ilgili bir süredir bir süreç yürütülüyordu. Ama bunların hiçbirinin anadilde eğitimle ilgisi yok. Karşılamıyor. Bizim tavrımız, ilk etapta bunların düzenlenmesi yönünde oldu. Ama bu yıl artık, ‘Taleplerimize cevap olamıyorsanız, meşru, müfredatını kendimizin hazırladığı, kendi eğitmenlerimizle eğitim verdiğimiz okullarımıza yöneleceğiz’ dedik.”

‘Ne kadar mühürlenirse sökeceğiz’

Eğitime başlamadan önce hazırlıkların tamamlanarak pedagojik, bilimsel gereklerin yerine getirildiğini belirten Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Halkın da yoğun bir talebi vardı. Biz de hazırlıkları tamamlayıp okullarımızı açma kararımızı deklare ettik, kayıtları almaya başladık. Valilik’in Cuma günü Kaymakamlık üzerinden bir girişimi oldu. Yaptığımız şeyin Anayasa’nın 42. maddesine göre yasak olduğunu bildirdiler; resmi tebligat gönderdiler.  Biz ise, 42. maddeye zaten muhalefetimizin olduğunu, bu maddenin halkların kültürlerini, tarihlerini yadsıdığını belittik. Yine, Türkiye’nin imzaladığı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni ve Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni hatırlattık. Pazartesi okulu açtığımızdan bu yana ise biliyorsunuz, sürekli mühürleniyor, gidip mühürü söküyoruz. Ne kadar mühürlenirse de sökmeye devam edeceğiz.”

‘Kendi öznelliğimizle uyacağız’
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın kendilerine, “Öncesinde bizi bilgilendirseydiniz başka olurdu” dediğini de aktaran Arslan, şöyle devam etti: “Biz bundan imtina etmiyoruz. Çalışmalarımızı dosyalayıp resmi kurumlara vereceğiz. Eğitim kurumlarımızın yapısından, müfredatından, fiziki koşullarına kadar her konuda bilgilendireceğiz. Bir eğitim kurumundaki pedagojik gereklilikler neyse, prosedür neyse, biz de kendi öznelliğimizde, kendi belirlediğimiz kıstaslara da göre bunu hayata geçiriyoruz. Ama altını çizerek söylemek istiyorum: Kendi öznelliğimizde... Bizim de belli kıstaslarımız var. Sadece ‘Resmi mevzuat şunu gerektirir’ üzerinden bakmıyoruz.”
Önümüzdeki günlerde yasal değişiklikler ve Anayasa’nın 42. maddesinde değişiklik taleplerini de ilgili kurumlara ileteceklerini belirten Arslan, “Taleplerimiz artık insan hak ve özgürlükleri çerçevesinde ele alınmalı; dar, şovenist, ırkçı, tekçi söylemlerle karşılanmamalı“ dedi.

Eğitim-Sen başvurularda bulunacak

Önlerinde üç aşamalı bir eylem planı olduğunu ve ilk aşamada il ve ilçe Eğitim Müdürlükleri üzerinden girişimleri olacağını, başvurularda bulunacaklarını kaydeden Arslan, şunları belirtti: “Köklü anayasal düzenlemelerin hızla yapılması belki zordur. Ama bir kararnameyle, genelgeyle sürecin önü rahatlıkla açılabilir. Ayrıca Türkiye’nin Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki şerhlerini de bir an evvel kaldırması gerekiyor. Geçen haftadan beri ana akım medya, girişimlerimizi Türkçe’ye, üniter yapıya yönelik olarak gösteriyor. Hayır, böyle bir şey yok. Türkçe de bizim için önemlidir; ama anadilde eğitim de bir temel insan hakkıdır.”
Arslan son olarak çözüm sürecinin de devam ettiğini hatırlatarak, “Sürecin doğru bir minvalde ilerlemesi için de, baltalanmaması için de makul, meşru ve alçak gönüllü bir talep olan anadil talebi kesinlikle kabul edilmelidir” dedi.



OSMAN OÐUZ/HABER MERKEZİ