Şöyle diyordu Bêkes: "Eğer benim şiirimden gülü çıkarırlarsa, yılımın bir mevsimi ölür; şiirimden sevgiyi çıkarırlarsa, iki mevsimim ölür: ekmeği çıkarırlarsa, üç mevsimim ölür; özgürlüğü çıkarırlarsa, bütün yılım ölür, ben de ölürüm."
Hayatı sürgün
2 Mayıs 1940’ta Silêmanî’de doğan şair ve edebiyatçı Şêrko Bêkes 4 Ağustos 2013'te aramızdan ayrıldı. Bêkes, 15 yaşındayken Komünist Parti'de siyasi faaliyetlere başladı. 1958 yılında Ebdulkerim Qasim'in inkılabından sonra Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) içerisinde faaliyet yürüten Şêrko, daha sonrasında ise Komeleyî Azadiya Jiyaneweyî Kurdistan (KAJK) içerisinde siyasi faaliyet yürüttü. KAJK'tan sonra hiçbir partiye üye olmadığını söyleyen Şêrko Bêkes, ulusal mücadeleyi de hiçbir zaman sadece partilerin işi olarak görmeyip 1964'teki Eylül Devrimi ve 1975'teki Şoreşî Nû'da (Yeni Devrim) bir pêşmerge ve bir gazeteci olarak aktif yer aldı. Şêrko Bêkes, 1974'te savaşın yeniden başlamasıyla da dağların yolunu tuttu. Ancak 1975'te KDP tarafından alınan "aş betal" (devrime son) kararından sonra Silêmanî’ye döndü ve Irak'ın güneyine sürgün edildi.
Şiirleriyle Saddam'ı da etkileyen ve Saddam tarafından kendisine verilmek istenen Kaddisiye Ödülünü reddeden Şêrko, yine dağların yolunu tutar ve 1986'ya kadar dağda kalır. Ardından İsveç'e giden Bêkes burada, 1987 yılında Kurt Tuckholsky Ödülü'nü dönemin İsveç başbakanı Ingvar Carlson’ın elinden alır.
Kültür bakanlığından istifa etti
"Halepçe’nin saat 11'i" şiirinde, “Hava öldü, gökyüzü öldü, ilkbahar öldü, anne, baba ve çocuk öldü, saat on birde, Halepçe’nin boş bir odasının tavanı altında, birbirini kucaklayan üç taş heykele dönüştüler” diye yazan Şêrko, 1992 yılında Güney Kürdistan'ın ilk hükümetinden ilk Kültür Bakanı oldu.
Ancak Şêrko Bêkes, dönemin KDP ile YNK hükümetinin "PKK propagandası yaptığı" iddiasıyla Welat gazetesini kapatmasına sessiz kalmayıp istifa etti ve yine göç yollarına düştü.
‘Sonu gelmemiş bir destan yazdı’
Bêkes, Kürdistan’da yaşananlara hiçbir zaman kayıtsız kalmadı.
Zekiye Alkan'ın bedenini ateşe vermesini “Sonu gelmemiş bir destan yazdı, baştan başa ülkem için” diyerek dile getiriyordu Bêkes. 2010 yılında Şirîn Elemhûlî, Ferzad Kemanger, Elî Heyderiyan ve Ferhad Wekîlî, İran İslam Cumhuriyeti'nde idam sehpasına yürürken de, Şêrko'nun yüreği ve şiiri onlarla birlikteydi ve kaleme aldığı dizelerde, “Bundan sonra Şirîn Elemhuli'nin geride bıraktığı bileziğim…” diyordu.
‘Ağlamıyorum ve gözüm Diyarbakır’da’
Şêrko Bêkes, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 15 Şubat 1999 tarihinde esir düşmesinin ardından ise şu sözleri kağıda döküyordu: "Burası Süleymaniye’dir, birkaç gündür bu kentte büyük bir hüzün almış başını gidiyor. Dünyanın gözü önünde Öcalan’ı aldılar, ama Kürt’ün ruhunu teslim alamazlar. Diyarbakır’ı nasıl Süleymaniye’den ayırabilirler, Newroz nasıl ateşsiz olabilir? Van gölünü nasıl kurutabilirler? Burası Süleymaniye ve bu kentteki bütün yürekler, bir ağacın elmaları gibi titriyor, bir halkın kimsesizliğine üzülüyor. Bu üzüntü ulusal bir üzüntüdür. Bir kelebeğin rüyasını gördüm. Ağlamıyorum ve gözüm Diyarbakır’da."
‘Her daim yüreğimizde olan kardeşim…’
Ardında Tirîfey Helbest, Derbendî Pepûle, Gulbijêrek ji helbestên, Mêrgî zam, Çirakanî ser helemût, Qesîdey Rengdan, Ezmûn, Jîn û Baran, Ji nav Şêrên min, Xom ew wextey balindem gibi 41 eserlik dev bir külliyat bırakan Şêrko Bêkes'in eserleri, İngilizce, Arapça, Farsça başta olmak üzere Türkçe, İtalyanca, Almanca ve Flamanca gibi birçok dile çevrildi.
Ölümünü "kelebekler boğazına göç" olarak tasvir eden Şêrko Bêkes, Türkçe'ye de çevrilen "Güneyden Şiir Yağmuru" isimli kitabını 2011 yılında Öcalan için imzalamış ve kendisine ulaştırmak istemişti. Şêrko, kendi el yazısıyla Öcalan'a şu şunları yazıyordu: "Sevgili Başkan'ım ve her daim yüreğimizde olan kardeşim Abdullah Öcalan'a hediye... Şêrko Bêkes. 11.07.2011."
4 Ağustos 2013’te İsveç Stockholm’de yaşamını yitiren Şêrko Bêkes, vasiyeti üzerine Silêmanî’deki Azadî Parkına defnedildi.
* Bu yazıda, Ersin Çaksu’nun Şêrko Bêkes yazısından alıntılar kullanılmıştır.