Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da, 31 Mart Pazar günü 1 milyondan fazla adayın yarışacağı 19. mahalli idareler genel seçimi yapılıyor. Seçimlerde 30 büyükşehir, 51 il, 519 büyükşehir ilçesi, 403 ilçe, 386 belde olmak üzere bin 389 aday belediye başkanı/eşbaşkanı; ayrıca 50 bin 236 muhtar belirlenecek.
AKP-MHP iktidarı, tek adam yönetimindeki tekçi rejimi, yerel yönetimiler ayağıyla tamamlamak istiyor. Bunun için devletin tüm olanaklarını ve zor aygıtlarını seferber etti. Kayyum rejimine son verme ve AKP-MHP iktidarına kaybettirme stratejisi uygulayan HDP, tüm hile, baskı ve zorbalığa rağmen hedefine ulaşacağına inanıyor. HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, Kürt halkı için “Eğer HDP adı varsa HDP, HDP yoksa AKP-MHP ittifakına karşı kim güçlüyse oyunu ona verecektir. Bu HDP’nin gücünü gösterdiği bir tercihtir. Umudumuzu sandığa taşıyacağız. HDP olarak 130 belediyeyi alabiliriz” dedi.
İlk yerel seçimin 1930’da yapıldığı Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da, 31 Mart Pazar günü 1 milyondan fazla adayın yarışacağı 19. mahalli idareler genel seçimini gerçekleştirecek. 12 Ağustos 1930’dan sonra 1934, 1938, 1942, 1946, 1950, 1955, 1963, 1968, 1973, 1977, 1984, 1989, 1994, 1999, 2004, 2009, 2014 olmak üzere toplam 17 yerel seçim daha yapıldı. 24 Haziran 2018’de yapılan Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri ile tek adam yönetimine dayalı tekçi rejimin faşizmiyle karşılaşan Türkiye ve Kuzey Kürdistan, bu sistemin ardından ilk yerel seçimini yapıyor. Seçime 12 siyasi parti ile bağımsız adaylar katılıyor. Türk devletini yöneten İslamcı-Türkçü-Eregenekon ittifakının AKP-MHP şahsındaki ‘Cumhur İttifakı’, Kürt düşmanlığına, dolayısıyla demokrasi düşmanlığına dayalı faşizmin yerel ayağını tamamlayarak yoluna devam etmek istiyor. Düzen içi devlet eksenli muhalefet de ‘Millet İttifakı’ ile yerel yönetimlere talip. HDP ve demokrasi güçleri ise bu seçimde özellikle kayyum atanan belediyeleri geri alma ve sayısı arttırma, ağırlıkla Türkiye kentlerinde ise AKP-MHP ittifakına kaybettirecek adaylara seçmenlerini yönlendirmeyi esas aldı.
1 milyondan fazla aday
30 büyükşehir, 51 il, 519 büyükşehir ilçesi, 403 ilçe, 386 belde olmak üzere bin 389 aday belediye başkanı/eşbaşkanı seçilecek. Seçmenler, 31 Mart Pazar günü ayrıca 32 bin 46’sı mahalle, 18 bin 190’ı da köy olmak üzere, 50 bin 236 muhtarı belirleyecek. Pazar günü aynı zamanda 23 bin 44 belediye, bin 277 il genel meclisi, 128 bin 172 ihtiyar heyeti, 73 bin 506 ihtiyar meclisi üyesi de seçilecek. Belediye başkan/eşbakan adaylarının yanı sıra belediye ve il genel meclis üyeleri, muhtarlar ve ihtiyar heyetleri dahil olmak üzere, 277 bin 624 aday Pazar günü belirlenecek. Tüm partiler düşünüldüğünde 1 milyondan fazla aday seçim yarışında.
Kayyumları def etme fırsatı
HDP’nin Kuzey Kürdistan’da en çok önemsediği konu, ‘kayyum rejimi’ne son verip kayyum olarak atanan devlet memurlarını def etmek. Bilindiği gibi OHAL gerekçesi ile yayınlanan 674 Sayılı KHK ile Cumhurbaşkanı’na belediyelere kayyum atama, valilere ise belediyelerin taşınır mallarına el koyma ve çalışanlarını görevden uzaklaştırma yetkisi verildi. Bu KHK’ye dayandırılarak HDP’nin bileşeni olan DBP’den seçilen belediyelere 11 Eylül 2016 itibarıyla el konularak kayyum atamalarına başlandı. 3 büyükşehir belediyesi olmak üzere, 10 il, 63 ilçe ve 22 belde ile DBP’li toplam 95 belediyeye devletin memurları atandı. Buna paralel olarak Kürdistan’da kamuda ve belediyelerde çalışan 15 bine yakın Kürt işçi ve memur, 300’e yakın muhtar ihraç edildi.
