
FİLİZ ARGAL / FRANKFURT

Kadına yönelik şiddet her geçen gün artarak devam ediyor. Korkutucu boyutlara ulaşan "erkek şiddeti" her yıl dünyada binlerce kadının ölümüne neden oluyor. Almanya’nın Frankfurt kentinde yaşayan 3 çocuk annesi 47 yaşındaki Dersimli Saray Güven de bu yıl bir cinayete kurban gitti. 20 Ağustos’ta çalıştığı işyerinden çocuklarını arayarak eve geleceğini söylemiş, ancak bir daha kendisine ulaşılamamıştı. 1 Eylül tarihinde Frankfurt Başsavcılığı, Darmstadt ile Frankfurt kentleri arasındaki ormanlık alanda bulunan cesedin Saray Güven’e ait olduğunu açıklamıştı. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü vesilesiyle Saray Güven'in ablası Leyla Akyıldız ile kadına şiddet ve kadın cinayetlerini konuştuk.
Kızkardeşimi, yoldaşımı kaybettim
Dersim’de HDP ve DTK’de kadın çalışmaları içerisinde yer alan ve şu anda Almanya’da siyasi mülteci olan Saray’ın ablası Leyla, "Ben kız kardeşimi kaybetmedim, öncelikle yoldaşımı kaybettim" diyerek sözlerine başlıyor. "Saray hayat doluydu. Hayata ve kadınlara dair birçok çalışmanın içinde yer aldı" diyen ablası, kız kardeşinin mücadelesini ve hayallerini şu sözlerle anlatıyor: "Alevi kadın çalışmalarına, Kürt kadın mücadelesine elinden geldiği ölçüde katkı sunmaya çalışırdı. Çocuklarının çok küçük olduğu dönemlerde bile aktif mücadelenin içinde yer aldı. Özellikle Kobanê sürecinde mücadeleyi sırtlanmış kadınlara atıfta bulunarak, 'onlar bu kadar bedel öderken biz ne yapabiliriz' diyerek kendisini sorguluyordu. Yüreği yanıyordu ve Rojava'ya gitmeyi çok arzuluyordu. Hep şöyle derdi: ‘Kadının adının olmadığı Ortadoğu coğrafyasında kadınların zılgıtlarını duymak ne kadar güzel bir duygu’.”
Hayatın yükünü sırtlamıştı
Saray Güven 25 yıl önce gelmişti Almanya’ya. "O’nun için hayat burada çok kolay olmadı. Çok şey yapmak istiyordu. Maalesef kadınların yaşadığı sorunlar dünyanın her yerinde aynı" diyen ablası şöyle devam ediyor: "Avrupa’da kadınlar kimi özgürlüklere sahip olsalar da, yaşanan sorunlar özünde aynı. Saray her şeye yetişmeye çabalıyordu. Çocukları için kimi zaman bir psikolog, kimi zamanbir öğretmen olmaya çalışıyordu. Tam bir emekçi kadındı. Hayatın her alanında birçok yük sırtlanmıştı."
Yeni bir başlangıç yapacaktı
Eşinden ayrıldıktan sonra yaklaşık 2 yıl önce Frankfurt’a yerleşen Saray’ın hayali çocuklarıyla birlikte yeni bir hayat kurabilmekti. "Yaşadığı zorluklar burada da devam etti" diyen Leyla Akyıldız, "Yeni bir çevreydi, kimseyi pek tanımıyordu. Burada yeni bir hayata başlarken çok zorlandığını biliyorum. Ama yine de güçlü durmaya çalışıyordu. Bu süreçte yeni dostluklar edinmeye çalıştı" diye aktarıyor.
Karanlıkta kaldı!
Sohbetimiz yavaş yavaş 'yoldaşım' dediği Saray’ın katledilişine evriliyor. İkimizin de üzerine bir ağırlık çöküyor. Leyla anlatmaya devam ediyor: "O süre zarfında Saray’la ilgili çok şey konuşuldu, yazıldı. Her şeyden önce Saray'ı bu sürece iten nedenler hakkında biz de çok şey bilmiyoruz. Bildiğimiz kadarıyla Kürt ve yurtsever kimliğinden dolayı zanlı Hayrettin T. ile bir arkadaşlık süreci yaşıyor. Bazen insanlar bir arkadaşa, bir dosta ihtiyaç duyar ve ellerini uzatır. Böylesi bir süreçte tanıştı Saray zanlıyla. Daha sonra aralarında geçenleri bilmiyoruz. Bu süreçte Saray'a yaklaşması bir tesadüf mü yoksa bilerek ve planlı bir durum mu bilmiyorum. Bu kısmı hala karanlıkta kaldı. Bize sadece Facebook üzerinden kendisini rahatsız edenlerin olduğunu anlatmıştı.
Erkek şiddeti maskelendi
Saray kaybolduğunda sanki sevgilisi tarafından kaçırılmış gibi yorumlar yapıldı, yazılar yazıldı. Bir cinayet işlendi ve herkes bu yönünü maskeliyor gibiydi. Sonuçta bir kadın kaybolmuştu Avrupa’nın göbeğinde ve öldürülmüş olabilirdi. Erkek şiddeti bu söylentilerle maskeleniyordu. Hiçbir erkeğin bir kadını ne sebeple olursa olsun öldürmeye hakkı yok. Böyle bir hakkı kim veriyor erkeklere?
Kadınlar bizi yalnız bırakmadı
Fakat Saray'ın kaçırıldığı netleşince bize destek veren ve yalnız bırakmayan çok insan oldu. Kadın örgütleri, dernekler, kurumlar ve bireyler yanımızda yer aldı. Dünyanın her yanından kadınlar destek oldu ve bizi yalnız bırakmadı. Kendimizi yalnız hissetmedik. Bir kadına yakışan tarzda Saray’ı sahiplendiler.
Saray’a yakışır bir uğurlamaydı
Saray, Alevi felsefesine uygun bir şekilde uğurlanmak isterdi. Saray'ın istediği gibi bir cenaze töreni oldu. Tabii ki birtakım sıkıntı ve zorluklarla karşılaştık. Ama biz bu sorunları ve zorlu süreci buradaki kadın arkadaşlarla beraber aştık. Buradan tüm kadın arkadaşlara tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum.
Şiddeti SAKLAMAYIN!
Kardeşini erkek şiddetine kurban vermiş Leyla Akyıldız’ın şiddete, baskıya maruz kalan kadınlara bir çağrısı da var: "Çevremizdeki kadınlar, erkekler tarafından şiddete maruz kalıyor ve bunu saklıyorlar. Şiddet o kadar çok boyutlu yaşanıyor ki! Avrupa’da bu denli yaygın olduğunu bilmiyordum. Kadınların bunu neden saklama gereği duyduklarını biliyoruz. Kadına karşı şiddetin ve cinayetlerin engellenmesi noktasında muhakkak kadınları bilinçlendirmemiz gerekiyor. Ciddi bir kadın örgütlenmesine gidilmeli. Ve tüm kurumlarda bu tür olaylara karşı kadın komisyonları kurulmalı. Kadınlar kendi sorunlarını sahiplenmeli. Sistem tarafından kollanan ve meşrulaştırılan erkek egemen dünyasına karşı kadın kendi öz savunmasını geliştirmeli. Böylelikle ancak bir daha kurban vermemiş oluruz."