Sao Poula kuruluşunun 458. Yılını kutlamak için hazırlanıyordu. Antonio Banderas, Sao Poula’ya gelmişti. Anlamlı bir yıldı. Yuvarlak filan bir yıl değildi ama yine de bir anlamı vardı mutlaka. Bir televizyonda kahvaltı programına katılıyordu. Programı Ana Maria Braga sunuyordu. Sürekli gülümser bir suratı vardı. Mutlu ve neşeli olduğundan değil botokstandı, bu mutlu görünüm. Öldürülmüş yanaklar, göz altları, ölü olduklarından kırışmıyorlardı. Ağzı bile hareket edemiyordu artık. Yanağında bir gamze vardı ya da göbek deliği idi.
Sao Poula’da bir pazar günüydü. Zenginler henüz uyuyordu. Yağmur yeni durmuştu. Sokaklarda yaşayanlar saçak altlarından, buharların içinde çıkıyordu. Film sahnesi gibiydi. Sıçramış yağmur damlalarından, nemden biraz ıslak, çektikleri cracktan terliydiler. 30 bin kişiydiler ve sadece sigara istiyorlardı hayattan.
Bir barda seyrediyorduk kahvaltı programını. Antonio Bandaras son çalışmasından bahsediyordu. Son filminin reklamı anlamına geliyordu. Ana Maria botoksun müsaade ettiği kadarıyla ciddi, dinliyor gibiydi. Bir büyük toprak sahibinin sevgilisi olduğu için 100 yıl önce bu televizyona başladı diyordu Wanderci. İşgal fabrikasından arkadaşımdı. Kolombiya’da gerillalarla kaldığı yeri bana tarif ediyordu. Çok yağmur ve sinek var diyordu. Hangisi daha çoktu unutmuştu. Isırılmış sinek yerlerimi hatırlıyordum. Televizyonda filmden bir sahne veriyorlardı. Dışarıda sıcak, evsizlerin tenlerinden yağmuru geri topluyordu.
Sokaklarda yaşayanlar her yaştan vardı. Biri oturmuş çöpten topladığı kağıtlar arasından küçük hesap pusulalarını ayıklıyordu. Neden bilmiyorum ama önünde ayıkladığı bir çuval hesap pusulası vardı. Kaldırımın kenarında, mukavva kutuların yere yayılmış rahatlığında, yine mukavvalarla genişletilmiş, iki pazar arabasının arasında çalışıyordu. Geniş bir saçak altıydı. Uzun sakalları ve kırlaşmış saçları vardı. Bir muhasebe ofisi gibiydi. Home kaldırımdı.
458. yıl diyorlardı televizyonda. Önemli bir yıldı. İşgalciler 458 yıl önce gelip buraya, İndianlara medeniyeti öğrettikleri okulu açmışlardı. Onlara tanrıyı, altını, daha çok, daha hızlı nasıl öldürebilmeyi, sahip olmayı ve bütün okullar gibi makul olmayı öğrettiler. İyi öğrencileri biz, kahvaltı programını seyrediyorduk. Antonio Bandras ve Ana Maria televizyonda yemek yapıyorlardı. Tutam tutam baharat atıyorlardı. Gülüyorlardı. Ana Maria’ya ya botoks ne kadar müsaade ederse.
Birçok genç erkek ve kadın vardı sokaklarda. Crack çekmeye başladıktan sonra genellikle 3 yıl içinde ölüyorlardı. Tabii ki şansları varsa, ecel onları o zamana kadar bekliyordu. Crack kokain artıklarından yapılıyordu. Sosyete mahallesine giden malların çöpüydü. Böylece ziyan olmuyordu. Gençtiler. Neden kendi paralarını kazanmadıklarını anlamıyordum. Gayet rahat küçük sokak soyguncusu ya da fahişe olabilirlerdi.
Banderas ile Ana Maria mutfak tezgahının önünde yere oturmuş yaptıkları yemeği yiyorlardı. Çok şirindiler. Yağmur yeniden başlamıştı. Evsizler, buharların arasından saçak altlarına dönüyorlardı. Magazin yazmak en iyisiydi.