“Demokrasi Tanrıların rejimidir!” Demişti Jean Jacues Rousseau. Ona göre “Yurttaş olmadan erdem, erdem olmadan özgürlük, özgürlük olmadan devlet olmazdı!” “Devletin iktidara değil, halka ait olduğunu” savunmuştu. Ulus devletin ideologlarından biriydi.  

II. Mahmut’la başlayan, Tanzimat, İttihat ve cumhuriyet’le sonuçlanan süreçte dönemin en belirleyici aktörlerinden Jön Türklerin düşün haritası büyük oranda Rousseau’nun renklerinden oluşmuştu. Fransız İhtilalı (1789-1799) “Mutlak monarşinin yıkılıp yerine cumhuriyetin kurulması” ile sonuçlandı. Fransız İhtilalı Katolik Kilisesini reformlara zorladı, Avrupa’da ve giderek dünyada milliyetçilik denen belanın ve şimdilerde miadını dolduran ulus devletin esin kaynağı oldu.
Türkiye’de ise Osmanlının mutlak monarşisinden, meşrutiyete, oradan cumhuriyete evrilen sürecin hikayesi neredeyse aynı! Bir farkla ki Türkiye’de Fransız İhtilalını yapan burjuvazinin “İlericiliği” yerine asker, bürokrat, dindar ve tüccarın “Gericiliği” vardı. Burjuvazi henüz devletin rahmine zerk edilmemişti! Osmanlı’da padişah, Şeyhül İslam, devşirme/eşraf üçgeninde devletin kutbunu müteşerri zihniyet oluşturuyordu. Cumhuriyette asker, bürokrat, dindar, tüccar dörtgeninde Diyanet Riyaseti kuruldu kuzuyu kurda teslim eder gibi “Laiklik” Diyanet Riyasetinin himayesine verildi. Üniter Devletin omuriliği Diyanet Riyaseti oldu. Türk, İslam, Hanefi (Üçü de özünden koparıldı, devşirme usulüyle tüketildi!) bir toplum yaratmak uğruna 90 yıllık trajediyi yaşadık.
90 Yıl sonra müteşerri zihniyeti neo liberalizm sosu ile renklendiren AKP aynı dörtgenin kıskacında “Demokrasi paketi” açıyor! Lakin bu sahte paketi AKP kendi siyasal iradesi ile açmamış, açmak zorunda kalmıştır. Bundan dolayıdır ki, asker, dindar, tüccar, bürokrat dörtlüsünün bileşkesi olan AKP muhafazakar, gerici, statükocu dayatmaya rağmen toplumsal mücadele ile elde edilen hakları “Pakette” bir lütuf gibi sunma kurnazlığı yapıyor. Ancak bir kurnazlık daha var ki, o da demokrasi güçlerini ayrıştırma çabasıdır.
Kürtçe yazılmasın diye esir alınan üç harfi “Demokrasi Paketinde” serbest bırakmayı ve son kullanma tarihi geçmiş “Öğrenci andını” kaldırmayı “Devrim” diye sunan AKP 90 Yıl sonra inkarcı, ırkçı, asimilasyoncu statükoyu aşamadığını, aşamayacağını bir kere daha ispatlamıştır. AKP Zihniyeti Türkiye’nin sorunlarını demokrasi bütünselliği içinde ele almıyor! Alevilerin ve kamuoyunun tepkisi üzerine “Aleviler için ayrı bir paket açacağız!” demek Türkiye Demokrasi Güçlerini bölme, ayrıştırma, yabancılaştırma kurnazlığıdır. Bu mantık sorunları çözmeyi değil, sorunların karmaşıklığından yararlanarak iktidarını sürdürmeyi hedefliyor.   
AKP’nin yapmak istediği 1930’ların zihniyetini güncellemektir. AKP Hükümet olarak; asker, tüccar, dindar, bürokrat dörtgeninde hızlıca derin devletin kendisi oluyor. Asker denetime alındı, bürokrat “Memurlaştı” dindar 10 yıllık iktidarın sonunda “Başörtüsü “hediyesi ile değişmez seçmen tabanı oldu, tüccar AKP’nin cülusları ile ihya oldu. “Dörtlü sacayağı daha da güçlendi!” Durum böyle olunca AKP “Devrimci” oldu!!! Ana Muhalefet! O “Devrimciliği” AKP’ye kaptırmama gayretinde ama “Tren kaçtı” devletin “Devrimciliği” AKP’nin eline geçti!
Bizim devrimciliğimiz ne olacak? Siyaseti Avrupa merkezli statükoculuğun gölgesinde mi yürüteceğiz? “Demokratik Modernitenin” ihtiyaçlarına göre yeni bir ufuk açıp üçüncü gücü oluşturabilecek miyiz? Liberallerin bizden hırsızladığı akılı kendi ihtiyaçlarına göre düzenleyip devleti güncellemelerini izlemek ve “Yetmez ama evet!” demekten başka çaremiz yok mu??? “Demokrasi paketi sahte ve boştur!” diyen bizlere “Bardağın yarısı dolu! Bardağın dolu kısmını neden görmüyorsunuz?” diyenler bilmeli ki, demokrasi, insan hakları ve özgürlükler bardakla ölçülmüyor. “Bardağın yarısı” ve “Nerden baktığına bağlı” sözleri üçüncü sınıf bir metafor üretme yeteneksizliği olup, kasaba politikacısının laf cambazlığıdır!
Demokrasiyi “Tanrıların rejimidir!” diye kutsamak ve tek tip ulusun mutluluğuna kurban etmek devri bitti! Demokrasi farklı kimlik, kültür, dil ve inançta, bir arada eşit ve özgürce, birbirlerinin değerlerini kabul eden ve saygı duyan insanların rejimidir. Demokrasi her insanın becerileri doğrultusunda eğitildiği ve üretime katıldığı, eşitliğin rejimidir. Türedi burjuvazinin talan devri bitti!   
AKP, asker, dindar, tüccar, bürokrat dörtlüsünü denetimine alarak kendi “Devrimini” yapmıştır. Biz 90 yıldır bu “Devrimin” resmigeçidini izlemekten bitap düştük. Türkiye demokrasi güçlerinin tam da bu konjonktürde demokrasi devrimini yaratma olanağı vardır. Yerel seçimler bunun için bir sınavdır. Ama demokrasi güçlerinin en geniş birliktelik için bir heyecan yaratması, somut bir proje üretilmesi gerek.