Tarihin ve şimdinin verili bilgi kalıplarının insan algısına demirden sınırlar çizen zihniyetinin tam tersi yönünde bir anlam penceresinin açıldığını ve o pencereden ışık huzmelerinin zihnimize, yüreğimize, benliğimizde yer edinen tüm algı merkezlerine aktığını fark ediyoruz. Teoriyi öğrenmenin ve kendi yaşamlarımıza dair kuramsal çerçeveyi anlamanın ulus devletin akademik salonlarından dağıtılan diplomalarla mümkün olmadığını, bunun bir şart olmaktan kesinlikle uzak olduğunu, hatta verili bilimsel yöntemin hakikat algısını engellediğini görüyoruz. Hatta bu durumun gerçeğin algılanmasını perdeleyen ya da yeni inşa edilen kutsallıkları, ulus devlet kutsallıklarının dinsel öğretilerini ezberlemekten başka bir şey olmadığını, bilimsellik adına yeni dinselliklerin, yeni formlara büründürülmüş ritüellerle insan algısına kazınmak istendiğini bu deformasyonu en azından yaşamın insanlar olmanın onuruyla fark ediyoruz. Bu engellenmişliği, okuduğumuz her satırda duyumsadığımız aydınlanmayla, yüreğimize yerleşen ışımayla görüyor, hissediyoruz.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın son savunması, bilgiyi modernitenin tekelinden çıkarmanın en radikal eylemlerinden biridir. Modernitenin patronlarının makinelerini kırmanın özgür emekçiliğinden daha radikal bir eylemdir. Onların makinelerini kırmak değil, makinesiz, silahsız bırakmaktır. İktidar odaklarının tekelci zihniyetinin ağları arasında can çekişen bilgiyi o ağlardan kurtarmak, Prometheus’un ateş hırsızlığıyla özdeştir. Bu gerçek kendilerini yeniçağın yeni tanrıları diye ilan edenler tarafından bilinmektedir ki, bugün Öcalan İmralı kayalıklarına çivilenmiştir.
Bu savunma ile Önder Öcalan tanrısal yaratımlarda bulunmamaktadır. Ama yapılan, büyük bir içtenlikle belirtmeliyim ki, tanrıların yaratımından yücedir. Ziyadesiyle yükseklerdedir O’nun yarattıkları. Yaratmak kutsallık oluşturur ve tanrısallıkla ifade bulur. Gizlenmiş var oluşu aşikâr kılmak, üzeri örtülmüş gerçeğin üzerini temizleyerek onu tarihsel uykusundan uyandırmak ve insanlıktan gizlenen bilgi ve anlamı tüm insanlığın anlayacağı, dinleyip öğreneceği bir ifadeye kavuşturarak bir hakikat oluşturmak tanrı faaliyetlerinin çok üstünde bir mertebede yer alır hakikati arayan insanlar nezdinde. Hakikati arayan ya da hakikate ihtiyacı olan insanların tamamı bu görünür kılınmış gizlerle, bu uykudan uyandırılmış gerçeklerle buluşmanın ve kendi yaşamlarına bir damla hakikat katmanın sevinciyle evrensel uyuma katılırlar.
Zamanın ve oluşun anlamından evren yasalarına, gezegenimizin evrendeki anlamından aynı gezegende yaşayan canlılar olarak paylaştığımız sorunların boyutlarına, gezegenimizin tarihinin bugüne geliş seyrinden bugünde yaşanan tıkanmalara ve karşımıza çıkan tarihsel fırsatlara kadar birçok konu bu çalışma kapsamında yeni ve özgür yorumlara tabi tutulmuş. Büyük bir derinlik yanında bu derinlikle doğru orantılı bir açıklık-anlaşılırlık örneği olan bu çalışmanın, onca ömür tüketen, düşünsel çalışmalar uğrunda canını veren, buna rağmen toplumla bir türlü buluşamayan akademisyenler için örnek teşkil edeceğini düşünüyorum.
İnsandan ve insan topluluklarından uzak kalan, muhatabı olan insanla buluşamayan, bu insandan giderek uzaklaşan ve uçuruma dönüşen bu uzaklıkları kapatamamanın acısıyla kendi teorisinin gizli anlam derinliğinde kaybolan düşünce insanları için bir açılım, yeni bir tarz yaratacağı inancındayım. Teorisi kadar teorinin pratikleşebilme koşullarının tahlili, pratiğe uygulanma şartları kadar karşılaşılacak sorunlarla mücadele etme tarzına kadar tüm konuların bütünlüklü olarak ele alındığı bu çalışma tarihî, akademik, siyasi ve ideolojik konularda bir çığır açacaktır.
Kitapsız halkın en iyi kitabı, avukatsız halkın en doğru savunması, dilsiz bırakılan halkın en güzel dilidir. İnsanlığın kazanacağını her belirlemesinde gördüğümüz bu çalışmanın yaşadığımız yüzyıla sığması ve Öcalan öğretisiyle aynı yüzyılı paylaşmayı bir şans olarak görmemek mümkün değildir. Bu anlamda kısa başlıklar halinde sunulacak birçok konunun ele alındığı ve düşmanında dahi saygı uyandıran, fevkaladenin üstünde çalışan bir zihin dedirten bu çalışmanın ilk andan itibaren önemli tartışmalara ve ışımalara öncülük edeceği kesindir.
Bir hakikatin pusulası