
PKK yasağının son mağduru
Almanya'nın Münih kentindeki Rindermark Meydanı'nda 18 Ekim 2014 tarihinde, DAİŞ çetelerinin saldırısı altında bulunan Kobanê ile dayanışma gösterisi düzenlemişti. Gösteriye katılanlardan birisi de Sol Parti Milletvekili Nicole Gohlke'ydi. Elinde PKK bayrağıyla göstericilere hitaben kısa bir konuşma yapan Sol Parti Milletvekili Gohlke, "Bu bayrak altında özgürlük, demokrasi ve insan hakları mücadelesi verildi. Federal hükümetten artık bu bayrağın kriminalize edilmemesini istiyorum" demişti. Gohlke, eylemden sonra polis tarafından kısa süreliğine kimlik kontrolüne tabi tutulurken taşıdığı PKK bayrağına da el konulmuştu. Olayın üzerinden bir hafta geçmeden Federal Meclis ise neredeyse jet hızıyla Gohlke'nin dokunulmazlığını kaldırarak, Kürtlerle dayanışma gösteren vekilin yargılanmasının önünü açtı.
Dokunulmazlığı kaldırıldı
Kararın bu kadar hızlı çıkması Almanya'da 20 yıllık PKK yasağının son mağduru Gohlke'yi de şaşırtmış: "Bir yandan Rojava'da savaşanların siyasi, askeri ve insani açıdan desteklenmesi gerektiği tartışılırken, diğer yandan da bunun paralelinde PKK yasağına uymayanlar hakkında soruşturmalar açmak can sıkıcı, nahoş bir durum yaratıyor. Bu yüzden bu kadar hızlı olması beni de şaşırttı."
Herşeyi hesaba katarak yaptım
PKK bayrağı açarken dokunulmazlığının kaldırılabileceğini hesaba kattığını söyleyen Sol Partili siyasetçi "Meclis'in kararı dışarıya karşı olumsuz bir mesaj veriyor ve PKK yasağının uygulanması gerektiğini öngörüyor" diyor.
PKK'nin siyasi aktör olmasından rahatsızlar
Gohlke'ye göre asıl sorun ise Merkel'in başbakanlığındaki koalisyon hükümetin PKK'yi bir aktör olarak görmek istememesinden kaynaklanıyor. Muhalif Sol Parti'de siyaset yapan milletvekili, Almanya'nın sorunlu Kürt politikası konusunda şunları söylüyor: "Federal hükümetin tavrına baktığımızda şöyle bir şey ortaya çıkıyor; PKK'yi ve ona yakın organizasyonları bir aktör olarak görmek istemiyor, özellikle de Şengal ve Kobanê'de oynadıkları rolün üstünü örtbas etmeye çalışıyor. Diğer yandan da güçlü bir şekilde peşmergeleri harekete geçirmek istiyor. Çünkü hükümetin gözünde peşmergeleri desteklemek en kolayı. Aynı zamanda hükümet 'iyi Kürtler', 'kötü Kürtler' oyununu da sergiliyor. Fakat sahada işler farklı yürüyor ve bu da ciddi bir sorun yaratıyor. Şengal'de Êzîdîleri koruyan ve kurtaran PKK ve ona bağlı güçlerdi. Şu anda Kobanê'de DAİŞ'e karşı mücadele edenler de YPG ve YPJ'lilerdir. Öncelikle bu çelişkiye dikkat çekmek istiyorum."
Türkiye-Almanya ilişkileri
"Peki daha ne zamana kadar bu çelişki sürecek? Almanya'nın bu politikası kaynağını nereden alıyor?" sorusuna ise Gohlke şu yanıtı veriyor: "Yıllardır, hatta on yıllardır Federal Alman hükümeti Kürtlere karşı kötü bir politik yürütüyor. Çünkü Almanya yıllar önce NATO üyesi olan Türkiye'nin politikasını olduğu gibi okumayı kabul etmişti. Yani yıllar önce Türkiye'nin 'PKK ve Kürt özgürlük hareketi terörist bir örgüttür' görüşü Almanya tarafından da kabul gördü. Bunu ilkesel olarak eleştirmek gerekiyor. Şimdi federal hükümet zor durumda, çünkü Kürtlerin, PKK'nin, YPG ve YPJ'nin iyi bir rol oynadıklarını görüyor. Gözünü biraz açan herkes, demokratlar için en iyi partnerin bu güçler olacağını görecektir. Fakat aynı zamanda NATO partneri ve ekonomi ortağı Türkiye ile de aranın bozulmaması isteniyor.’’
