
Kafkaesk bir hikaye
Martin Kazinsky, bir sabah işe gitmek için metroya bindiğinde herkes tarafından tanınan biri olduğunu fark eder. Büyük bir şaşkınlık içerisinde insanların neden böyle davrandıklarını anlamaya çalışır. Hiçkimsenin bilmediği ve bilemeyeceği nedeni anlamaya çalıştıkça şöhret sarmalının içinde bulur kendini. Film, hayranlarından kaçan Martin'in TV programına çıkması ile birlikte başından geçenleri anlatmasıyla başlar. Kafkaesk bir hikayenin kapıları, filmi izlemeye başladığımız daha ilk anlarda açılır. Hikaye bir yandan yaşananları anlamak için zihinsel çaba içine girmemizi sağlarken, diğer yandan klasik neden sonuç üzerine kurulu aklımızı zorlar.
Çaresizliği bize yansır
Hırslı olmayan ve sıradan bir hayat yaşamak isteyen Martin'e insanların gösterdiği sevgi ve alaka bütün hayatını altüst eder. Nereye gitse herkes ondan imza ya da fotoğraf ister. Bir noktadan sonra nedenini bulamadığı bu ilgi, aklının sınırlarını zorlar ve onu delilik sınırına doğru götürür. Film, kapitalist üretim ilişkilerinin egemen olduğu imaj çağında, Martin'in kapana kıstırılmışlığı üzerinden hayatımızda egemen olan ilişkileri yansıtır. Martin'in çaresizliği ve gerilimini bir noktadan sonra biz de hissederiz.
Popüler kültür eleştirisi
Martin'in üne kavuşmasını sağlayan güç ise medyadır. Milyonlarca insan, Martin'e olan sempatisini tutkulu bir şekilde gösterir. Filmin merkezine kitleleri belirli bir zaman dilimi içinde, belirli bir davranışa güdüleyen medyanın işlevinin sorgulanmasını alır. Medyanın bu özelliğini deşifre eden film, aynı zamanda güçlü bir popüler kültür eleştirisi yapıyor. Bununla da kalmıyor, gündelik hayatta karşılaştığımız birçok meseleyi yalın bir dille işleyerek içinde bulunduğumuz tehlikelere işaret ediyor.
Sosyal medyanın etkisi
'Süperstar' yeni medyanın insanlar üzerindeki etkisine de odaklanır. Martin'in ünü, geleneksel medya biçimlerinden (Televizyon, radyo,gazete vb.) farklı olarak, yeni medya dediğimiz sosyal medya aracılığı ile yayılmıştır. Geleneksel medya, ünlü olduktan sonra yaşadıklarını işlemeye başlar. Sosyal medya, geleneksel medyanın sermaye odaklı yapısından farklı bir seyir izler. Bilgi görece olarak ideolojik süzgeçten geçmemiş haliyle yer alır. Bu durum iktidar odaklarından bağımsız olarak habere daha kolay ulaşma imkanını doğurmakla birlikte, bazı davranış kalıplarının milyonlarca insanda aynı anda ortaya çıkması insanın iç zenginliğini tehdit eden bir durumu da gösterir.
Sevgi nefrete dönüşür
Popüler kültürün hızlı tüketim alışkanlığı Martin'in ününü ters düz eder. Belirli bir noktadan sonra Martin'in benzer davranışları sıkıcı olmaya başlar ve topluluklar yeni heyecanlar arayışına girer. Medyada tetikte, bu durumu yaratacak ortamı bekler. Bu noktadan sonra kafkaesk durum yine devreye girer. Martin yine nedensiz bir şekilde kitleler tarafından nefret uyandıran bir ikona dönüşür. Tepkilerden dolayı dışarı çıkamaz hale gelir. Popüler kültürün hakikat ile bağının zayıflığını gösteren Martin'in hikayesi, aslında hepimizin bir şekilde gündelik hayatta karşı karşıya kaldığımız birçok davranışın kodlarını çözüyor.
Bayağı ve çapulcu kardeşliği
Film, Türkiye'de yaşanılan tartışmalara güçlü göndermeler yapıyor. Televizyon programında kendini anlatmaya çalışan Martin'e 'bayağı' ifadesinin kullanılmasına kitleler tepki gösterir. Herkes onun aşağılandığını düşünerek ona daha çok sahiplenir. 'Kaybedenin klası vardır' sözünün özetlediği bir durum yaşanır. Artık herkes kenetlenme içinde bu sözcükle kendini tanımlayarak dilin içinde yürüyen mücadeleye de katkı sunar. Sözcükler farklı bir noktadan bakıldığında başka anlamlar kazanır. Tıpkı Başbakan'ın Gezi Direnişi'nde kullandığı çapulcu ve marjinal kelimelerinin bundan sonra daha farkı kullanılmaya başlanması gibi.
ÖNDER ELALDI