Kapasitesini 80 bin aşarak 300 bine yakın tutusağın bulunduğu Türk cezaevlerinde 457’si ağır olmak üzere bin 334 hasta tutsağın, sağlık ve tedavi hakkı engellenerek cenazeleri ailelerine veriliyor.
Türk cezaevlerinde 2017’nin başından 6 Ekim 2019’a kadar 44 hasta tutsak katledildi. Son olarak önceki gün Mardin Cezaevi’nde tutulan kalp hastası olan Kürt siyasetçi Hasan Eskicioğlu, tabutla tahliye edildi.
Mardin Cezaevi’nde tutulan Kürt siyasetçi Hasan Eskicioğlu, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.
Bir dönem Halkların Demokrasi Partisi (HADEP) Nusaybin İlçe Başkanlığı yapan ve yaklaşık 7 ay önce “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla tutuklanan Kürt siyasetçi Hasan Eskicioğlu (49), Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.
31 Mart yerel seçimlerinde de Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Nusaybin Belediyesi Eşbaşkan aday adayı olan Eskicioğlu’nun cenazesi, Mardin Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Kalp krizi geçirmişti
Eskicioğlu’nun tutuklu kaldığı süre içerisinde bir kez daha kalp krizi geçirdiği ve hastanedeki tedavisinin ardından tekrar cezaevine götürüldüğü öğrenildi. Eskicioğlu’nun tutukluluğuna yapılan itirazın ise kabul edilmediği kaydedildi.
Polis ablukasında defin
Katledilmesi sonrası Mardin Devlet Hastanesi morguna kaldırılan Eskicioğlu’nun cenazesinin dün sabah defnedilmesi bekleniyordu. Ancak polisin zorlamasıyla Eskicioğlu’nun cenazesi gece yarısı ailesi tarafından alınmak zorunda kalındı.
Ambulans getirilmedi
Cenazelerini Nusaybin’de defnetmek isteyen aileye nakil için talep ettiği ambulans “talimat var” denilerek verilmedi. Ailenin kendi imkanları ile Nusaybin’e götürdüğü cenaze defnedilmek üzere Kanika Mezarlığı’na getirildi. Polislerin defin öncesi abluka altına aldığı mezarlığa Nusaybin İlçe Emniyet Müdürü Murat Sönmez de geldi. Polisler aileden 4 kişi dışında kimsenin mezarlığa girişine izin verilmedi.
Taziye evi verilmedi
Bir süre önce HDP’de gasp edilerek kayyum atanan Nusaybin Belediyesi ise aileye taziye yeri vermedi. Bu nedenle Eskicioğlu’nun taziyesi aile evinde kuruldu.
Bin 334’ü daha ölüm sırasında
Toplam kapasitesi 220 bin olan Türk cezaevlerinde 300 bine yakın tutsak bulunuyor. İHD’nin verilerine göre 457’si ağır olmak üzere bin 334 hasta tutsak var. Adalet Bakanlığı ilgili verileri son dönemde paylaşmadığı için bu sayının daha yüksek olduğu düşünülüyor. Tedavileri gerektiği gibi yapılmayan tutsaklar cezaevlerinde yaşamını yitiriyor. İHD’nin tespit edebildiği kadarıyla 2017’nin başından 6 Ekim 2019’da kadar 44 hasta tutsak, tabutla ailelerine verildi.
MARDİN
Tutsakların açlık grevi ikinci haftasında
Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde hak ihlalleri ve kötü muameleye karşı 12 Kasım’da açlık grevine başlayan tutsak, İHD’ye gönderdikleri mektupta, yaşananları anlattı.
Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 12 Kasım’dan itibaren kötü muamele ve hak ihlallerine karşı başlatılan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi devam ediyor. Talepleri karşılanıncaya kadar eylemlerini sürdüreceklerini bildiren tutsaklar, yaşadıkları hak ihlallerini içeren mektubu İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi’ne gönderdi.
Tutsaklar adına Hasan Muhammed İbiş tarafından gönderilen mektupta, hak ihlallerinin son bulması için açlık grevine girdiklerini ve kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunduklarını belirtti.
OHAL uygulamaları devam ediyor
İbiş mektubunda, cezaevindeki kötü muameleye dikkati çekerek, can güvenliklerinin kalmadığını dile getirdi. 8 Ağustos’ta ayakta sayım dayatmasını kabul etmedikleri için işkenceye maruz kalıp, haklarında disiplin soruşturması açıldığını aktaran İbiş, dayatmaların devam ettiğini ve kendilerine bir yıllık görüş yasak cezası verildiğini belirtti. İbiş, “Her gün iki kez ayakta sayım dayatılmaktadır. Kalkmayan tutsaklara da her gün ‘sayıma karşı çıkmak’ bahanesiyle disiplin soruşturması açılıyor. Bu soruşturmalar kesinlikle keyfidir. Cezaevi Müdürü Hidayet Mülayim ve Başmemur Şahin Ölker bizzat bu soruşturmaları onaylayarak bize karşı onur kırıcı ayakta sayım dayatmasında bulunmaktadır. Defalarca her ne kadar bu sorunu Adalet Bakanlığı’na, Başsavcılığı’na, Meclis’e ve İHD kurumlarına iletmiş olsak da halen OHAL’den kalma uygulamalar sürüyor” dedi.
