Düşleri olan genç kadınlardan savaşın ağır yaralarını taşıyan kadına, şiddete uğrayan kadından dünyanın öbür ucundan ütopyalarını geliştirmek için yola koyulan enternasyonal kadınlara kadar bütün kadınların sahiplendiği bir özgür yaşam mekanı şimdi Jinwar…
Nagihan AKARSELDüş, zamana yaslanan bir akış, mekanını arayan bir oluş halidir belki de… Saliselerin hızında kurguladığımız, gerçekleştirmek için ömür adadığımız bir oluş hali… Kurmakla başlar düş… Kurduğun an’da başlar ya da… O artık mekanını arar. Düşünür. Yollara düşer… Zamana yaslanır. Uçan kuşun, açan çiçeğin, börtü böceğin, havanın, toprağın, suyun, ateşin enerjisini kuşanır. Düş kurmak hayatın farkında olmaktır aynı zamanda. Farkında olmak yapmaktır bir nevi… Yapabileceklerinin farkına varmaktır ya da… Birbirini tamamlayan bir oluş halidir yapmak ve farkındalık. Zira birbirini yok eden değil birbirini tamamlayan enerjiler ile kuşanan bir oluş hali değil midir hayat…
Hayata düşlerin ile tutunmak ise devrimci olmanın temel ölçülerinden biridir. Hayata dair farkındalığın yarattığı bir anlam arayışıdır devrimci olmak… Hayatın ruhuna dokunma, o ruhu koruma arayışı… O ruhu haketme yarışı… Bütün devrimcilerin büyük düşleri vardır… Hayata dokunan düşlerdir bunlar… Bir çözüm, bir çıkış ifadesine denk düşen düşler… Rêber Abdullah Öcalan çocukluğundan bu yana hayata düşleri ile tutunan bir devrimci… Uzay çağının bilgesi… ”Çocukluk hayallerime ihanet etmedim” diyerek ömrünü düşlerine adayan bir bilgelik… Bu düşlerinin ateşini harlandıran olaylardan biri ise küçükken oyun oynadığı arkadaşı Elif’in yanlarından alınıp götürülmesi. Ve bir daha Elif’in hiçbir oyuna katılmaması… Elif’in çocuk yaşta evlendirilmesi… Küçük yaşta farkına vardığı bu gerçekliğe karşı bir ömür arayışını sürdüren bir bilgelik… Kadına dair bütün kölelik kodlarına karşı isyan etme… Ve ömrünü kadın özgürlüğüne adama… Rêber Abdullah Öcalan’ın en temel özelliklerinden biri bu işte farkına varma, mevcut realiteyi çözme, onu aşmanın yöntemlerini arama, bu yöntemlere düşleri ile nefes olma ve düşlerini gerçekleştirmek için yapmaktan başka yapacak bir şey olmadığının farkında olma…
Bir kadın köyü fikri de Rêber Öcalan’ın hayallerinin içinde pişti. Adını Jinwar koyduk. Kadın mekanı anlamına geliyordu. Rojhilatê Kurdistan’ın Hewreman Taxt olarak ifade edilen tarafında yer alan Jîwar köyünden haberimiz yoktu o zaman. Sonradan öğrendik güneşe yüzünü dönen, dağların eteğinde birbirine yaslanan ve komünal yaşamın bir örneği olan Jîwar köyünü. Ve o köyün kadın bilinci ile yaşamını sürdürdüğünü… Kadınlar için özgür yaşam alanları, özgürlük akademileri, özgür kadın evleri, özgür kadın tapınakları demişti Rêber Öcalan. Jîwar ve Jinwar örneği ile bir kez daha Rêber Öcalan’ın hayallerinin tarihsel toplumsal kaynaklarından beslendiğini görmüştük.
“Sığınma evleri demiyorum, özgürlük mekanları diyorum” dedi ısrarla… Ömrünü kadın özgürlüğüne adayarak, “Kadın özgürlüğünü örgütleyeceğim” dedi. Kadın özgürlük çizgisinin temsili olan Sara arkadaşın ve nice şehidimizin şahsında yaşam bulan bu çizgi şimdi demokratik modernite sistemimizin temel yapı taşı. “Kadınlar için Star kenti, erkekler için Apollon kenti” dedi. Apollon tapınağının kapısında yazan, “Kendini bil yazısından örnek vererek, “Kendini savunmayı bil” ilkesini benimsememizin hayati önemine işaret etti. Bu ilkenin kadınlar için hayatın temel kuralı olduğunu tekrar tekrar vurguladı. Jinwar bu nedenle kadınların kendini savunma bilincinin toplandığı bir yer anlamına gelmekte ve bu bilinci geliştirmeyi hedeflemektedir.