Birçok çevre ‘kaldırın’ diyor
PKK yasağının kaldırılmasın gerektiğinin artık sıkça dile getirilen bir görüş olduğuna da vurgu yapan Gohlke, "Sol Parti, Yeşiller, SPD ve hatta CDU'nun bir kesimi de böyle düşünüyor. Ayrıca PKK ile diyalog kurulması gerektiği konusunda herkes hem fikir. Ama sonuç olarak Dışişleri Bakanı Steinmer 'Türkiye'yi kızdıracak bir şey yapmamalıyız' dedi. Bence hükümet şu anda bu noktada duruyor. Türkiye gibi okumanın sona ermesi için baskı yapılmalı" diyor.
Yasak Kobanê'yi de etkiliyor
"Almanya'daki PKK yasağı ve AB'nin 'terörist örgütler listesi' Kobanê'de direnenlerin işini zorlaştırıyor" diyen 39 yaşındaki milletvekili, "Ayrıca buradaki Kürtler bu yasakla kriminalize edildi ve damgalandı. Yasak aynı zamanda Kürtlerin Almanya'daki uyumunu da engelleyen bir faktördür. Kürtler uzun yıllar 'terörizmle' eş anlamlı olarak kullanıldı. Özellikle Bild gazetesi bunu Türk basınından olduğu gibi aldı" tespitlerinde bulundu. Yasağın Alman solu açısından da olumsuz sonuçlar ortaya çıkardığına dikkat çeken Gohlke, "Taleplerimizden dolayı biz de şüpheli duruma düşüyoruz. Örneğin şu anda Kobanê direnişine yönelik taleplerimizden dolayı şüpheli konumundayız. Kesinlikle bu kabul edilemez" diyerek yasağın bir an önce kaldırılması talebini yineledi.
Bu süreci iyi kullanmalıyız
Sol Partili siyasetçi, 26 Kasım'da 21'inci yılını dolduracak olan PKK yasağının kaldırılması için de yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: "Şu anda yaşanan gelişmeler ve özellikle de Kobanê'deki direniş PKK yasağının anlamsızlığını dile getirmemiz için önemli bir fırsat veriyor. Türkiye'de ve diğer Kürt bölgelerinde Kürtlerin verdiği mücadelenin meşruiyetini tartışmanın zamanı geldi. Bu süreci kullanılmalıyız. Kürtler yasağa karşı Alman solu ve demokratlarıyla ortak çalışmalar yürütmeli. Zaten Kasım ayı sonunda yasağın yıldönümü ve Aralık'ta da eyaletlerin içişleri bakanlarının katılacağı konferans var. Yasağın kalkması konusunun bakanların gündemine girmesi için baskı yapmalıyız. Ortak hareket edip ve birlikte eylemler yapmaktan yanayım."
YPG ve YPJ'nin desteklenmesi meşrudur
Kobanê’de tehlikelere karşı dayanışmayı yükseltmekten yana olduğunu ifade eden milletvekili, "YPG/YPJ'nin desteklenmesi kesinlikle meşrudur" diye belirtiyor.
Kobanê için yapacak çok şey var
Alman milletvekili Kobanê için yapılması gerekenleri de şöyle özetledi: "Bence Kobanê için en önemlisi; Türkiye'ye daha fazla baskı yapılmasıdır. Biz de Alman hükümetinin Türkiye'ye baskı yapması için uğraşmalıyız. Bir yandan PKK'li savaşçıların geçişi ve insani yardımlar için koridor açılmalı, diğer yandan Türkiye sınırlarını DAİŞ'e sıkıca kapatmalı. Ayrıca bu konunun siyasetin ajandasından silinmemesi için çalışmalıyız ve konuyu sürekli gündemde tutmalıyız. Orada yaşayan insanların mücadelesine dair haberlerin sürekli yapılmasını sağlamalıyız."
Rojava modeline ilgi gösterilmeli
Yaygın Alman medyası ve siyasetinin Kobanê'ye gözünü kapatmış durumda olduğunu savunan milletvekili, "Eğer gerçekten Ortadoğu'daki demokrasi Alman siyasetini ilgilendiriyorsa, Rojava projesine ilgi gösterilmeli. Çünkü Rojava'da hayata geçirilmek istenilen sistem çok kültürlü, bütün etnik-dini grupların içinde yer aldığı bir toplumu amaçlıyor ve bu yerelden demokrasiyi sağlayan bir model. Bu proje bütün Ortadoğu'ya örnek olabilecek bir model. Bu konuda yoğun görüş alışverişi yapmalıyız, Alman kamuoyunun da buna katılmasını istiyorum" diyor.
HABER MERKEZİ