Irkçılık yapılıyor
İbiş, cezaevi müdürünün, baş memurunun, personel ve Fatih Toz adlı doktorun ırkçı, ideolojik ve ötekileştirici yaklaşımlarına maruz kaldıklarını kaydetti. İbiş, devamla şunları iletti: “Toplatılma kararı olmamasına rağmen kitap ve dergilere el konuluyor. Yeni Yaşam gazetesi verilmeyerek, cezaevi idaresince yasaklanmış durumda. Sohbet ve atölye çıkma hakkımız verilmiyor. Radyolarımıza el konuldu. Metal karavanalar yerine plastik karavanalar yemek dağıtımı yapılıyor. Bu uygulama sadece bize yönelik. Bu plastik karavanalar tam anlamıyla kanserojen madde yuvasıdır. Bu uygulama ile birçok hastalığın önü açılmış durumdadır. İdare bunu bilinç yapmaktadır. Hasta arkadaşlarımızın tedavisi geciktirilmektir. Çoğu zamanda yapılmamaktadır. Bu tedavi uygulamama metodundan dolayı kronik bir hastalıklar oluştu. Çoğu arkadaşımızda sakat durumdadır. Bu soruşturmaların hepsi hukuksuzluk abidesidir.”
Koğuşlarının üstünün tellerle kapatıldığını aktaran İbiş, “Bizler tüm bu uygulamalar kalkana kadar açlık grevine girmiş bulunmaktayız” diyerek insan hakları savunucularına ve kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.
Kadın tutsaklara çıplak arama
Van T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Aysel Dalar, cezaevine getirilen kadın tutsaklara çıplak aramanın dayatıldığını, arama esnasında sözlü ve fiziki tacize maruz bırakılarak, darp edildiğini söyledi.
Aysel Dalar, İHD Van Şubesi’ne gönderdiği mektupla cezaevinde yaşanan hak ihlallerini anlattı. Cezaevine yeni getirilen kadın tutsaklara, görevliler tarafından çıplak arama dayatıldığını belirten Dalar, arama esnasında darp edildiğini, sözlü ve fiziki tacize uğradığını söyledi.
Dalar’ın yazdığı mektup şöyle: “Bulunduğum cezaevindeki bazı hak ihlalleri için yazıyorum. Burada 2 kadın koğuşu 12-12 şeklinde 24 kadın kalıyoruz. Uzun bir süredir resim etkinliklerine çıkmamız engelleniyor. Kurum tutukluevi olduğundan kaynaklı (gel-git) yoğun bir cezaevi olmakla birlikte yeni gelen arkadaşlarımıza çarşaf ve battaniye eksik veya hiç verilmiyor. Yine bununla birlikte kurumun bize vermesi gerekenler arasında sandalye olması gerekiyor ama tarafımıza verilmiyor ve yerde oturuyoruz. Yine havalandırma, 3 dakikayı geçmeyen sloganlarımız için çeşitli disiplin cezaları verilmiştir. Atılan sloganlar ‘cezaevinde ki güvenliği’ veya ‘disiplini bozacak’ ya da ‘cezaevinde ki düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek’ bir nitelik taşımamasına rağmen keyfi olarak cezalar verilmektedir. Görüş ve iletişim yasağı veriliyor. Ayrıca 15 günde bir revire çıkmamız gerekirken 2-3 ayda bir çıkabiliyoruz. Ayrıca yazılan ilaçlar eksik ve zamanında verilmiyor.
Çocuk iaşesi verilmiyor
Yanımızda bulunan 3 yaşındaki çocuğun iaşesi yaşına göre süt, yoğurt, peynir, yumurta, gibi ürünleri içermesi gerekmesine rağmen sağlık açısında yetersizdir. Bununla birlikte kreş açılmış birkaç hafta gittikten sonra çeşitli gerekçelerle engellenmiştir. Çocuk alıştıktan sonra bu engelleme karşısında çok zorlanıyor. Psikolojik ve sosyal olarak etkileniyor.
Diyaloga kapalı ve kışkırtıcı
AİHS tarafından da ‘çıplak arama’ uygulamasının insanlık onuruna karşı saldırı içerikli bir hak ihlali olmasına rağmen hala kuruma yeni gelen arkadaşlarımıza dayatılmaktadır. Bu arama esnasında sözlü fiziki taciz yaşanmaktadır. Yine keyfi olarak darp uygulamaktadır. Yoğun bir şekilde yaşanan hak ihlalleri karşısında muhatap bulmakta zorlanmaktayız. Diyaloga kapalı, kışkırtıcı ve hakaret içerikli tartışmalar sorunların çözümünü zorlaştırmaktadır. Şimdilik bunları belirtiyor, sorumlu ve görevliler hakkında gereken yapılması istiyoruz.”