Jinwar, Rêber Abdullah Öcalan’ın hayata dokunduğu kadar hayatı kuran ve bir umut olmayı başaran düşlerinin bir sonucu olarak doğdu. Amacımız herşeyden önce Rêber Öcalan’ın bu hayaline doğru yol almaktı. Bu hayali, bizim hayatımızdı aynı zamanda. Savunma bilincimizi, özgürlük iddiamızı, “ben benim” diyebilme kararlılığımızı belirleyen bir bilinçti. Çünkü onun hayallerinin bizim hayallerimiz olduğunun farkındaydık.
Rojava’da kadın devriminin mekanında bu hayalimizi gerçekleştirmemizin önünde hiçbir engel yoktu. Hem bizim devrimimiz yaşamın gerçeklerinden uzak, ütopik, kitabi bir devrim değildi. Yaşamın içinde sorunlara çözüm üreterek gelişen, kapitalist modernitenin bütün geriliklerine karşı an be an mücadele içinde olan ve bunu bir sistem savaşı verdiğinin farkındalığıyla yapan bir devrimdi. Devrimimizin en temel özelliği sorunlara çözüm olma gücüydü… Sorunları görünmez kılan, propaganda ile geçiştiren, idare eden anlayışları kabul etmiyordu. Alternatiflerini üreten ve bunu uygulayan anlamsal ve yapısal bir devrim olma gerçeğini kazanmıştı. Yarım asrı bulan kadın özgürlük mücadelemizin Kobanê’deki direniş ile bütün dünyaya umut olması, karanlığa karşı aydınlığın mücadelesini vermesi gerçeğinin yanında sistemin beş bin yıllık yükünü taşıyan, ezilen, şiddete maruz kalan bir kadın gerçeği de vardı. Gerçeğin bu iki yüzünü görmek ve ikisinin birbirini bütünleyeceği bir yerden buna uygun çözümler üretmek ise temel görevlerimizden biriydi. Ütopik bir devrim hayaliyle geçici popülist çözümlerden öte köklü, yaşamsal çözüm arayışlarımız olmalıydı.
Jineoloji kadın etrafında gelişen bir sosyal bilim anlayışı, bir yaşam bilimi olarak bu konuda sorumluluk sahibiydi. Özgürlük ve köleliğin iç içe geçtiği bir mekanda özgürlüğü örgütlemek ve bunu bilimsel bir ifadeye kavuşturmak kadar kadınlar için özgür yaşam alanları oluşturmak hayati öneme sahipti. Kadın köyü projemiz Kobanê’de özgürlük ve köleliğin, karanlık ve aydınlığın savaşına can alıcı bir şekilde gelişen tanıklığımızın bir sonucu olarak gelişti. Bir yanda karanlığa karşı dünyanın umudu haline gelen muazzam bir kadın özgürlüğü bilinci, diğer yandan sistemin tortularını taşıyan toplumun sorunlarının yükünü taşıyan kadının sorunlarına bir çözüm olma arayışı. Bu tanıklığımızın ardından Rêber Abdullah Öcalan’ın hayalinin ne kadar gerçekçi bir çözüm olduğu noktasındaki duygumuz daha da netleşti ve arayışlarımız başladı.
Jinwar projemizin bir diğer amacı da erkeği hizaya getirme arayışı olmuştur. Kadınların alternatifsiz olmadığının bir ifadesiydi Jinwar. Erkeğin şiddetine, zulmüne, kurnazlığına karşı kadınların bir özgür mekanı vardı. Kadınlar erkeğin zulmüne karşı çaresiz değildi. Kendilerini savunma bilincinden tutalım, düşünme, yaratma, çocuklarını büyütme anlamında her anlamda yaşamlarını kurabilecekleri bir alternatifti. Erkekler kadına yaklaşımlarını yeniden gözden geçireceklerdi. Bu anlamda ilk adım olarak gelişen ve bir kimlik kazanan Jinwar iyi bir model oluşturmuştur. Bundan sonra Rojava ve Şengal başta olmak üzere Kürdistan’ın her yerinde kadın köylerini oluşturmak gibi bir amacımız vardır. Öz kaynakları ile beslenen, birinci kadın devriminin mekanında gelişen ve kadının savunma bilincinden sanat bilincine kadar komple bir yaşam kurma iddiasını taşıyan Jinwar’ın kısa zamanda bir kimlik kazanması taşıdığı felsefe ile bağlantılıdır. Özgür yaşam alanları oluşturma perspektifiyle gelişen, Dünya kadınlar günü olan 8 Mart 2017’de inşasına başlayan 25 Kasım 2018’de Kadına yönelik şiddetle mücadele gününde şiddete karşı köklü bir çözüm olarak açılışını yapan bir felsefe… Direniş hafızasını taşıyan bir felsefe… Düşleri olan genç kadınlardan, savaşın ağır yaralarını taşıyan kadına, şiddete uğrayan kadından dünyanın öbür ucundan ütopyalarını geliştirmek için yola koyulan enternasyonal kadınlara kadar bütün kadınların sahiplendiği bir özgür yaşam mekanı şimdi Jinwar…