Hasret kokan karakışın ardında, serin bir bahar gününde, memleketimin dağlarında sonsuzluğa uçan bir kelebek gördüm. Grimsi ve parlak kanatlarıyla sanki bir kaçıştaydı. Hayatla ölüm arasında ecelden bir kaçış. Gecenin özlem dolu saatlerinde hayatını rüyalarla yaşayan ve yaşamını rüya sanan asi bir gencin öyküsü, tıpkı bir baharda ömrünün sonunu yaşayan gri bir kelebek gibi…
Belki rüzgara kapılmayıp sıcak bir ağaç kovuğunda geçseydi o son akşam, yaşamın ve özgürlüğün son rengine konabilirdi. Ama her son yeni bir başlangıcı, yeni bir yaşamı doğurmaz mı? Yok olan her beden doğaya yeni bir yaşam getirmez mi? Belki bu da bir rüyadır. Ama gerçek olan da, çırpındığımız hayatın rüya gibi geçmesi değil mi?
Gri kelebek kapıldığı rüzgardan yaşama sevinciyle son gücünü de kullanmaya başladı. Yaşamın onun küçük bedeninden daha kuvvetli olduğunu anladığı için. İşte gerçek direniş de bundan sonra başlıyor yaşayan için. Ya yaşamından vazgeçecek ya da sonsuzluğa dek bedeninden ayrılacak. Verilen her mücadelenin hayata, kazanmaya ve belki de tatlı bir gülümsemeyle son bulacağı andır bu.
Soğuk ve karanlık dört duvar arasında bir kez daha aynaya baktı, asi Kürt. Çizgilerin yüzünde daha derinleştiğini keder ve üzüntünün gözlerinde hala yaşamın yerini aldığını gördü önce. Şakaklarına dokunduğunda anne şefkatini hatırlıyor ve kederli gözleri bir daha nemleniyordu. Her geçen gün saçlarının beyazlığını fark edene dek. Aniden önündeki tıraş kabına düşen gri kelebeği gördü ve bir daha düşündü hayatın güçlüden yana olduğunu.
Gri kelebeğin suya yan düşüp o halde oradan çıkmak için en büyük çabayı verdiğini görünce, içinde esen şefkat duygusu bir babanın oğluna duyduğu özlemi hissettirdi bedeninde. Duygunun verdiği refleksle hemen kelebeği çıkardı. Onu kurulamak istedi, ama onun vücudu etten ve kemikten değil, puldan yapılıydı. Dökülen saç gibi, kelebekten toz şeklinde inen pullarıydı aslında.
Kelebeğin son kanat çırpmasıyla hayata olan isyanı, dört duvar arasında karşılaştıkları tesadüfi bir yaşamın hazin dolu sonu. Yıkılan her umudun yeni hayaller yetiştirdiği, mazlumun zalime direndiği bir dünya var şimdi karşımda. Verdiğim bedelin beni erdeme, ruhumu da özgürlüğe kavuşturacağı özlemiyle…

Bitlis E Tipi Cezaevi