Son derece bilinçi, planlı ve Türk devlet kodlarına uygun olarak belediyelere atanan kayyumlar, yeniden Türkleştirme için seferber olarak sömürge hukukunun tetikçiliğini yaptılar. İşgal eder gibi büyük bir polis gücüyle girdikleri belediyelerde ilk işleri çok dilli belediye tabelalarını indirmek oldu. Belediye binaları karakollara çevrildi, Kürtlerin pek çok tarihsel ve kültürel değerine ve hafıza mekânlarına çeşitli saldırılar gerçekleştirilmiştir. ‘Kayyum Rejimi’ geçmişteki inkâr, asimilasyon ve imha politikalarının bir devamıdır. Kayyumlar, belediye yetkilerini önemli oranda aşan yetkilerle donatılarak, ortak bir amaç çerçevesinde ve planlarını sistemli bir şekilde hayata geçirmeye çalıştı. Onların eliyle bir anlamda sömürge hukuku uygulandı.
Kürtler üçlü zulme karşı
HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, 1 Mart’ta başladığı seçim kampanyasına bugün (Cumartesi) son veriyor. 1 Mart’tan bu yana 60 kadar il ve ilçede halkla buluştu. Temelli, halk buluşmalarında ve mitinglerde edindiği izlenimleri, kayyum politikalarını ve iktidarın tehditlerini, Türkiye kentlerinde geliştirmiş oldukları stratejiyi, sandık güvenliğini ve sandık taşınmalarını, MA’ya anlattı. Halkın kayyum politikalarına karşı öfkesini ortaya koyduğunu dile getiren Temelli, “Kendi siyasi iradesine bir saldırı olarak görüyor. Yine meydanlarda tecride karşı bir mücadele var. Hem seçim çalışması yapıyor hem de tecride karşı sözünü, öfkesini dile getiriyor. Diğer bir önemli nokta ise savaş politikaları. Özelikle Kürt halkı bu üçlü zulme karşı mücadelesini gerçekleştiriyor” dedi.
Halkın talepleri açık ve net
Halkın taleplerinin çok açık olduğunu kaydeden Temelli, “Radikal demokrasi anlayışımızın toplum tarafından benimsendiğini çok açık bir şekilde görmek mümkün. Kürt partileri ile yapılan ittifak, bir bütünleşme, yan yana gelme, Kürt halkında bu iradeye ortak sahip çıkma duygusunu geliştirdi. Bir diğer önemli nokta ise ekonomik çöküntü. Ekonomik çöküntüden en çok etkilenen yine Kürt halkı. Bu kötü ekonomi politikalarına karşı bir itiraz alanına da dönüşüyor” şeklinde konuştu.
Tehditleri, korkularındandır
Erdoğan’ın konuşmalarında sürekli seçim sonrasını göstererek, HDP’li adaylar için “gerekirse görevden alırız” sözlerine dair Temelli, şunları söyledi: “Bu bir tehdittir. Kayyum atayamazlar. Bugün kayyumları bir tehdit olarak göstermeleri kaybedecekleri korku ve kaygılarındandır. Baktılar bundan bir şey çıkmıyor çıkıp ‘GBT’lerine bakıyoruz. 3-5 yıl beklemeyiz görevden alırız’ dediler. İnsanlar onları seçecekmiş gibi bir hayale kapılıyorlar.”
Faşizmin ‘düşman algısı’
Otoriter rejimin tesis edilmesi ve faşizmin kurumsallaştırılmasının yolunun ‘düşman” algısına dayandığını ifade eden Temelli, “Türkiye’de iktidarda HDP’yi düşmanlaştırarak milliyetçi oylarla aslında otoriter rejimin halk desteğini yaratmaya çalışıyorlar. Tipik faşizm hamlesidir bu. Halk bunların yalanlarına inanmıyor. Bunun üzerine halkı, toplumu tehdit eden bir noktaya geldiler” dedi.
Sonuçları HDP belirleyecek
31 Mart seçimleri sürecinde Türkiye halkları için bir seçenek yarattıklarını vurgulayan Temelli, şöyle sürdürdü: “HDP’yi bu kadar düşmanlaştırmalarının sebebi de budur. Biz sadece kayyumların olduğu belediyelerde iktidara gelmek gibi kısa bir program önümüze koymadık. Çok daha uzun vadeli, büyük bir perspektifi ortaya koyan bir hamle ile hareket ettik. Bütün demokrasi güçlerinin itirazlarını ortaya koyabileceği, AKP-MHP blokunu geriletebileceği bir seçenek yarattık. Bu seçenek onların bütün beklenti ve hayallerini bozdu. Bunu HDP başardı. Türkiye’nin her yerinde iktidarı etkileyebilecek bir stratejiye ve güce sahibiz. Bu strateji ve güç bir seçenek yaratmıştır. Herkesi bu seçenekte buluşmaya davet etmiştir. Kimse çıkıp şunu söyleyemez; ‘HDP bu seçimlerde etkisizdir’ diyemez. Bu seçimlerin sonucunu HDP etkileyecektir. Yalnızca seçimleri etkilemekle kalmayacaktır, seçimlerden sonra Türkiye’nin yeni kulvarını belirleyecektir. Bu kulvar daha çok demokrasi ve barış isteyenlerin buluşacağı bir kulvar olacaktır.”
