
Bugünlerde tüm sokaklarında acı feryatların yükseldiği Cizre'de devletin soykırım saldırıları evlatsız anne babalar ve anne babasız evlatlar bıraktı geriye. Devletin saldırılarında katledilen 27 yaşındaki Şivan Cebrail Mungan'ın üçüncü çocuğu babası katledildikten bir hafta sonra dünyaya geldi. Abluka nedeniyle geç kurulan taziye için gittiğimiz evde bizi baba Mehmet ve anne Emine Mungan ile Mungan'ın Kemal (4) ve Agit (2) ismindeki iki çocuğu karşılıyor. Ancak içeriye girince öğreniyoruz ki Mungan'ın katledilmesinin üzerinden bir hafta geçtikten sonra üçüncü bir çocuğu daha dünyaya gelmiş. Cizre'nin Besta Beleka Köyü'nde dünyaya gelen Mungan Ailesi ile birlikte 1990'larda da devlet zulmüne maruz kalmış ve Cizre'ye yerleşmiş.
Çocuklarının cenazesine katılamadılar
Tanıyanlar Mungan'ı küçük yaşlardan itibaren birçok işte çalışarak ailesini geçindiren bir emekçi ve çevresi tarafından sevilen, saygı duyulan bir olarak anlatıyor. Mungan'ın bir kardeşi de "örgüt üyeliği" iddiası ile 6 yıldır cezaevinde. Cizre ablukasının ilk ayında katledilen Mungan çok sevdiği kentine abluka nedeniyle gömülemedi ve Silopi'de katledilen Kürt kadın siyasetçiler DBP PM Üyesi Sêvê Demir, KJA üyesi Fatma Uyar ile Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır'ın da aralarında bulunduğu 11 kişiyle birlikte Şırnak'ta defnedildi. Cizre'de abluka altında olan Mungan'ın ailesi ise kendi çocuklarının cenazesine katılamamanın üzüntüsünü yaşıyor ve çocuklarının taziyesini daha yeni kurduklarını belirtiyor.
Bir Şivan daha doğdu!
Oğlunun Kürdistan halkı tarafından layıkıyla defnedildiğini öğrendiğini aktaran Mungan'ın babası Mehmet Mungan'ın ilk sözleri "Oğlumun eşi hamileydi. Katledilmesinin üzerinden bir hafta geçtikten sonra gelinim doğum yaptı. Torunumun adını Şivan koyacağım. Oğlumun da adı aslında Şivan'dır. Devlet Şivan ismini kabul etmediği için kimlikte Cebrail yazdırdık. Şimdi de onun çocuğunun ismini Şivan koyacağım. Devlet yine kabul etmese de onun da adı Şivan olarak kalacak" olurken, beşiğinde uyuyan Şivan bebek içeriye getiriliyor.
Oğlunu "Halkına, dostlarına, arkadaşlarına bağlı yurtsever bir genç" olarak tanımlayan baba Mungan, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ahlaklı ve mert bir gençti. Her zaman iyi ve mert insanlarla dolaşırdı. Hiçbir zaman kötü kişilerle arkadaşlık etmezdi. Doğru yoldan hiç ayrılmazdı. Onu anlatmakla bitiremem. Arabası vardı mesela. Her ay açık görüşe giderdik kardeşini görmeye. Gittiğimiz zaman çocukları Siirt cezaevinde olan aileleri arardı ve hepsini yanında götürmeye çalışırdı. Oğlum bana karşı hiçbir zaman saygısızlık yapmamıştır. Oğlum şehitlerin anısına bağlı kalarak onların yolunda onurlu bir şekilde şehit düştü. Ben de oğlumun ve bütün şehitlerimizin yolunda gideceğim. Onların yolundan ayrılmayacağız."
'Onunla gurur duyuyorum'
Şivan'ını anlatan anne Emine Mungan ise en büyük çocuğu olduğunu söylüyor. Oğlunun Cizre'de 9 gün süren ilk sıkıyönetim saldırıları sırasında yaralandığını aktarıyor anne Mungan ve devam ediyor sözlerine: "Yaralıydı eve geldi. Biraz dinlendikten sonra yemek yedi. Daha sonra oğlu Kemal'i alıp dışarıda biraz dolaştırdı sonra eve geldi ve ablasına gideceğini söyledi. Ne ettiysek evde tutamadık ve ablasına gitti. Yasak başladı ve kimse kimseyi artık göremedi. Arkadaşlarının arasında devamlı neşeli, güler yüzlü, cana yakın, fedakâr ve cesur bir gençti. Oğlumla gurur duyuyorum. Şeref ve namus yolunda canını feda etti. Kötü bir yolda gitmedi benim canım oğlum. Onun anısına sahip çıkacağız. Oğluna onun ismini verip onu yaşatacağız."
Anne Mungan oğlunun cenaze törenine katılamadığına hayıflanıyor ve sözlerini "Taziyemiz sona erdikten sonra gidip mezarında oğlumu ziyaret edeceğiz" diye tamamlıyor.
DİHA