Kavramları yerinde kullanmayarak ne kadar sıradanlaştırdığımızın farkındayım. Sürekli tekrarlayarak ve genel geçer bir durum haline getirerek yaşananların ne kadar deforme edildiği de ortada. Sanki yaşanan günlük, sıradan ve olağan bir şeymiş gibi meşrulaştırıyoruz bile diyebilirim farkında olmadan.

Anlatmak istediğim tüm dünyada insanlığın ortak sorunu olan tecavüz. Evet tecavüz bir zihniyet yansımasıdır. Bunun faturasını tabi ki başta biz kadınlar ödüyoruz. Değineceğim nokta en son özgür medya dışında hiçbir yerde alt yazılara bile konu olmayan Bingöl’de yaşanan devletin kirli yüzünün son yansıması. Yazanlarda bir kız tecavüze uğradı deyip geçiyorlar. Bu kadar basit mi? Sanki çok olağan bir olay gibi. Doğru Türkiye de yabancısı olunmayan bir durum ki AKP Hükümeti döneminde daha bir artış gösterdi ne hikmetse… Vatandaşına ilham veriyor olsa gerek… Ne de olsa tecavüz kültürüyle bir nesil yetiştirmek istiyorlar ve tecavüzcü bir nesil yetiştiriyorlar.
Yaşamlarımıza, tercihlerimize, düşüncelerimize ve hayatımızın her alanına müdahale hakkını kendinde gören bir zihniyet zaten irademize tecavüz etmiyor mu her gün? Bunu kabul etmedik diye zindanlara tıkatılmıyor muyuz yıllardır ve her yeni güne polis baskınları ve göz altılarıyla uyanmıyor muyuz direndikçe? Hücum etme, saldırma, saldırı, saldırışsa tecavüz, ülkemizde hiç de yabancısı olmadığımız bir durum da bu sıradan bir olay olduğu anlamına gelmez.
Çewlik’te (Bingöl) 13 yaşından itibaren 2 yıl boyunca bir kız çocuğuna tecavüz eden 6 Türk askeri tahliye edildi. Özellikle Kürt kadınlarının Özgürlük Hareketinin gelişimiyle beraber Kürt kadınlarına karşı bir konsept şeklinde geliştirilen saldırıları yoğunlaştıran AKP Hükümeti birçok yol ve yöntem kullanıyor, Kürt kadınlarını kendi kirli tuzaklarına çekmek için. Özellikle Kürdistan da kadınları ajanlaştırmak için önce evlenme bahanesiyle genç kızları kandıran sonra onlara tecavüz eden ve bununla da bu kızları tehdit ederek ajanlaştıran kirli oyunlar oynanıyor. Geçtiğimiz günlerde bu tür onlarca olay medyaya yansıdı, İHD’ye bu konuda başvurular oldu ve tüm bu tecavüzcüler devletin güvenli kanatları altında korunmaya alındılar. Kimse yargılanmadı, cezalanmadı ve teşir edilmedi, mağdurlar dışında. Bingöl de yine bu caniler serbest bırakıldı ‘vatana hizmet için’ çalışmalarına devam etsinler diye. Devletin varlığını korumak ve bütünlüğünü sağlamak için böyle ‘vatansever askerlere’ ihtiyacı var nede olsa. Ne de olsa tecavüz üzerinden kendini var eden ve varoluşunu sağlayan bir sistemde yaşıyoruz.
Ancak kızdığım devlet değil ki zaten onlardan farklı bir duruş beklemiyorduk. Öfkemiz kendimize olmalı böylesi durumlarda. Çünkü sana haksızlık yapandan medet umarak kendini aşağılamaktan başka bir şey yapmazsın. Ben bizlere, sessizliğimize ve duyarsız duruşlarımıza öfkeleniyorum. Bugün Bingöl’de yaşanan bir kız çocuğunun mağduriyeti değildir, orda yaşananlar geleceğimizdir, yarınımızda başımıza geleceklerdir ve yaşamlarımızdır.
Bundan dolayı bugün Bingöl ve Kürdistan’ın çeşitlik kentlerinde sokaklara çıkan insanların yanında Türkiye’nin dört bir yanından milyonlarca insanın olması gerekiyor. Sokaklar devletten bir şey istemek için değil bu yaşananlara karşı sessiz kalmayacağını belli etmek için dolmalı. Sistemin mahkemelerinden bir sonuç çıkmayacağını zaten biliyoruz, asıl mahkeme insanların vicdanlarıdır bu insanları cezalandıracak olan toplumsal vicdandır ve devleti bu vicdana göre davranmaya zorlamalıyız. Yani hak istenmez hak alınır.
Yazıma Hazreti Ali’nin bizleri ifade eden bir sözüyle son veriyorum. Galiba bu söz yaşananlara en güzel cevap. “Haksızlık karşısında eğilmeyiniz, eğilirseniz hakkınızla birlikte şerefinizi de yitirirsiniz.”
İnsan onurumuzu korumak için bir ses olma zamanı.