Aynı duyguyla sandığa
Türkiye kentlerindeki politikalarına değinen Temelli, “Diyarbakır’da, Van’da seçmenlerimiz nasıl bir yol izleyecekse İstanbul’da da aynı yolu izleyecek. Eğer HDP adı varsa HDP, HDP yoksa AKP-MHP ittifakına karşı kim güçlüyse oyunu ona verecektir. Bu tercih bir ittifak tercihi değildir, bu tercih HDP’nin gücünü gösterdiği bir tercihtir. HDP’nin ortaya koyduğu stratejinin, başarının tescillenmesidir. Diyarbakır’da, Kars’ta, Van’da HDP’liler hangi duygu ile sandığa gidiyorsa, İstanbul’da, Antalya’da, İzmir’de de aynı duygu ile sandığa gidecektir” diye konuştu.
Aday çıkardıkları her yerde sandık görevlisi belirlediklerini ve önlerine koydukları 60 bin sandık görevlisi sayısına ulaştıklarını ifade eden Temelli, “Aday olduğumuz her yerde sandık görevlimiz var. Okul sorumlularımız var. Müşahit başvuruları devam ediyor. Önemli olan sandıklara sahip çıkmak. Hiçbir oyumuzun ziyan olmaması için çaba göstereceğiz” dedi.
130’a yakın belediye
Temelli, 130’a yakın belediye alma ihtimalleri olduğunu belirterek, “Diğer taraftan Türkiye genelinde AKP-MHP blokunda olan belediyelerin el değiştirmesini sağlayabilecek bir etki de yaratıyoruz. Bu çok önemli bir hamle. Türkiye siyasetinin yeni kulvarını belirleyecektir. Sadece belediye sayılarını arttırmak açısından değil, Türkiye demokrasisine yön vermek açısından büyük önem taşıyor” dedi.
Umudumuzu taşıyacağız
Temelli, tüm seçmenlere ve seçmeleri etkileyebilecek herkese çağrıda bulundu: “Biz HDP’yiz. HDP bugün sandıklara 6 buçuk milyon, bir milyon da çalınıyor, 7 buçuk milyon oy demek. Ama etkileme alanı olarak Türkiye’de siyaseti en fazla etkileyen partidir. Bu bizim gücümüzdür. Bu bizim umudumuzdur. Asla umudumuzu yalnız bırakmayacağız. Umudumuzla yürüyeceğiz, umudumuzu sandığa taşıyacağız. Bundan taviz vermeyeceğiz. AKP’nin dayattığı ve 17 yıldır bu halka karşı yürüttüğü baskı ve şiddet politikaları hafızalardaki tazeliğini koruyor. Bugün kimse Roboski’yi unutmadı. Buradan başlayalım. AKP’nin döneminin belki de en büyük suçundan başlayalım. Kimse Roboski’yi, yakılıp yıkılan kentleri, yitirilen canları unutmadı. Bu adaletsizliği, hukuksuzluğu kimse unutmadı. Evini yurdunu terk edip gidenleri kimse unutmadı. Verilen büyük bedelleri kimse unutmadı. Bir halka sırf Kürt olduğu için bu zulüm yapıldı. Anadilleri yasaklandı, çok dilli tabelaları yıkıldı. Anıtları yıkıldı. Tarihsel belleği canlı tutan anıtları yıktılar. Barış akademisyenleri yargılandı. Saymakla bitmiyor. Bunları yaşamaya mahkum değiliz. Bunun cevabını bu seçimlerde vereceğiz. 31 Mart’ta önemli bir güç olarak öfkemiz, itirazımız güçlü bir şekilde sandığa yansıyacak” dedi.
AMED
Arslan: Daha fazla kazanacağız
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Mehmet Arslan, iktidarın devlet imkanlarını kullanarak muhaliflere ve Kürtlere saldırdığı, tehdit ettiği ve şantaj uyguladığı bir seçim süreci yaşandığını belirterek, kayyum politikalarıyla hesaplaşacakları bir seçim olarak gördüklerini dile getirdi. Arslan, “Şu an seçimi kazandığımızı ifade edebiliriz. Bizler, 2014’ün üstüne çıkacağız. Bu bizler açısından netleşmiştir. AKP’nin bu kayyum politikasına cevap verilecektir” dedi.
Buldan: Büyük bir ders verelim
HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, final mitingini Iğdır’da yaptı. Belediye Meydanı’nda gerçekleşen mitingde konuşan Buldan, seçmene “31 Mart’ta iktidara büyük bir ders verelim. Bir oy çok önemli” çağrısı yaptı. Buldan, “Buradan müjdeli bir haber alacağız; Iğdır’ın yanına Kars’ı ve Muş’u da ekleyeceğiz” dedi.
Demirtaş: Tarihi fırsat var
HDP’nin önceki dönem EşBaşkanı Selahattin Demirtaş, rehin tutulduğu cezaevinden seçmene sandığa gitme çağrısı yaptı: “Bu seçimin belirleyicisi direkt olarak sizsiniz. Belirleyici etkimiz sadece kayyumlardan geri alacağımız şehirlerde değil, her yerde göstermek için tarihi bir fırsat var kapımızda. Aday çıkarmadığımız şehirlerde kullanacağımız stratejik oylar, gücümüzün göstergesi olacak.”